
Oy kaygısı ve kazanma arzusu ne kadar masum ve yasal görünse de bazen felakete sürükleyen eylemlere sebep olabiliyor.
Türkiye’de yaşamakta olduğumuz seçim süreci bu durumun en tipik örneğidir.
İpi göğüsleme beklentisi yüksek olan iki büyük ittifak milli ve üniter devlet anlayışına kökten karşı olan bölücü iki ayrı partiyi barındırmaktadır.
Taraflar kendi bölücüsünü aklama gayreti içerisinde olsa da Türk Milletinin beka meselesi gördüğü devlet anlayışına şiddetle karşıdır.
Bu duruma göre bir tarafta HDP diğer tarafta HÜDA-PAR olunca doğal olarak birinden biri kazanan tarafta olacak.
Pazarlık yaparak anlaştıklarını düşünürsek, demek ki en az biri pazarlıkta istediklerini elde edecek diyebiliriz.
En az biri diyorum çünkü ikisi de Meclis’e milletvekili sokacaklar.
Böylece uygulamada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sebep olduğu bir risk daha böylece tespit edilmiş oldu.
İki Kürtçü hareketin iki ittifakta itibar görerek yer bulması sizce nasıl karşılanmalı?
Bazıları ve özellikle de Türkiye Marksistleri, demokratik hak diyerek hoşgörü ve tahammül göstermeliyiz diyebilirler.
Ülkemizin jeopolitiğinde bu yaklaşımı kabul etmek milli birlik ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü büyük oranda fantezilere kurban etmek olur.
Oy kaygısı ve kazanma arzusu ile itibar edilen bu oluşumlara yer verilerek ayrılıkçı tohumlar ekiliyor ve ülke bütünlüğünün temeline dinamit döşeniyor.
İyi Partili Yavuz Ağıralioğlu’nun reaksiyoner çıkışını bu açıdan bakınca anlamlı buluyorum.
Onun başka amaçlara hizmet ediyor olabilmesini işaret ettiği tehlikenin yanında çok önemli bulmuyorum.
Sözünü ettiği tehditler gerçek mi?
Kesinlikle evet!
Bu dönemde ittifaklar arasında bölünme Ülkücülük, daha geniş anlamda Türk Milliyetçiliği açısından da geçerlidir. Değerlendirdiğimiz her iki ittifakta ülkücülerin varlığını kabul edersek bu oluşumlarla hizalanmak ve beraber kazanmak için mücadele etmek ileride muhakkak kritik edilecektir.
Cumhuriyetimizin temel kavramlarından ve ilkelerinden taviz vermek alışkanlık haline dönüşürse ülkemizin “bekası” adına bundan çok üzülürüm.
Yaşananların ışığında diğer bir hususa da dikkatinizi çekmek isterim.
Cumhurbaşkanının çok sevdiği nedense bugünlerde pek kullanmadığı “rabia” işaretinin anlamından hareketle yıllardır iktidarını tanımlayan Ak Parti içinde durum çok farklı değil.
Sırf iktidarlarını sürdürmek için “Tek Vatan, Tek Devlet, Tek Bayrak ve Tek Millet” söylemini tümden ret edenlerle beraber yol yürüyecekler.
MHP açısından durum çok daha dramatiktir.
CHP’nin başını çektiği ittifak için daha ağır değerlendirmeler yapılabilir.
Seçim kazanmak için böyle ayrılıkçı oluşumlara taviz verilmesinin bugün ve gelecekte faturası çok ağır olacaktır.
BEKA diyerek milletçe onayladığımız Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tekrar acilen ıslah edilmesi veya terk edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu değerlendiriyorum.
Kaynayan Kurbağa sendromunu duymayan yoktur herhalde?
Kurbağayı kaynar su dolu bir kazana atarsan can acısıyla fırlar ve çıkar. Oysa önce kurbağayı soğuk suya atar sonra yavaş yavaş ısıtırsanız kurbağa bunun farkına bile varmadan şişer ve ölür.
Demem o ki; ayrılıkçı söylemlere yavaş yavaş alıştırılmayalım. Allah korusun ama bu gidişle yıllar sonra bir bakmışız ülkemizin bölünmenin eşiğine geldiğini görürsek şaşırmayalım.
Sırf iktidar olmak uğruna milletimizin kaderi üzerinde kumar oynayanlar gelecek nesiller affetmeyecektir.
Bölücülüğü meşrulaştıranları tarih hayırla kaydetmeyecektir.
Türk Milleti kendine dayatılanın yerine yapılması gereken doğru tercihi ortaya koyarak ve kendi geleceğini eline almak durumundadır.
Demokrasi tarihimizde bunun nadide örnekleri mevcuttur.
Bunu bir kez daha becermek zorundayız.
30 Mart 2023
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2023, 22:29
HDP nin ve PKK nın oluşturduğu tehdit yanında HÜDAPAR ın lafı bile olmaz. İlkesel olarak haklısınız ama tehlike boyutları açısından kesinlikle HDP nin taraf olduğu blok kazanmamalı