NEDEN HEP BİZİM BAŞIMIZA GELİYOR

Türkiye’de her yeni gün bir acı habere uyanıyoruz.
Dün Bilecik ilinde orman yangınıyla mücadele ederken yanlış rüzgâr tahmini, yanlış sevk ve yanlış koordinasyon nedeniyle on orman işçimizi kaybettik.
Daha bu olayın yasını tutarken, hafızamızda hâlâ taze olan köprü çökmesiyle onlarca vatandaşımızı yitirdiğimiz günleri hatırlıyoruz.
Maden faciaları, tren kazaları, çöküp giden yollar, patlayan barajlar, çöken asansörler, yanan hastaneler…
Ve hepsi aynı soruyu sorduruyor:
"Böylesine felaketler neden hep bizim başımıza geliyor?"
Cevap belli: çünkü bu felaketler kader değil, ihmalin sonucu.
İnsan Hayatının Değeri Nerede?
Bu ülkede bir köprünün maliyeti, içinden geçen canlardan daha kıymetli sayılıyor.
Orman yangınıyla mücadele eden işçiye yeterli koruma, doğru yönlendirme, teknik destek sağlanmıyor.
Maden ocağına inen işçi, “ölmeye razı” çalışıyor çünkü başka çaresi yok.
Riskli projeler “ekonomik olsun” diye uzman görüşü alınmadan uygulanıyor.
Bu, kader değil. Bu, sistemli bir umursamazlık.
Hata Zinciri: Ehliyetsizlik, Liyakatsizlik ve Denetimsizlik
Türkiye’de birçok proje, “en ehil kim” diye değil, “en yakın kim” diye veriliyor.
Siyaseten referansı olan müteahhit, ihaleyi alıyor. Belediyede denetçi olması gereken kişi, müteahhitin eski ortağı çıkıyor.
Üniversitede okutulması gereken proje güvenlik ilkeleri, rafa kaldırılıyor.
Ve sonuç: çöküş, yangın, ölüm, acı.
İhmallerin Ülkesi
Soma’da 301 madenci neden öldü?
Çorlu’da raydan çıkan tren neden onlarca kişiyi katletti?
Depremde çöküp giden kamu binaları neden denetlenmemişti?
Bugün yanan ormanda yön tayini neden uydu görüntüsüyle değil, tahminle yapıldı?
Bu sorulara verilmiş hiçbir gerçek cevap yok.
Sorumlular ya hiç yargılanmıyor, ya da sembolik cezalarla “geçiştiriliyor”.
Biz de bir sonraki felaketin kurbanlarını bekliyoruz.
Toplumun Alışması: Sessiz Çöküş
Bu en acısı…
Halk bu felaketlere artık alıştı.
"Yine mi?", "Kaderimiz bu", "Bir şey değişmez" gibi cümlelerle içimize gömülüyoruz.
Oysa kader değil bu.
Planlama hatası, ehliyet yoksunluğu, önlem almama ve hesap sormama kültürü bizi mahvediyor.
Bugün ağladığımız orman işçilerinin ölümüne sebep olan şey tek başına “yangın” değil.
Yangının önüne geçemeyen organizasyon, karar veremeyen yönetim, uyarıları dikkate almayan sorumlulardır.
Felaketi Önlemek Mümkün mü? Elbette.
- Bilimsel planlama yapılırsa,
- Teknik liyakat esas alınırsa,
- Denetim kurulları siyasetten bağımsız hale getirilirse,
- Sorumlular hesap verirse,
- Her felaketten sonra kamu vicdanı ayağa kalkarsa,
Bu ülke bu kadar çok acı yaşamaz.
Dünyada gelişmiş hiçbir ülke, her yıl bu kadar insanını bu kadar benzer hatalarla kaybetmiyor.
Çünkü oralarda insan hayatı bir “istatistik” değil, bir “değer”.
Son Söz:
Bu ülke güçlü olabilir, zengin olabilir.
Ama bir ülkenin gerçek gücü;
Bir yangında işçisini,
Bir projede çocuğunu,
Bir depremde vatandaşını koruyabilme iradesidir.
Bugün sormamız gereken soru sadece şu:
“Kaç can daha kaybetmemiz gerekiyor, ders alabilmemiz için?”
26 Temmuz 2025
Ahmet Orhan