İran Merkezli Çatışma Küresel Ekonomiyi Sarsıyor: “Savaşın Asıl Etkisi Piyasalarda Görülüyor”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dünya genelinde endişeyle takip edilirken, uzmanlar yaşanan gelişmelerin yalnızca askeri bir kriz değil, aynı zamanda küresel ekonomi için kritik bir sınav anlamına geldiğine dikkat çekiyor.

İran Merkezli Çatışma Küresel Ekonomiyi Sarsıyor: “Savaşın Asıl Etkisi Piyasalarda Görülüyor”

Kıymetli madenler sektörü uzmanı Prof. Dr. Metin Duyar, HİBYA’ya yaptığı değerlendirmede, İran merkezli gerilimin ekonomik dengeler üzerindeki etkisinin giderek belirginleştiğini söyledi.

Duyar, modern savaşların artık yalnızca cephe hattında yaşanmadığını belirterek, “Bugün savaşın etkisi enerji fiyatlarında, enflasyon beklentilerinde ve piyasalardaki risk algısında ortaya çıkıyor. Çatışmalar fiyatlara, tedarik zincirlerine ve merkez bankalarının kararlarına doğrudan yansıyor” dedi.

Enerji fiyatları ve belirsizlik piyasaları şekillendiriyor

Jeopolitik gerilimlerin ekonomik dengelere doğrudan etki ettiğini ifade eden Duyar, petrol fiyatlarındaki yükselişin para politikalarını bile değiştirebildiğini vurguladı. Belirsizlik ortamında yatırım kararlarının ertelendiğini ve sermayenin güvenli limanlara yöneldiğini belirten Duyar, uluslararası piyasalarda klasik “riskten kaçış” davranışının görüldüğünü söyledi.

İran’ın, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin deniz yoluyla taşındığı Hürmüz Boğazı’na komşu konumda bulunduğunu hatırlatan Duyar, çatışmanın ilk saatlerinden itibaren Brent petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar yaşandığını ifade etti. Bu yükselişin, piyasanın olası arz kesintisi riskini fiyatladığını belirtti.

Enerji piyasalarının yalnızca arz-talep dengesiyle değil, belirsizlikle de çalıştığını dile getiren Duyar, sigorta maliyetlerinin arttığını, tanker rotalarının yeniden planlandığını ve vadeli kontratların pahalandığını söyledi. Bu zincirleme etkinin küresel enflasyon beklentilerini yukarı çektiğini belirten Duyar, Avrupa Merkez Bankası ve ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimi planlarının yeniden değerlendirilmek zorunda kalabileceğini ifade etti.

“Savaşlar siyasi başlar, ekonomik sonuçlarla ölçülür”

İran’daki çatışmanın küresel ekonomi açısından bir stres testi olduğunu vurgulayan Duyar, savaşların sürdürülebilirliğinin askeri güçten çok ekonomik dayanıklılıkla ölçüldüğünü söyledi.

“Savaşlar siyasi kararla başlar fakat ekonomik sonuçlarla ölçülür” diyen Duyar, enerji akışı, finansman maliyetleri, ticaret hacmi ve büyüme beklentilerinin devletlerin hareket alanını belirlediğini kaydetti.

Çatışmanın süresinin kritik olduğunu belirten Duyar, kısa süreli savaşların geçici şok yarattığını, uzun süren çatışmaların ise enflasyon ve hatta resesyon riskini gündeme getirdiğini ifade etti. “Üç günlük çatışma şok üretir, üç haftalık çatışma enflasyon yaratır, üç aylık çatışma ise resesyon ihtimalini doğurur” değerlendirmesinde bulundu.

Orta Doğu’daki gerilim Çin ve Avrupa’yı da etkiliyor

Duyar’a göre dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından biri olan Çin için Orta Doğu’daki istikrarsızlık yalnızca fiyat sorunu değil, enerji güvenliği meselesi anlamına geliyor. Petrol fiyatlarındaki artışın Çin’in üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirten Duyar, enerji erişiminin pahalı hale gelmesinin Pekin’in büyüme hesaplarını zorlayabileceğini söyledi.

Avrupa ekonomilerinin ise enerji ithalatına bağımlı yapıları nedeniyle yeni bir Orta Doğu şokuna karşı kırılgan olduğunu dile getiren Duyar, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın sanayi üretimi ve tüketici fiyatlarını yukarı çekebileceğini belirtti. Bu durumun merkez bankalarını büyüme ile enflasyon arasında zor bir dengeye sürükleyebileceğini ifade etti.

Türkiye için zincirleme ekonomik etki uyarısı

Enerji ithalatçısı ülkelerin çatışmadan daha doğrudan etkileneceğini belirten Duyar, Türkiye’nin bu grupta yer aldığını söyledi. Petrol fiyatındaki kalıcı artışın cari açık üzerinde otomatik baskı oluşturacağını ifade eden Duyar, enerji fiyat şoklarının ekonomiye zincirleme şekilde yansıdığını anlattı.

Duyar, süreci şu mekanizmayla özetledi:

“Petrol fiyatı artışı → enerji faturası → cari açık → döviz talebi → kur baskısı → enflasyon.”

Enerji maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, taşımacılık, lojistik ve sanayi üretim maliyetlerini de etkilediğini belirten Duyar, bunun üretici fiyatları üzerinden tüketici enflasyonuna yansıdığını söyledi.

Küresel belirsizlik dönemlerinde gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının yavaşladığını da hatırlatan Duyar, güvenli liman talebinin artmasının Türkiye gibi ekonomilerde finansman maliyetlerini yükseltebileceğini kaydetti.

Jeopolitik riskler ve ekonomik test

Türkiye’nin enerji geçiş yollarına yakınlığı ve bölgesel konumu nedeniyle risk algısında ayrı değerlendirilebileceğini ifade eden Duyar, çatışmanın genişleme ihtimalinin turizm gelirleri ve yatırım kararları üzerinde psikolojik etkiler oluşturabileceğini söyledi.

Enerji kaynaklarını çeşitlendirme, LNG kapasitesi artışı, yenilenebilir enerji yatırımları ve Karadeniz doğal gaz üretiminin orta vadede dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflediğini belirten Duyar, kısa vadeli fiyat şoklarına karşı korumanın sınırlı olacağını dile getirdi.

“Modern savaşın bilançosu ekonomik tablolarda görülür”

ABD’nin İran üzerindeki askeri baskısının enerji düğümlerini kontrol altında tutma mesajı taşıyabileceğini belirten Duyar, küresel enerji güvenliği ile dolar merkezli finansal sistem arasında tarihsel bir bağ bulunduğunu söyledi.

Çin’in ise askeri karşılık yerine ekonomik dayanıklılığı artırmaya yöneldiğini ifade eden Duyar, alternatif enerji anlaşmaları ve yerel para birimleriyle ticaretin önem kazandığını belirtti.

Açıklamasını değerlendirmeyle tamamlayan Duyar, “Küresel ekonomi kırılgan bir dengede ilerliyor. Modern çağda savaş yalnızca cephede kazanılmaz ya da kaybedilmez. Asıl etkisi fiyatlarda, faizlerde ve büyüme projeksiyonlarında ortaya çıkar” dedi.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER