Haberi değişik kanallardan defalarca izledim.
Bu ülkenin vatandaşı olarak böyle bir başbakanın gerçekten ülkem ve milletim için ne kadar gereksiz bir tip olduğunu bir kez daha düşündüm.
Milletin zekâsıyla dalga geçiyorlar görebiliyor musunuz?
Bir defa kendi partisinin olağanüstü kurultayında seçilmekten, CB tarafından da hükümeti kurmakla görevlendirilmek dışında başka bir özelliği olmayan başbakan Yıldırım’ın kariyeri hiç değişmeyecek.
Meydanlara inip “ ben başbakan olacağım, seçim programımda şunlar, bunları vaat ediyorum” diyemeden geldi bu makamlara.
Milletin önünde miting yapamadan da gelip geçecek gibi görünüyor.
Referandumda “evet” kazanırsa. Seçimlere girmeden başbakan olmuş ve kendi kendini fesih etmiş bir başbakan olarak da tarihe geçmiş olacak.
AKP’NİN KİMLERLE YANYANA OLDUĞUNU GÖZLERİMLE GÖRDÜM
2010 referandumunda siyasi kimliğimle o dönem köyleri dolaşıyoruz. O dönem “hayır” diyen CHP ve MHP sahalarda yok iken, ben dönemin DSP Demirci ilçe Başkanı olarak, bugünleri görmüş, Yargıyı ve devleti ele geçirmiş cemaatin bu sinsi planlarını o dönemlerde hissetmiş biri olarak, anlayıp dinleyip, dersine iyi çalışmış bir siyasetçi olarak köy köy niçin “ hayır” denilmesi gerektiğini anlatıyordum.
Yaz mevsiminin son süreciydi, köylere gittiğiniz zaman herkes çiftte çubukta, köylüyü yatsı namazından sonra cami çıkışı kahvede yakalayabilirseniz referandumda niçin “hayır” denilmesi gerektiğini anlatabileceksiniz.
Çoğu zaman köylerde duvar başlarında güneşlenen, uyukladığı yerden üstüne konan sinekleri kovalayan 3-5 ihtiyara rast gelirseniz, elimizdeki broşürleri vermek bile bir bahtiyarlıktı. Konuşma yapmak için özel seçim aracıyla köyleri geziyorduk, köylü bu pakette ne var ne yok bilmeden, kuru gürültüyle o dönem bu süreci yaşadı ve aklı erdiği kadar da sandığa gidip oyunu verdi.
İşte o günlerde cemaatin ablaları evlerdeydi, hanımları evlerde toplayıp, çayın kahvenin yanında din iman üfürüp AKP’yle yan yana çalışıyorlardı, abiler ise köylerden dersanelerinde öğrencisi olan ailelerin evlerinde “evet” için oy istiyorlardı.
Yani Başbakan Binali Yıldırım’ın ayrıştırıcı tarzdaki son beyanatının mantığından gidecek olursak AKP ve Cemaat yeni tarifle FETÖ tam da yan yana “evet” için debeleniyordu.
Pensilvanya’dan Gülen ise 17/25 ‘ten sonra kapatılan Türksat 1 C uydusundan yayın yapan onlarca kendisine bağlı televizyonlardan 7/24 referandum için fetvalar veriyordu. Mezardaki ölülerin bile bu referandumda evet demesi gerektiğini anlatıyordu.
Referandumda “evet” kazanınca da şimdilerin CB’si dönemin Başvekili zafer konuşması yaptığı balkondan Pensilvanya’ya, okyanus ötesine teşekkür ediyordu.
Referandum için sandığı giden bu millet gene paketin içeriğinden bihaber.
2010 referandumunda evet diyerek devletin yargıdaki dengelerini bozup, cemaati devletin içine hücrelerine kadar sokanlar, bu defa yine evet diyecekler.
Anlaşılmaz bir ülke gerçeğinde yaşıyoruz.
Bu kadar mağduriyeti yaptığı düzensiz politikalarıyla yaratanlar, mağdur olup sonra kahraman olmaya kalkıyorlar.
Fetö ile ilgili bizler 15 yıldır neler yazdık çizdik ve hatta söyledik.
O dönem eğitimden, sağlığa ve devlet kadrolarına badem bıyıklıları yerleştiren zihniyet, ülkenin yaşadığı bunca kayıpların ve boşa geçirilen zamanın sebebi kendisi olsa da, dün yerleştirdiklerini bu gün birer birer devletin içinde ayıklayarak zaman geçiriyor.
Bu anayasa değişikliğinin kimyasında ahlakında sıkıntı var.
AKP kendi içinde FETÖ temizliği yapmadan, siyaseti FETÖ’den arıtmadan kalkıp milletin önüne meclisin yetkilerini kısıtlayan, devlet başkanına akıl almaz yetkiler veren, denetlenemeyen, devlet yönetiminde güçler ayrılığı dengesinin hiç kalmadığı bir paketi milletin önüne çıkarabiliyor.
Paketin içeriğini anlamayan, bunu okumayan, bilmeyen adı seçmen olan necip milletimde gidip gene oy verecek.
Oy herkesin hakkı amenna ama siyaset cehaletin elinde silah olunca namlunun önüne kim gelirse zarar görüyor. Cehalet bu silahı doğru yerde kullanmayıp, ülkeye, millete zarar verebiliyor. Türkçe Olimpiyatları yapan cemaatin programlarında nutuk atan, onlarla kucak kucağa yaşayanlar kendi hallerine bakmadan bugün “hayır” diyecek olanları bu millete ve devlete kast eden kesimlerle yan yana görüp kürsülerden feryat ediyor.
Çözüm sürecini HDP ve PKK lideri Apo ile sürdürüp, baldıran şarabı içenler, Şiwan Perwer ile türkü söyleyip, Barzani ile halay çekip, Diyarbakır meydanında İmralı’dan Mit’in postacılık yaparak getirdiği mesajı okutanlar o dönem bu süreci desteklerken, bugün “hayır” diyecekler yine o terör odaklarıyla yan yana değillerdi.
AKP ise yan yana kucak kucağaydı. Sonra gene aldatıldıklarını anladılar ama olan bu milletin evlatlarına oldu. Şehirlerin altı bomba olurken, tüneller cephanelik haline dönüşürken, sınırlar başıboş bırakıldığında, çözüm sürecinde Valilere talimat verip devletin kolluk ve hukuk gücünü meydandan çektirenler acaba kimlerle yan yanaydı.
Kendi çapında okuyan araştıran yerel bir gazeteci olarak bunları yazıp çiziyorum.
Hatta son süreçte FETÖ’yle devletin yaptığı mücadele itibarsızlaştırılmasın, bu mücadele kazanılsın diye hep destek verdim vermeye de devam edeceğim. Ama bu devletim için, milletim için bir destek. Mantık anlayıp dinleme, sorma sorgulama hakkını kullanan yalın bir beyinle verdiğim bir destek.
Bu referandum paketini de inceden inceye inceledim. Değiştirilen maddeleri eski haliyle kıyasladım.
Kimseye eyvallahım olmaz.
Başbakan Binali Yıldırım ne kadar birileriyle yan yana göstermeye kalksa da “hayır” diyecek bir vatandaş olarak ben başbakana soruyorum.
Sen kimlerle yan yanasın dön de bir sağına soluna bak.
Mustafa Temiz
-
-

Hemsehrisi Yıldırım Akbulut'a haksızlık etmişiz. Kalitesi bununla kıyas bile olmaz.