
İttifaklar netleştikçe vatandaşlarımız çok farklı cümleler telaffuz etmeye başladı...
Bunlardan bazıları “ yapacak bir şey yok, buna rağmen oy vereceğiz”...
“Bağrımıza taş basacağız ama oy vereceğiz “.
Bu mecbur bırakılma ifadeleri aynı zamanda seçmene istemediği sorumluluğun yüklendiği şeklinde de yorumlanabilir.
İttifakların büyümek için yaptıkları stratejik hamleler beraberinde böyle sonuçlar getirmekte.
İyileşmek için bir ilaç alırsın ama yan etkisine de katlanırsın bundan kaçış yok.
Gönül rahatlığıyla oy verebilmek galiba bu seçimde hiç kimse için mümkün olmayacak.
Şimdi bir düşünün Kılıçdaroğlu’na oy vermeyi düşünen bir Türk Milliyetçisini, HDP’nin varlığı onu tekrar düşünmeye zorlamayacak mı?
Erdoğan’a oy verebilecekler için de aynı şey geçerli...
Aynı seçmen kitlesi için HÜDA-PAR’da çok farklı bir etki bırakmayacaktır.
Türk Milliyetçisi seçmenlere yapılan bu dayatmanın öngörüldüğünden ciddi şüphelerim var.
Ancak, her iki büyük ittifak ta benzer tercihleri yaparak tabiri caizse “kırk katır mı yoksa kırk satır mı” demektedirler!
Şüphesiz ki tam bir dayatma olan bu durum hiç de demokratik değildir.
Dayatma olarak tanımlanabilecek başka olgular da söz konusudur...
Yani tercihte zorlanan yalnız milliyetçi seçmen değildir.
Erdoğan’a oy vermeyi düşünen sosyal demokratlar, sağduyulu liberal seçmenler ve katıksız cumhuriyetçi seçmenlerin de kafası çok karışmış durumdadır.
İnanıyorum ki onlar da hiç rahat değillerdir.
Yeniden Refah Partisinin Cumhur İttifakına katılmak için öne sürdüğü 30.başlıkta sıraladığı şartlar arasında söz konusu kitlenin kabul etmeyeceği talepler mevcuttur.
Öte yandan Milli Görüşçüler ’in de ittifak tercihi bakımından kafaları karışmıştır.
Kurucu liderleri Erbakan’ın oğlu ve partisi bir tarafta, genel başkanlığını yaptığı parti ve kadim yol arkadaşı diğer tarafta.
Gördüğünüz gibi tablo oldukça karışık.
Ortaya çıkan bu durum; bazılarımıza beş-on milletvekilliği için asırlık ideallerin pazarlandığını düşündürmektedir.
Ama ben dediğim gibi, demokrasimiz açısından değerlendirmeyi tercih ediyorum.
Bu durum karşısında belki de diyeceksiniz; başka Cumhurbaşkanı adayları da var, onlara oy versinler. Burada demokrasinin altın kuralını hatırlatmak isterim; Alternatif olmayan aday demokrasiye katkıda bulunmaz, rejimimizi ihya edemez!
Bununla birlikte bu saatten sonra bu seçimde yapacak pek bir şey olmadığını da kabul ediyorum.
Netice itibariyle, tam bir gönül rahatlığıyla oy verebilmek bir başka bahara kaldı gibi görünüyor.
Bu arada oluşturulan korku dilini, ihanet söylemlerini fark etmediğimiz zannedilmesin.
Bu söylemlerle birileri kazançlı çıkacaklarını düşünebilirler.
Ancak uzun vadede milletimizle birlikte onlarda kaybedeceklerdir.
Bu durum gerçekten ülkemizin geleceği ve milli bütünlüğümüz için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.
Liderlerin söylemlerini ciddiye alırsanız ülkemizin neredeyse yarısı devlete, millete ve tüm değerlerimize ihanet halindedir.
Güya sözde mevcut olan ihanete yalnız onlar engel olabilirlermiş!
En çok milletimizin ve devletimizin bekasını onlar düşünmektelermiş!
Dünyada gelişmiş hiçbir demokraside böylesine bir alçaltıcı söyleme rastlayamazsınız.
Bu türden söylemler, kutuplaştırıp hatta düşmanlaştırarak kolayca yönetme yaklaşımından farklı bir şey değildir.
Milletimiz bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gördüğünde, ne bu politikalar, ne de bu anlayıştaki politikacılar iktidarı ele geçirecek zemin bulamayacaktır.
Yaşamakta olduğumuz tüm toplumumuzu içine alan durum, tam anlamıyla uygulanmakta olan yeni sistemin yani “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin yarattığı ağır tablodur.
Milli İradenin sağlıklı olarak yansıtılabilmesi için yönetim sistemimizin elden geçirilmesi zorunluluk haline gelmiştir.
Adı her ne olacaksa, bizim ihtiyaçlarımızı karşılaması mümkün olmayan mevcut yönetim sistemi mutlaka değiştirilmelidir.
Aksi takdirde iktidar uğruna benzemezleri bir araya getiren, koalisyonlara rahmet okutan bu ittifak anlayışı toplumsal huzurumuzu temelden dinamitleyecek potansiyele sahiptir.
Unutmayalım ki zor da olsa hatadan dönmek fazilettir.
15 Mart 2023
Ahmet Orhan
Yalnız burada bir şeyin altını çizmek lazım hüda par ile HDP aynı değil yani birinin halihazırda ilişkide olduğu PKK ve PYD gibi eli silahlı terçr örgütleri var