Sen yanmazsan, Ben yanmazsam, Biz yanmazsak…

Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak; Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa? Bu sözler Nazım Hikmet’in “Kerem Gibi” şirine ait dizeler. Bir dönem sağ sol çatışmaları içinde sağcılar Nazım Hikmet’i vatan haini ilan ettiler.

Solcular ise ona sahip çıkıp Necip Fazıl’ı hain ilan ettiler. Oysa bilmezler ki; Nazım Hikmet’i hapse attıran da, Sosyalist Tan gazetesi matbaası baskınını tertip eden de, suçlular yerine mağdurlara ceza veren de 1950 öncesi CHP iktidarıdır. Sabahattin Ali’nin Bulgar sınırında katledilmesinin de CHP iktidarı tertibi olduğu söylenir. Oysa düşünce ve ifade özgürlüğü adına Nazım Hikmet’i de Tan gazetesi sahipleri Sabiha ve Zekeriya Sertel’i de serbest bırakıp yurtdışına çıkmalarına izin veren Menderes iktidarıdır. Biz demokratlar insanların ideolojileriyle değil, bilim ve sanatlarıyla ilgilendik. O yüzden Nazım Hikmet de bizimdir Necip Fazıl da. Vatanıma, milletime, bayrağıma ve cumhuriyete düşmanlık etmediği sürece hangi düşüncede, inançta, etnik kökende olursa olsun sanatçılar, edebiyatçılar, fikir ve bilim insanları, haberciler hepsi bizimdir.

Şimdi nereden çıktı, Nazım diyenleriniz olabilir. Efendim baba ocağımız Demirci yangınlar konusunda çok hassastır.

1950 Temmuzunda çıkan büyük yangında binlerce ev ve iş yeri kül olmuş kentin üçte biri oturulmaz hale gelmişti. Ben o tarihte henüz doğmamıştım ama 60’lı yıllardaki yangını bizzat yaşadım.

Pazar mahallesinde anneannemin evinde tatilimi geçirirken 100 metre uzaktan yaklaşmakta olan alevlere de henüz 7 yaşımdayken tanık oldum. Birkaç hafta içinde art arda yaşanan üç ayrı yangın hadisesi de benim bu konuya eğilmem gerektiğini hatırlattı. İhmal mi, tedbirsizlik mi yoksa başka bir şey mi orasını bilemem ama ateş düştüğü yeri yakıyor, tek tesellimiz can kaybı olmaması. Fabrika ve iş yerleri yanan dostlarımıza yürekten geçmiş olsun dileklerimizi iletir, tüm hemşerilerimizin de bundan ders çıkarıp tedbir almalarını öneririm.
Tabi! Sadece Demirci’de ardarda gelen yangınlar değil yüreğimizi yakan 78 vatandaşımıza mezar olan Kartalkaya otel yangını da bu yazıyı yazmamızın baş sebebidir. Aradan neredeyse bir aya yakın süre geçti ortada hala gerçek sorumlular yok, ortada top dolaştırılıyor. Azıcık kamu yönetiminden, izin ve ruhsat süreçlerinden bilgi sahibi olanlar sorumluluğun hangi kurumlarda olduğunu şıp diye söyleyiverir. Ne var ki asıl en iyi bilmesi gerekenlerin 10 gün içinde sorumluları bulacağız demelerine rağmen bir aya döndük hala bulacaklar. Şimdi de bilirkişi raporları sabunlanarak olayın saptırılmaya çalışıldığı haberleri TV’lerde söyleniyor. Oysa ki atalarımız “Görünen köy kılavuz istemez” derken boşa konuşmamışlar.
Şimdi dönelim 75 yıl öncesine büyük Demirci yangını sonrası yaşananlara. 75 yıl öncesinin teknolojisi, ulaşım, haberleşme imkanları ve mali kaynaklarının yetersizliği ile nasıl bir Devlet refleksi ortaya konmuş ona bakalım. 


