KIRMIZI ET SOFRALARDAN NASIL ÇEKİLDİ? / Ahmet Orhan Yazdı...

Fiyatlar da krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Avrupa’da toptan karkas sığır eti fiyatları 3–7 avro bandında seyrederken, Türkiye’de sıradan kıymanın kilosu 900 liraya dayanmış durumda.

KIRMIZI ET SOFRALARDAN NASIL ÇEKİLDİ? / Ahmet Orhan Yazdı...

Sessiz sedasız kaybolan şey, sadece bir ürün değil; iktidarın ekonomi yönetiminin bedeli olarak dar gelirlinin sofrasından eksilen temel bir besin kaynağıdır.

Son dönemde özellikle tavuk döner kaynaklı zehirlenme vakalarının artması da bu tablonun başka bir yüzünü gösteriyor. Kırmızı ete ulaşamayan milyonlar, çaresizce daha ucuz olan tavuğa yöneliyor ve bu durum sağlıksız, denetimsiz üretimin hedefi hâline gelmelerine yol açıyor.

İktidarın sebep olduğu yoksulluk artık yalnızca “açlık” değil, aynı zamanda bir halk sağlığı krizine dönüşmüş durumda. Yoksulluk, “az yemek”ten öte, “riskli yemek” anlamına geliyor.

Kırmızı etin insan sağlığı açısından taşıdığı önem bilimsel olarak açık. İçerdiği yüksek kaliteli protein, B12 vitamini, demir ve çinko; çocukların beyin gelişiminden bağışıklık sistemine, kas yapısından zihinsel performansa kadar pek çok alanda hayati rol oynuyor. Bugüne kadar kırmızı etin bu besleyici değerlerini tam olarak karşılayabilecek alternatif bir gıda geliştirilemedi.

Buna rağmen yanlış ekonomi politikaları sonucu Türkiye’de milyonlarca insan kırmızı ete ayda bir kez bile ulaşamaz hâle geldi.

Avrupa ve Amerika ile yapılan karşılaştırmalar tabloyu daha da netleştiriyor. Gelişmiş ülkelerde kişi başı yıllık kırmızı et tüketimi ortalama 30–40 kilo (ABD’de 80–90 kg) seviyesindeyken, Türkiye’de bu rakam 15–17 kilo civarında. Yani ortalama bir Avrupalı, bir Türk vatandaşından neredeyse iki kat fazla kırmızı et tüketebiliyor. Bu fark bir tercihin değil, doğrudan alım gücü çöküşünün sonucudur.

Fiyatlar da krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Avrupa’da toptan karkas sığır eti fiyatları 3–7 avro bandında seyrederken, Türkiye’de sıradan kıymanın kilosu 900 liraya dayanmış durumda. Dövizle bakıldığında “ucuz gibi görünen” et, Türk lirası ile yaşayan milyonlar için tamamen ulaşılmaz hâle geliyor. Avrupa’da bir hayvanın kemikli gövdesi, Türkiye’de bir ailenin sadece yarım kilo kıyma alabilme gücü ile yarışıyor.

Tabloyu daha da vahim hâle getiren bir diğer unsur ise kurumların başındaki isimler hakkındaki etik tartışmalar. Kırmızı et ve süt piyasasını düzenlemekle görevli Et ve Süt Kurumu’nun başkanının, Macaristan’da et ticareti yapan bir şirketle bağlantılı olduğuna dair iddialar uzun süredir konuşuluyor. Bu iddialar doğruysa ortada basit bir yönetim hatası değil, açık bir “çıkar çatışması” vardır. Daha da önemlisi, bu iddiaların siyasi irade tarafından görmezden gelinmesi, yaşananların bir ihmal değil, bilinçli bir tercih olduğu kuşkularını artırıyor.

Bugün yaşanan ekonomik ve ahlaki çöküşün arka planında yıllardır süren hayvancılık politikaları var. Yem maliyetleri katlandı, küçük üretici desteklenmek yerine tasfiye edildi, meralar rant düzenine kurban edildi. Plansızlık, günübirlik kararlar ve ithalatla sorunun üzerini örtme anlayışı, Türkiye’yi et üretiminde dışa bağımlı hâle getirdi.

Üretmeyen bir ülkenin halkının sağlıklı beslenmesi mümkün değildir; bunun siyasi sorumluluğu ise bellidir.

Bugün Türkiye’de kırmızı et sadece kasap tezgâhlarından değil; çocukların gelişiminden, dar gelirlilerin sofrasından ve toplumun genel sağlığından çekilmektedir. Bu mesele artık sadece ekonomik bir sorun değil, doğrudan bir yönetim ve politika sorunu hâline gelmiştir.

Bir ülkede insanlar çocuklarına düzenli olarak et yediremez duruma gelmişse, bu artık mutfağın değil, iktidarın meselesidir.

8 Aralık 2025

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER