
Geçenlerde “Detoks “ ile ilgili bir makale okudum.
Meğer ne kadar yaşamsal faydaları varmış.
Aynen şöyle yazıyordu; Yıllar içerisinde aldığımız nefes, içtiğimiz içecek ve yediğimiz işlenmiş gıdalar, yaşadığımız stres vücudumuzda kolay atamayacağımız toksit birikim oluşturur.
Bu da beraberinde birçok hastalık ve sorun getirir.
Anladım ki “detoks” prensip olarak bu toksinlerin vücuttan atılmasını ve yerine antioksidan alınmasını temel alırmış.
Size belki tuhaf gelecek ama detoks bilgilerini okurken aklıma ülkemiz ve siyaset dünyamız geldi.
“Ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim.
Detoks ile siyasetin ne gibi bir benzerliği olabilir?
Bu konunun üzerinde biraz düşününce, kuvvetle muhtemel siz de benimle aynı düşünceyi paylaşacaksınız.
Bir düşünsenize, yıllar boyunca ülkemize çöreklenmiş rüşvet, talan ve soyguncuların vücudumuzdaki toksinlerden ne farkı var?
Kim istemez toplumumuz bünyesindeki bu zehirli olgulardan kurtulmayı?
Elbette bu toplum düşmanı kötü özellikleri hayatına sokmamış büyük çoğunluk isteyecektir.
Bu benzetme ilk anda zorlama fantezi gibi gelebilir...
Ancak kesinlikle milli varlığımızı her yönüyle kemiren toplu bir kötülükle karşı karşıyayız.
Türkiye’nin ahlaktan sanata, ticaretten üretime, özellikle de siyasette ivedi olarak uygulanacak bir detoks işlemine ihtiyacı vardır.
Böylesi bir detoksu millet olarak neden başarmayalım, değil mi?
Tarih boyunca Millet olarak bunu daha önce çok kez başardık.
Şimdi de başarabiliriz.
Tabii ki meşru ve demokratik metotla...
Yani kısıtlı alternatiflere rağmen sandıkta olmalı!
Yıllar boyunca vücuda iyice yerleşmiş ve hatta vücudun bir parçası haline gelmiş rüşvet, iltimas, rantiye, haksız kazanç, dolandırıcılık, tokatçılık, irtikap, hırsızlık, yolsuzluk vb. tüm toplumsal parazitlerden bir anda olmasa kısa sürede kurtulmak...
Sizce de harika olmaz mı?
Söz konusu kurtuluş, tıpkı insan vücudunda olduğu gibi iyileşmek için kısa süreli bir istirahati, yani durağanlığı zorlayabilecektir.
Bu kısa süreli zafiyet inanın ardı sıra çok daha sağlıklı bir toplumsal yapı söz konusu olacaktır.
İsterseniz gelin, konuya bir de tersinden bakalım.
Birikmiş olan toksinler temizlenmezse hastalığın daha büyük problemlere neden olması kaçınılmazdır.
Allah korusun tarihe yön vermiş aziz Türk Milletini layık olduğu konuma getirmek çok daha zor olacaktır.
Hatta belki de hiç mümkün olmayabilecektir.
Yaşadığımız hayat pahalılığı, yolsuzluk, enflasyon gibi hastalıklardan kurtulmamız için ciddi anlamda detoksa ihtiyacımız var.
Toksinler gitmeli ve antioksidanlar bünyeye gecikmeden dâhil olmalı!
Ülkeyi yönetecek hangi siyasi kadro olursa olsun, 11-12 yerden maaş alan soyguncu yapı yerine liyakat sahibi ve ahlaki değerleri olan insanların gelmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Türk milleti bize yakışmayan hiçbir ahlaki değeri olmayan bu zihniyetten ivedilikle kurtulmalıdır.
Tarihin birçok döneminde olduğu gibi 84 Milyon Anadolu insanının, 300 milyonluk dünya Türklüğünün, İslam Âlemi ve tüm insanlığın yüksek ahlakla donanmış Türk Devleti ve Milletine ihtiyacı vardır.
Goebbels tarzı yoğun ve yalan propaganda ile birileri kendilerini vazgeçilmez ve alternatifsiz gösterseler de unutmayalım ki Türk Milleti en çaresiz anlarında bile güçlü liderler çıkarmış bir millettir.
Türk anaları neler doğurur, yeter ki biz farkında olalım.
Bizim dünyamızda ümitsizliğin yeri olamaz!
Heyecanı ve yaratıcılığını kaybetmiş tüm aklını ve bilgisini nefsine köle yapmışlardan kurtulmanın yegâne yolu olan bir toplumsal detoksun zamanı gelmiştir.
Umarım önümüzdeki seçimler de ülkemiz için bir detoks etkisi yapar ve köklü bir temizlik sağlanır.
Üstelik iş bununla da bitmiyor.
Bir daha böylesi parazit ve mikroplarla mücadele etmemek için sağlıklı beslenmeye ve sağlıklı yaşamaya ihtimam göstermeliyiz.
Toplum olarak harika çözümler ürettiğini iddia eden efsuncuların yerine, bilimin ışığında yöneten kadrolar kurmayı becermek, bir daha bizi geriye götüren yapılardan kurtarmanın asgari şartıdır!
21 Mart 2023
Ahmet Orhan
Tek kelimeyle mükemmel bir yazı. Elinize sağlık bu kadar mı güzel anlatılır