Yangının çıktığı gün yani 25 Ağustos 1950 günü dedem rahmetli Edip Akın Uşak Şeker Fabrikasının Muhasebe Müdürü olan damadı Enver Egeli ve büyük kızının misafiriydi. Haber kendisine ulaşır ulaşmaz önce şeker fabrikasının da haberleşme olanaklarıyla Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Menderes ve Devlet Bakanı akrabası Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu’nu arayıp bilgi verdikten sonra bir cip kiralayarak derhal  Demirci’ye doğru yola çıkar. Ortanca halam Samime Akın (Erdoğan) Akçakertik’ten aşağı inerken Demirci’yi saran alevler ve göğe yükselen dumanlar görünmeye başlayınca babasını ilk kez ağladığını gördüğünü ifade etmişti. Edip bey Demirci’ye vasıl olduğunda görüşmeleri sonuç vermiş, çoktan Devlet sahaya inmiş, Valilik, askeri birlikler,civar illerin ve ilçelerin itfaiye teşkilatları sahadaydılar. Kızılay, başta İstanbul olmak üzere birçok belediye ve yardım kuruluşlarından çadır, battaniye, gıda ve ihtiyaç maddeleri konvoylarının çoğu kente ulaşmıştı.


Cumhurbaşkanı Celal Bayar felaketten 3 gün sonra Akhisar askeri havaalanına inmiş ertesi gün de tozlu, topraklı yollardan saatler sonra Demirci’ye ulaşmıştı. Sahadaki ekiplerin çalışmalarına engel olmamak için ilgili bakanlar ve umum müdürler haricinde dar bir kadroyla gelmişti.

Bayar Ankara’ya döndükten sonra Manisa Milletvekili ve Devlet Bakanı Fevzi lütfü Karaosmanoğlu Demircide kalarak normalleşme çalışmalarına nezaret etti, devlet ve vatandaş arasında köprü olarak birçok soruna çözüm buldu. Aynı günlerde Demirci esnaf ve tüccarının, banka borçları dondurulmuş, çiftçilerin ziraat bankası borçları da keza ertelenmişti. Tüm vatandaşların vergi borçları da donduruldu. Yaralar yavaş yavaş sarılıp normal hayata dönülmesiyle birlikte kente 2 bin halı tezgahı dağıtıldı. Bu sayı neredeyse yanan tezgahların en az on katıydı. Sıra artık evsiz kalanları ev sahibi yapmaya gelmişti.


Bayındırlık Bakanlığı halk arasında Demirci Kanunu olarak bilinen ve ileride Afetler Kanunun nüvesini teşkil edecek kanunu hazırladı. Tasarı meclis açılır açılmaz gündeme alındı, komisyonlarda ve genel kurulda Manisa milletvekillerinin önergeleriyle zenginleşerek bu kanunla, evleri yananlara yeni açılacak imar sahalarında bahçeli müstakil ev yapımına uygun arsalar bedelsiz olarak verilecek ve Emlak bankasınca çok düşük faizli, 20 yıl vadeli kredilerle ev yapmaları sağlanacaktı. Böylece 5762 sayılı “Demirci yangın yerindeki arsaların tevhid,ifraz ve tevzii hakkında kanun 9 Mayıs 1951 günü meclisten geçerek yasalaştı. Kısa zamanda mağdurlar arsalarını alarak evlerini yapmaya başladılar. Hem de yanan bir evde baba ve iki oğul aileleriyle birkte beraber yaşıyorlarsa bile her aileye ayrı ayrı arsa verildi. Bugün Demirci’nin en kalabalık nüfusa sahip Akıncılar mahallesi böyle doğdu.


Sonraki yıllarda da Demirci, birçok il merkezinde ve büyük ilçelerde bile bulunmayan kanalizasyon ve elektrik gibi daha birçok altyapı hizmetlerine de kısa sürede kavuştu.


