Genel Müdürlüklerin, işletmeci seçimini ihale yerine kişisel takdir hakkıyla yapması, hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bakırlıoğlu, “Yurt işletmelerinin kiralanmasında, ihale yöntemi yerine Genel Müdürlük takdir hakkını kullanıyor. Puanlamada eşitlik durumunda karar, hangi işletmeciye verileceği konusunda objektif kriterler olmadan, tamamen Genel Müdürün insafına bırakılıyor” diyerek, bu durumun yolsuzluk iddialarını doğurduğuna işaret etmiştir. Bu usulsüz uygulamanın, kamu kaynaklarının belli vakıflara aktarılmasına yol açtığı iddiaları, halkın güvenini zedelemektedir.
Bununla birlikte, Sayıştay raporlarında, Gençlik ve Spor Bakanlığı il müdürlüklerinin taşınmazları amacına uygun kullanmadığına dair ciddi bulgulara rastlanmıştır. Örneğin, Kadıköy’de bir spor kulübüne tahsis edilen taşınmazın, alkollü restoran olarak işletilmesi, bakanlığın bu durumdan haberdar olmaması, kamu kaynaklarının nasıl kötüye kullanıldığını gözler önüne sermektedir. Benzer şekilde, İstanbul'da da bir spor tesisi, eğlence mekanı haline getirilmiştir.
Bakırlıoğlu, "Bütün bu usulsüzlükler, denetim eksiklikleri ve bu süreçlerin kamuoyunda güven oluşturmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Sayıştay’ın raporları, belirli şirketler veya vakıflar ile ilişkili kişilere kaynak aktarımı yapıldığını öne sürüyor. Bu ciddi bir iddiadır ve mutlaka araştırılmalıdır. Bu iddiaların incelenmesi için teftiş kurullarını ve denetim kurumlarını göreve çağırıyoruz" diyerek, denetim ve şeffaflık taleplerini yinelemiştir.
Sonuç olarak, Türkiye'deki yurt işletmeleri ve taşınmaz yönetimleriyle ilgili yaşanan hukuksuzluklar, kamu kaynaklarının yanlış kullanılmasına yol açmakta ve bu durumun derhal düzeltilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bakırlıoğlu’nun çağrısı, adaletin ve şeffaflığın sağlanması adına kritik bir öneme sahiptir. Bu durumun derinlemesine araştırılması, hukuk devleti ilkesinin güvence altına alınması için gereklidir.