BAHÇELİ’NİN YENİ İTTİFAK ÇIKIŞI:
GERÇEK Mİ, GÜNDEM OYUNU MU?

Devlet Bahçeli, yine yaptı yapacağını.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika ziyareti öncesi ortaya attığı “Türkiye, Çin ve Rusya ile yeni bir ittifak kurabilir” –TRÇ– söylemi bir anda manşetlere taşındı.
Peki, ortada gerçekten yeni bir stratejik hamle mi vardı?
Elbette hayır!
Çünkü Bahçeli hafta sonu, kendi partisinin sesi sayılabilecek Türkgün Gazetesi’ne verdiği seri röportajda işin aslını açıkladı:
Bu sözler NATO’ya alternatif değilmiş, Avrupa Birliği’ni de karşısına almıyormuş.
Sadece ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinden bahsediyormuş.
O halde soralım: Bunu bilmeyen var mıydı?
Türkiye yıllardır hem Rusya hem Çin ile zaten ticaret yapıyor.
Ülkemiz doğalgazda Rusya’ya, sanayide Çin’e bağımlı hâle gelmiş durumda.
Üstelik bu ilişkilerde Türkiye hep kaybeden taraf.
Çin’den ithalatınız katlanıyor, Rusya’dan enerji faturasını ödüyorsunuz ama ihracatınız aynı oranda artmıyor.
Yani kasadan çıkan para hep girenden fazla.
İşte Türkiye’nin “Çin-Rusya gerçeği” budur.
Tam bir müflis tüccar örneği!
MHP lideri Bahçeli’nin çıkışı işte tam da bu yüzden bir “ittifak vizyonu” değil, basit bir gündem mühendisliğidir.
Bir gün “Apo’ya kurucu önder” diyerek,
başka bir gün rakamlara (9) oynayarak,
bir başka gün ise tarihten örnek vererek gündem yaratmayı nasıl başarıyorsa, bu defa da “yeni ittifak” diyerek ilgiyi üzerine çekti.
Doğrusunu söylemek gerekirse tebriki hak ediyor.
Burada sorulması gereken asıl soru şudur: Türkiye’nin Çin ve Rusya ile ilişkilerinde neden dengeli bir ticaret sağlanamıyor?
Neden bu ülkelerden yapılan ithalat, ihracatın kat kat üzerinde seyrediyor?
Ekonomik olarak bağımlı hâle gelmiş bir Türkiye’nin gerçekten bağımsız dış politika üretebilmesi mümkün mü?
Bahçeli’nin sözleri bu sorulara cevap veriyor mu?
Ne yazık ki koca bir hayır.
Türkiye için mesele, ittifakların manşetlerde nasıl tartışıldığı değil, bu ittifaklardan ekonomiye ne tür kazanımlar sağlandığıdır.
Çin ve Rusya ile gerçek anlamda dengeli bir ticari ilişki kurulmadıkça, bu tür açıklamalar sadece siyasi şov olarak kalacaktır.
Bahçeli’nin sözleri ise bir kez daha, Türkiye siyasetinde gündem yönetmenin, gerçek sorunların üstünü örtmek için nasıl ustaca kullanıldığını göstermektedir.
Şunu unutmayalım: Türkiye’nin geleceğini, Bahçeli’nin manşetlere atacağı parlak ama içi boş sözler belirlemeyecek.
Asıl mesele, bu ülkenin dış ticaretini dengeleyip dengeleyemediği, ekonomisini bağımlılıktan kurtarıp kurtaramadığıdır.
Gerisi sadece laf kalabalığıdır.
29 Eylül 2025
Ahmet Orhan