
Her yıl bütçe görüşmeleri, hükümet ile muhalefetin Türk milleti adına hesaplaştığı, demokrasinin en önemli denetim alanlarından biri olarak görülür. Bu görüşmeler sadece rakamların değil; ülkenin vicdanının, önceliklerinin ve yönetim anlayışının da masaya yatırıldığı bir zemindir. Bu yıl da tablo farklı değildir.
Türkiye’nin gündeminde sözde “terörsüz Türkiye” sürecinden başlayarak; ekonomi, milli eğitim, sosyal politikalar, kadın cinayetleri, taciz ve istismar vakaları gibi hayati başlıklar vardır. Tüm bu konular, bakanlık bütçeleri üzerinden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışılmaktadır.
Olması gereken de budur.
Çünkü insan hayatını ilgilendiren her konu siyasidir ve siyasetin denetim alanı dışına itilmesi, ancak sorumluluktan kaçışın bahanesi olabilir.
Ancak Türkiye’de yıllardır değişmeyen bir refleksle karşı karşıyayız. ----Terör konuşulur, “devlet projesi, siyaset üstüdür” denir.
Ekonomi konuşulur, “ülke menfaati, siyaset üstüdür” denir.
Dış politika eleştirilir, “milli mesele, siyaset dışıdır” denilerek tartışma kapatılır.
Bu yaklaşım devlet ciddiyeti değil; hesap vermekten kaçmanın süslü bir dilidir.
Son günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde küçük yaştaki stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar teşebbüsü iddiaları da aynı refleksle geçiştirilmek istenmiştir. Oysa Meclis gibi olması gereken en güvenli mekânlardan birinde yaşanan bu iddialar, toplumun tamamını ilgilendiren ağır bir sorumluluk meselesidir.
Buna rağmen iktidar cephesinden gelen açıklamalar, mağdurları korumaktan çok konunun konuşulmasını engellemeye yönelmiştir.
Türkiye, aynı dönemde bazı yurtlarda erkek öğrencilerin tacize uğradığı vakalar karşısında da benzer bir zihniyetle yüzleşmiştir.
“Bir sefer olmuş”, “bundan bir şey olmaz” minvalindeki ifadeler, talihsiz sözler olmanın ötesinde devlet sorumluluğunun inkârıdır. İstismar bir kere bile yaşandıysa, orada devlet görevini yerine getirememiştir.
Asıl kaygı verici olan ise kurucuları arasında olmaktan gurur duyduğum Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan’ın açıklamalarıdır.
Meclis çatısı altında kız öğrencilerin istismara uğradığı iddiaları konuşulurken, bu meselenin “siyasi saiklerle ele alınıp üzerine tepinilmesi kabul edilemez” şeklinde değerlendirilmesi, görevin ruhuna da vicdana da aykırıdır.
Kadın haklarını korumakla, eşitliği geliştirmekle yükümlü bir komisyonun başkanından beklenen; rahatsız edici sorular soranları susturmak değil, rahatsız edici gerçeklerin üzerine gitmektir.
Bu mesele siyaset üstü değil, siyasetin tam merkezindedir.
Bugün Türkiye’de karşı karşıya olduğumuz asıl sorun, istismar iddialarının varlığı değil; bu iddialar karşısında sergilenen tutumdur. “Siyasete alet ediliyor” denilerek örtülen dosyalar, “devlet meselesi” denilerek susturulan tartışmalar, çürümenin en açık göstergesidir.
Devlet, güçlü olduğu için susmaz; güçlü olduğu için konuşur, soruşturur ve hesap verir.
İstismar siyasete alet edilmez; ama istismarın üzeri örtülürse, devlet alet edilir.
18 Aralık 2025
Ahmet Orhan