1957 seçimlerinden sonra artık Demirci’nin ilk defa bir milletvekili vardı. 1959 yılına gelindiğinde Afetler Kanunu olarak bilinen kanun görüşülmekteydi. Demirci’nin milletvekili Atıf Akın diğer Manisa milletvekillerinin de imzasını alarak bir önerge verir ve ardından da söz alarak şöyle der;
“ ATIF AKIN (Manisa) — Muhterem arkadaşlar, 40 ıncı maddeye «Umumi felâketlere mâruz kalmış vatandaşlara Emlâk Kredi Bankasınca yaptırılacak olan binalardan faiz alınmayacağı» şartı konulmuştur. Bu kanun meriyete girmezden evvel vuku bulmuş birçok âfetler dolayısiyle Emlâk Kredi Bankasınca yaptırılmış ve vatandaşlara verilmiş binalar vardır. Bunlar da yüzde beş faize tabiidir. Madem ki, böyle bir kanun çıkarmaktayız, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlamak üzere, bundan evvel âfetlere mâruz kalmış vatandaşlarımızdan da faiz alınmaması hususunda bir teklif yaptık; teklifimizin kabulünü arz ederiz” (TBMM Zabıt Ceridesi 08.05.1959)

MADDE 40. — Bu kanuna göre inşa edilecek binalar borçlanma bedelleri üzerinden Türkiye Emlâk, Kredi Bankası lehine birinci derecede ve sırada ipotek tesis edilmek ve borçlanma muamelesi tekemmül ettirilmek suretiyle bu kanundan faydalanacak kimselere temlik ve tescil olunur. Borçlanma bedelleri 4947 sayılı Kanun hükümleri dairesinde tahsil edilerek fon/ hesabına yatırılır. Borçlanma bedelleri faizsiz olarak 20 yılda ve senelik eşit taksitlerle tahsil edilir. îlk taksit temlik tarihinden bir yıl sonra başlar. Her hangi bir taksitin zamanında ödenmemesi Ihalinde ödenmeyen günler için % 5 faiz alınır. Birbirini takibeden.
ATIF AKIN (Manisa) — Muhterem arkadaşlar, bu kanunla bundan sonra temenni edilmemekle beraber, felâkete uğrıyacak olan
yerlerde yeni binaların faizsiz olarak yapılması umumiyet itibariyle kabul edilmiş olacaktır. Halbuki şimdiye kadar felâket görmüş ve Emlâk Kredi Bankası tarafından kendilerine ikrazat yapılmış ve % 5 faiz ödemekte olan birçok yerlerimiz ki, adedi çok fazla değildir, birkaç kazadan ibarettir. Bunların hiç — 33 — 1959 C : 1 vin edilmesi lâzımdır, bunu ayrıca encümen tezekkür eder. Evvelemirde teklifimizin reye
konulmasını ve Yüksek Heyetin temayülünün belirmesini teklif ediyorum.
REİS — İmar ve İskân Vekili.
İMAR VE İSKÂN VEKİLİ MEDENİ BERK
(Niğde) — Muhterem arkadaşlarım, demin de
arz ve izah etmiştim: Türkiye Emlâk Kredi
Bankasından bu krediler (Felâketlerin vukubulduğu tarihlerde bu namla tesis edilmiş ne
hususi ve ne de umumi bir yardım fonu bulunmadığı için) Türkiye Emlâk Kredi Bankası Kanununa göre faiz alınmak suretiyle açılmış  ve bu açılan kredilerle bu inşaat yaptırılmıştır. Balıkesir, Demirci ve Çanakkale'de yapılan
inşaatlar bu neviden inşaatlardır. Şimdi muhterem arkadaşlarımın teklifte bulunarak önce açılmış olan bu kredileri faizden mahrum etmek istiyorlar. Bu teklifin kabul edilebilmesi için Türkiye Emlâk Kredi Bankasına ait 4947
sayılı Teşkilât Kanununun değiştirilmesi lâzımdır. Bu bakımdan bu teklifi kabul etmeye imkân yoktur. Veya teklif sahiplerinin bunun karşılığını göstermeleri lâzımdır.
REİS — Okunan takrire Encümen iştirak ediyor mu?
MUVAKKAT ENCÜMEN REİSİ EKREM
ANIT (Samsun) — İştirak etmiyoruz.
REİS — Takririn kabulü veya ademikabulü
Yüksek Heyetinize aittir. Takrir nazarı dikkate alınırsa encümene verilecektir.
Okunan takriri reylerinize arz ediyorum
Dikkate almıyorlar. Takrir dikkate alınmamıştır.
Maddeyi reylerinize arz ediyorum...
î : 65 8.5 olmazsa bu kanunun yürürlüğünden itibaren,
faizden kurtulmaları kadar âdilâne bir şey yoktur. Bunun kabulünü istirham ediyorum .
Yüksek Reisliğe
40 ncı maddeye bir fıkra ilâvesi
hakkında
2.H . 1959
40 ncı maddeye aşağıda yazılı olduğu şekilde bir fıkra ilâvesini saygılarımızla arz ve
teklif ederiz.
Manisa Manisa
S. Akis I. Yalkm
Manisa Manisa
A. Akın H. Bayur
Ek fıkra : Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce vukubulmuş umumi hayata müessir
âfetlerin vukubulduğu yerlerde evvelce Türkiye Emlâk Kredi Bankasınca inşa ettirilerek felâketzedelere tahsis edilmiş veya Emlâk Kredi Bankasının ikraz ettiği para ile felâkete uğrayanlar tarafından yapılmış, binalara ait henüz ödenmemiş taksitlerden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
faiz alınmaz.
REİS — İzzet Akçal.
İZZET AKÇAL (Rize) — Aziz arkadaşlarım
teklif sahibi arkadaşlanm gibi ben de bu hususu
düşünmekteyim ama yeri bu madde değildi


