TRANSFERLERİN ARDINDAKİ GERÇEK:
GÜÇ MÜ, ÇÖKÜŞ MÜ?

Türk siyasetinde iktidarların zorlandıkça başvurduğu alışılmış bir yöntem vardır.
Bu yöntemi kısaca ifade etmek gerekirse “transfer siyaseti” demek herkes için anlamlı olacaktır.
Kamuoyu araştırma sonuçları muktedirler için aşağı yönlü grafikler çizmeye başladığında,iktidar bu yönelişi durdurmak hatta yukarıya çevirmek, elini güçlendirmek için muhalefet saflarından belediye başkanlarını ve milletvekillerini kendi saflarına katmaya çalışır.
Bugün AK Parti’nin yapmaya çalıştığı da tam olarak budur.
Ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve yönetim zafiyetleriyle eli zayıflayan iktidar, önce belediyeleri baskı altına aldı.
İktidar alternatifi olan CHP’den geçişler sağlayarak bir taşla iki kuş vurma tercihen uygulamaya konulmuştur.
Bu suretle AKP, aritmetik olarak güç kazanırken rakibi olan CHP’yi zayıflatarak iktidarını korumada avantajlı konuma geçme peşine düşmüştür.
Hedefe varabilmek için öncelikle yargı ve idari mekanizmalar, yerel yönetimlere yöneltilen soruşturmalarla bir baskı aracı haline getirildi.
Ardından ise gözler, muhalefetten yapılacak siyasi transferlere çevrildi.
Kısa vadede bu yöntem bir “güç gösterisi” gibi algılanabilir.
İktidar, “Bakın muhalefetin önemli isimleri bile bize geliyor” propagandasını yapar.
Ancak uzun vadede bunun faturası ağırdır.
Çünkü tarihimiz, iktidarların siyasi transferlerle ömürlerini uzatmaya çalışırken aslında kendi çöküş süreçlerini hızlandırdıklarını defalarca göstermiştir.
Güneş Motel Olayı: Bir Dönemin Sembolü
1977 seçimleri sonrası kurulamayan hükümet krizini hatırlayalım.
Yaşı müsait olmayanlar için biz arşivden derleyerek paylaşalım.
Güneş Motel Olayı veya 11'ler Olayı, 1977 yılı sonunda, 1977 Türkiye genel seçimlerinde Adalet Partisi'nden milletvekili seçilen 11 vekilin partilerinden istifa ederek Cumhuriyet Halk Partisi'ne destek vermesini ifade eden olay.
Bülent Ecevit AP'den istifa eden 12 vekille, CHP'li İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil'in organizasyonuyla belediyeye ait Florya'daki Güneş Motel’inde görüştü ve CHP'ye geçişleri karşılığında bakanlık ve Ecevit'in idaresine destek pazarlığı yaptı.
Ecevit’in başbakanlığını desteklemek karşılığında 10 bakanlık yeni bağımsız, eski AP’lilere verilmiş, bu suretle iktidar el değiştirmiştir.
İlk anda CHP kazanmış olsa da %42 civarında oy alarak rekor kıran Ecevit kısa bir süre sonra hem iktidarı kaybetmiş, hem de başarılı seçim sonuçlarından uzaklaşmıştır.
Tarihe “Güneş Motel Olayı” olarak geçen bu pazarlık, Türk siyasetinde derin bir yara açmış, kara bir sayfa olarak siyaset tarihimizdeki yerini almıştır.
Seçmen, bu tür oyunları affetmedi ve Ecevit’e unutulmayacak bir ders vermiştir.
Yakın tarihimizden diğer bir örnek de ANAP’ın sonunu hazırlayan benzer olaylardır.
ANAP ve Çözülme Süreci
Bu örnekte iktidardan muhalefete geçişlerin yaşandığını görmekteyiz.
1980’ler ve 90’larda da benzer tablolar yaşandı.
ANAP iktidarı döneminde “Doğru Yol”a kayan milletvekilleri, partinin çözülmesini hızlandırdı.
Aynı dönemde RP, DSP ve DYP arasındaki geçişler de seçmende güven erozyonu yarattı.
Transferlerle iktidar ömrü uzatılmaya çalışıldı ama sonuç hep aynı oldu: Çöküş.
İktidardan Muhalefete Transferin Anlamı
Bir partiden iktidara doğru yapılan transferler, kısa süreli bir vitrin süsünden öteye gitmez.
Asıl kritik işaret, iktidardan muhalefete geçişlerdir.
Çünkü bu, iktidarın artık ülkeyi taşıyamadığının ve milletin değişim istediğinin en somut göstergesidir. Tarihte bu hep böyle olmuştur: İktidardan kopuş başladığında sandıkta da iktidar değişikliği kaçınılmaz hale gelmiştir.
Bugün AK Parti’nin siyasi transferlere sarılması, bir güç gösterisinden çok çaresizlik işaretidir.
Ekonomi çökerken, adalet yara almışken, demokrasi darbe üstüne darbe yerken, bu tür siyasi mühendislikler yalnızca günü kurtarmaya yarar.
Fakat millet, günü değil geleceği oylayacaktır.
Burada bir istisnai yaklaşımı da göz ardı etmemek gerekiyor.
Oportünizmin başarılı uygulayıcısı olan Erdoğan iktidarı koruyabilmek için siyasetini kendi ifadesiyle
win-win(kazan-kazan) anlayışına temellendirmiştir.
Kadro tercihlerini değiştirdiğinde yol arkadaşlarını tatmin edecek bir yol bularak gücünü uzunca bir süredir muhafaza etmeyi başarmıştır.
Bun yöntemle mukadder olan çöküşü geciktirmeyi başarmıştır.
Sonuç olarak siyasi transferler, iktidarın gücünün değil, tükenişini alametidir.
Türk seçmeni bunu defalarca gördü, yine görecektir.
Son söz:
Tarih bize hep aynı mesajı veriyor: Seçmen iradesini yok sayarak kurulan iktidarlar, eninde sonunda seçmenin oylarıyla yıkılır.
Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2025, 10:26