Güvenlik Meselesi / Ahmet Orhan Yazdı...

Aksini kim ne söylerse söylesin, Türkiye 21. Asırda tarihinin en zor günlerine ayak basmış durumdadır.

Güvenlik Meselesi / Ahmet Orhan Yazdı...

Aksini kim ne söylerse söylesin, Türkiye 21. Asırda tarihinin en zor günlerine ayak basmış durumdadır.

Söz konusu zorlukların temelinde birincil olarak ekonomik sorunlar gelmektedir.

-Sayıları nerdeyse 10 milyona ulaşan emekliler, almakta oldukları 7500 liralık maaşlarına bir kuruş bile zam almadan büyük fiyat artışlarına rağmen yaşamlarını sürdürme uğraşı içindedir.

-Her geçen gün mesleklerini, evlerini topraklarını terk etmekte olan çiftçiler, başta mazot olmak üzere tarımsal girdilerdeki fiyat artışlarına rağmen bir yıldan bu yana değişmeyen tarlada teslim fiyatlarına inat üretmeye direnseler bile kuraklığa teslim olmuşlardır.

-Sanayicilerimiz ise döviz kurlarındaki birkaç ay içinde yüzde35-40’lara ulaşan artış karşısında üretme yeteneklerini kaybetmiş, ihracatımızdaki artış durma noktasına gelmiştir.

-Başta perakende sektörü olmak üzere küçük esnaflar tamamen yok olma noktasındadır.

Süper market zincirleri bir anlamda kartelleşerek küçük esnafı yok etmektedir.

-Gençliğimizin büyük bölümü için hayat ümit vaat etmemektedir.

-Memur, işçi ve kendi namına çalışanlar içinse haya zorluklarla doludur.

Ekonomik ve sosyal sorunlarımıza dair buna benzer hatta daha üzücü onlarca cümle kurmak mümkündür.

Bir başka aktüel konu, Akbelen ormanlarındaki yanmakta olan ormanlarımıza inat ağaç kesimi ise ne kadar dramatik değil midir?

GÜVENLİK

Ekonomideki gelişmeleri birkaç gün sonra yayınlanacak istatistikler sonrasına bırakmak üzere başka bir konuda birkaç kelam etme arzusundayım.

İstanbul Esenyurt’ta yaşanan ve iki kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan Tekel baskını ülkemizde infialle karşılanmıştır.

An itibariyle güvenlik kamerası üzerinden kimlikleri tespit edilen olayın failleri adalete teslim edilmiş durumdadır.

Ölen ve öldürülenler açısından hiçbir surette hoş görülmesi mümkün olmayan nedenle gerçekleşen cinayetin altındaki nedenlerin tespit edilip tedbir geliştirilmesi devletin asli görevidir.

Cinayete karışan kardeşlerin hepsinin suç kaydı olmasına rağmen cinayette kullanılan silahın ruhsatlı olması da son derece dikkat çekicidir.

Kadın cinayetleri, alacak-verecek nedenli cinayetler, yol verme tartışması gibi anlaşılması mümkün olmayan kökenli cinayetle sonuçlanan kavgalarda ölenlerin sayısı 1000’i aşmış durumdadır.

Bıçak, balta, döner bıçağı, pala, tabanca gibi ateşli ve ateşsiz silahı eline geçiren binlerce kişi suç işlemekte, büyük yıkımlara neden olmaktadır.

Tam anlamıyla toplumsal cinnet durumudur yaşanmakta olan.

Güzel ülkemiz yaralanma ve ölümle sonuçlanan olayların yıkıcı etkisi altındadır.

Ünlü bir hava yolu çalışanı kabin memuru “Gerek Türkiye’deki şartlar gerekse mevcut düzen, mülteciler, mafyalar, fırsatçılar ve artık orada insanların sokakta yürürken bile öldürüldüğü ülkede yaşamayı kabul etmiyor ve istemiyorum” diyerek iltica talebinde bulunuyor

Geldiğimiz nokta üzücüdür.

Yaşanan cinnet durumunun sosyolojik nedenleri olsa da güvenlik boyutunun önemin ortadan kaldıramaz.

Yalnız Suriye üzerinden 22 milyon silahın Türkiye’de dolaşımda olduğundan bahsedilmektedir.

Diğer yollarla ülkemize giren kaçak silahların sayısının bunu üzerinde olabileceğini ön görmek falcılık olmayacaktır.

Böylesini büyük rakamlara ulaşmış yasa dışı silahın ülkemizde bulunması korkunçtur.

Bu durum güvenlik bürokrasimiz açısından tam bir başarısızlıktır.

Çare devlet görevlilerimizce üretilmelidir.

Nasıl ki terör konusunda başarılı bir noktaya gelmişsek adi olaylarda da başarının temin edilmesi toplumsal huzurumuz açısından kaçınılmaz bir görevdir.

Görev 22 yıldır Türkiye’yi yönetmekte olan Erdoğan hükümetinin boynundadır.

1 Ağustos 2023

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2023, 22:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER