Kavganın arenası olarak, Türkiye AKP’nin hükümette olması nedeniyle tercih edilmiş durumda.
Türkiye’nin kırılma noktası referandum paketiydi.
O dönem yazılarımdan beni takip eden okurlarım hatırlayacaklardır.
Referandumda oylanan paketin içindeki o (HSYK, ANAYASA MAHKEMESİ VE MAHKEMELERLE İLGİLİ) 3 maddeyi şöyle tarif etmiştim.
Referandum paketini 1 bardak süte benzetmiştim.
1 bardak süt karşıdan bakıldığında sağlığa yararlıdır diye anlatılır, ancak bu sütün içinde üç tane zehirli böcek var faydalı diye içilen sütle birlikte bu zehir içildiğinde vücuda zehir alınmış olacak diye tarif etmiştim.
O dönem maalesef birbiriyle alakası olmayan çeşitli maddelerden AKP hükümetince oluşturulan ve Türk seçmenin önüne çıkarılan bu paketin içindeki bu zehirli üç madde “evet” oylarıyla vücuda alınmış oldu.Şu anda bu zehir vücutta yani ülkemizde etkisini göstermiş vaziyette.
Bu ülkede MİT müsteşarının yargılanmaması için kanun çıkarıldı.
Hakimler ve Savcılar itibarsızlaştırıldı.
Hukuk ve adalet bağımsızlığını kaybettirildi, bu referandumdaki maddelerin hayata geçirilmesi yüzünden adil olmayan kararları alabiliyor.
Ülkenin değerleri TSK’nın mensupları bir buhran döneminin içinde tutuldu.
Ergenekonlar, Balyozlar, ıslak imzalar, Bülent Arınç’a suikast birer senaryoydu.
Dinlemeler, izlemeler bu ülkenin kozmik odasına girildikten sonra meydana çıkmadı mı düşünsenize.
Dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı çıktı “kandırıldık” diyerek işin içinden çıkmaya çalıştı.
Sormak lazım kandırılmaya müsait birinin ülkenin başında ne işi var.
Sen devletsin, sen adın üstünde hükümetsin.
Daha sonra dolarlar, milyarlık saatler, kaçak altınlar, tapeler sürecini biliyorsunuz zaten.
4 tane bakan sadece istifa ettirildi ve işte o referandumda evet denilerek hukuk ve adaletin kırılma noktasındaki maddeler yüzünden süreç döneme göre yapılan yasalarla savuşturuldu.
Mantıklı bir seçmen olarak düşünün şimdi.
Bakanlar istifa etti ise demek ki iddialarla ilgili rahatsızlıklar vardı ve geriye de dönmediler.
Şimdi düşünün niye yargının önüne çıkarılmadılar.
Yargılanıp suçlu veya suçsuz olduklarını belirleyecek mahkemeler dışındaki mekanizmalar yeterli mi?
İçiniz rahat ediyor mu?
Paralel yapı diye isimlendirdikleri kesimle şimdi yine ayarını bozdukları adalet ve hukuk içinde öç alma savaşı sürdürülüyor.
Döneminde TSK, gazeteci ve aydın kesimin fertleri üzerindeki yıldırma, mobing için yalama olmuş, somunu sıkmayan gevşek kalan adalet makinesi kayış kopardı ve devre dışı kaldı.
Vicdanlar kanıyor.
Evrensel hukuk ülkemizde hakim değil.
Her dönemde yaşanan bu garabet ve hukuk rezaletleri için bağımsız yargının olmadığı ülkede nefes alıp vermek vicdanlı tüm vatandaşları rahatsız ediyor.
Esen intikam rüzgârı yüzünden, hükümet kudretiyle adalet üzerindeki oynamalar ve hukuksuzluklar aile dramları yaşatıyor ve pisi pisine Niyazi olanların sayısı da her geçen gün artıyor.
Kendi kavgalarındaki intikamları için hükümet olma kudretini kullananda AKP’den başkası değil şu anda.
Bu kavga ülke insanının değil.
Kavganın tarafları AKP ve cemaat.
Vicdanları kanatan kararlar evrensel hukuk kurallarının yaşanması gerektiğine inanmış herkesi rahatsız ediyor.
Bir kesim ise kavgayı seyrederken şöyle düşünüyor.
Cemaat eliyle döneminde yapılan haksızlıkların şimdi hükümet tarafından cemaate yakın kişilere uygulanmasını hak olarak görüyorlar.
Bu kararlara da karşı çıkmak hukuka inanan insanların refleksi olmalıdır.
Hayır, döneminde yapılan haksızlıkların altında iradesi olanlar yine evrensel hukuk kuralları içinde cezalandırılmalıdır.
Hukuksuzluğu yapanları hukuksuzlukla cezalandırmaya çalışmakta en büyük hukuksuzluk değil midir?
PEKİ ADALET VE HUKUKUN TECELLİ ETMESİ İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?
Hukuk ve Adaletin yeniden bağımsız olması verilen kararların vicdanları kanatmaması için tek yol var.
Mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığı bozuk düzenin değişmesi için tek yol var.
Bu ülkenin imkânlarını kendilerine yönelten, dolarları ayakkabı kutularına dolduranların, bu adaletsizliği oluşturanların adaletle tanıştırılması için tek yol var.
Vatandaş olarak günü birlik siyasi düşünmek şu an bizim için lüks.
Ülkedeki hukuksuzluk gün gelecek hepimizin kapısını çalacak.
Bu kavga yüzünden ülke zaman kaybediyor.
Bu kavgayı yapanların arasına her iki kesime de hakemlik yapacak bizlerin kullanacağı oy.
AKP’yi derhal bu ülkenin başından almamız gerekiyor.
İsminde “ADALET” olan parti son süreçte maalesef adalet çarkını kırmış,yere düşürmüş ve kullanılamaz hale getirmiştir.
7 Haziran bu ülkede “hukukun üstünlüğü” ilkesinin yeniden hayat bulması için bir fırsattır.
Türkiye dünyaya rezil olmuş durumdadır.
Hepimiz aynı gemideyiz ve gemi adaletsizlik ve hukuksuzluk yüzünden bu çatlaklardan giren su yüzünden alabora olma tehlikesi geçiriyor.
Türk halkı olarak bu çatlakları kendi parmaklarımızla tıkayacağımız tek çare sandığa atacağımız oylardır.
O sözü yeniden hatırlatmak isterim.
“Ayarını bozduğunuz kantar, gün gelir sizleri de tartar “
Mustafa Temiz
mustafatemiz.com.tr@gmail.com
