
Ortalık toz duman...
Meral Akşener’in masadan kalkışı veya kalkmak zorunda bırakılışı siyasetin gündemine bomba gibi düştü.
Yazılı, görsel ve sosyal medyada Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığını şiddetle arzulayan CHP’liler ve kime hizmet ettikleri belli olan troller tarafından Akşener’e yönelik linç kampanyası olanca şiddetiyle devam ediyor.
İhanet-i Vataniye ayarında bir suç işlemişçesine ciddi bir saldırıya maruz kalmış durumda olan Akşener’in bundan sonra ne yapacağı merakla bekleniyor.
Peki, bundan sonra ne olacak?
Bundan sonra ne olabileceğini doğru tespit edebilmemiz için buraya nasıl gelindiğini doğru anlamamız gerekiyor.
Altılı masa niçin kuruldu?
Belirlenen öncelikli amaçları nelerdi?
6 siyasi parti liderini aynı masanın etrafında toplayan ortak amaçları ve bunun için belirlenen yol haritası neydi?
Bütün bu soruların cevaplarını doğru bir şekilde belirleyebilirsek ancak gelinen noktayı ve gidilecek yolu net bir şekilde görebiliriz.
Aylardır ne deniyordu;
Tek adamlı totaliter rejime son verilecek... Demokratikleşme süreci ısrar ve kararlılıkla tamamlanacak.
Türkiye’nin laik, sosyal, hukuk devleti olması için yargının tam bağımsızlığı inşa edilecek...
Hayat pahalılığı ve ekonomik sıkıntılar için acil önlemler alınacak.
Altılı masanın öncelikli hedefleri bunlar değil miydi?
Hatta Akşener “Ben Başbakan olacağım” diyerek pratikte yer bulan ve parlamenter sistemin altını çizen bir hedef koymamış mıydı?
Gördüğüm kadarıyla Akşener’in bu hedeflerden vazgeçtiğine dair gibi bir belirti söz konusu değil.
Bilakis bu hedefler doğrultusunda masada ondan daha kararlı bir lider olmadığı kanaatindeyim.
Gelinen nokta itibariyle masanın altında gizlice büyütülen ve son günde masanın üzerine çıkarılan bambaşka bir amaç varmış!
Meğer 6’lı masanın oluşturduğu Millet İttifakı yukarıda sıralamaya çalıştığımız amaç ve hedeflerin dışında bambaşka bir şeye evirilmiş...
Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı yapma ittifakı...
Unutulmasın ki İyi Parti dışında üzerinde çalışıldığı ve gizlice kotarıldığı anlaşılan, yapılacak seçimde % 1 bile oy alması şüpheli 4 partinin 5-6 milletvekilliği için ortaya koydukları iradenin Millet iradesi yanında hiçbir önemi yoktur.
İyi Parti lideri beni “Cumhurbaşkanı yapın” demiyor...
Kendi partisinden birisini de işaret etmiyor, aksine CHP’li iki belediye başkanını öneriyor.
Bunun da tek bir nedeni var, herkesin kabul edeceği gibi anketlerden bu iki isim çıkıyor.
Yani millet onları istiyor!
Bunu görmezden gelen CHP’nin kurmay zekasını şaşkınlıkla izliyorum.
Yirmi senedir seçim kazanamamalarını şimdi daha iyi anlıyorum.
Toplam oyları en fazla %5 olacağı tahmin edilen 4 parti halinden memnun...
Milletvekillikleri paylaşılıyor, bakanlıklar paylaşılıyor, daha ne olsun?
Dün bir de şöyle bir açıklama geldi “ efendim, milletin iradesi deyip duruyorsunuz beş liderin iradesi ne olacak?” Bu ifadeye söylenecek bir şey bulamıyorum.
Müttefik olmak tıpkı NATO ve benzeri kuruluşlarda olduğu gibi ittifakla karar almayı gerektirir...
Kararlar oy çokluğuyla alınmaz!
Bu noktaya nasıl gelindi derken masanın üzerindeki HDP gölgesini de konuşmak gerekiyor.
Kılıçdaroğlu zaten öteden beri HDP’ye, dolaysıyla taleplerinin en azından bir bölümüne de sempatiyle yaklaşıyordu.
Babacan ve Davutoğlu da bu paralelde hatta daha cesur çıkışları defalarca yaptılar.
Hem de Cumhur İttifakının en önemli propaganda aracını kuvvetlendirme pahasına.
Peki, bu tavırlar ile İYİ Parti’nin hassasiyetleri hiçe sayılmış olmuyor muydu?
Şimdi bugün gelinen noktaya tekrar bakacak olursak bir dayatma ve noter muamelesi daha net görülecektir.
Meral Akşener tarafından “Boş ver sen milletin iradesini, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını onayla” yaklaşımı karşısında tek söylem dillendirildi; Kazanacak aday!
Bundan sonra ne olacak, sorusuna gelecek olursak;
Eğer sürpriz bir dönüş olmazsa seçime tek aday yerine çok adayla gidilecek gibi görünüyor.
Prensipte güçlendirilmiş parlamenter sistem adına halen umutluyum.
Tek adam ve totaliter rejimden demokratik ve hukukun üstünlüğü anlayışına geçiş için tabii ki önce seçimin kazanılması gerekir.
Her şey iyi olacak derken yaşanan büyük hayal kırıklığı içinde kantarın topunun bir miktar kaçmasını anlayışla karşılamak mümkündür.
Bunun için ikinci tur ihtimali düşünülerek Meral hanıma ihtiyaç olduğu akıldan çıkarılmamalı.
Dikkat edin, devam eden linç kampanyası ile İYİ Parti tabanını kendinizden uzaklaştırıyorsunuz.
Söyleyeceğim son söz; Öfkeyle kalkan zararla oturur.
06 Mart 2023
Ahmet Orhan
Ben Meral hanımın zararla oturan olacağına inanmıyorum. Kadın anket dedi kötü mü yaptı