Bu konuşmadan sonra itiraz edenler de olur ama yapılan oylamada teklif kabul edilir. Böylece 20 yıl vadeli krediyle evlerini yaptıran vatandaşların faiz borçları tümüyle silinir. 
Geçmişi bilmeden bugünü anlamak mümkün değildir. Bunları bugünün gençleri bilsin istedim. Hangi görüşe sahip olursa olsun gençlerimiz ister sosyal medyada, ister dost sohbetlerinde ya da başka mecralarda konuşurken bilerek konuşsunlar. Sadece gençler mi? Sorumluluk sahibi valiler, belediye başkanları, milletvekilleri, bakanlar ya da bürokratlar kim olursa olsun altı boş konuşmamalı. 


Hatay’da, Maraş’ta, Adıyamanda ve deprem felaketini yaşamış diğer yerlerde, Kartalkaya’da veya Soma’da, Çorlu’da, Ermenek’te yaşanan olaylarda, kazalarda gösterilen devlet ilgisi ve refleksiyle tek bir kişinin bile hayatını kaybetmediği Demirci yangınında gösterilen hassasiyeti mukayese ediniz. Eğer bundan ders çıkarabilirsek inanın başarırız. Millet devlet için değil Devlet millet için vardır. Bunu devleti yönetenler de idrak edebilirlerse kimse mağdur olmaz.  Ölenleri geri getiremeyiz ama adaleti sağlayabilirsek milletin yüreğini soğutabiliriz. Sadece iktidara değil sözüm muhalefete de. Devlet olmak hele sosyal devlet olmak işte böyle bir şeydir, yani Demirci yangınında Devletin duruşu gibidir. Sloganla sosyal adalet, sosyal devlet olmaz. 


Tüm vatandaşlar olarak sorumluluğumuz vardır. 78 kişinin cesedi daha soğumadan bitişik otellerde, pistlerde hala kaymaya devam edenler varsa gerisini siz düşünün. Kimse bana bir şey olmadı diyerek kenara çekilemez, bana ne diyemez, kimsede sorumluluk almaktan kaçamaz. Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa? Kalın sağlıcakla...  
17 Şubat 2025
Naci Akın

YORUM EKLE
YORUMLAR
Zehra Doğan
Zehra Doğan - 1 yıl Önce

Ülke ve millet olarak, bir çaresizliğin içine düşürülmüş gibiyiz...Demirci yangınını ve yapılan hizmetleri, yardımları çok net ve güzel anlatmışsınız...İnşAllah, yine " Devlet insan için bardır"