Sarılmanın Beyindeki Gücü: “Bedeni Alarm Modundan Çıkarıyor”

Klinik Psikolog İpek Erol, 21 Ocak Dünya Sarılma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sarılmanın nörobiyolojik etkilerine dikkat çekerek, doğru ve sağlıklı bir sarılmanın bedene güçlü bir “güvendesin” mesajı verdiğini söyledi.

Sarılmanın Beyindeki Gücü: “Bedeni Alarm Modundan Çıkarıyor”

Sarılma sırasında beyinde özellikle bağlanma hormonu olarak bilinen oksitosin salgısının arttığını, stres hormonu kortizolün ise düştüğünü belirten Erol, bu sürecin kişide sakinlik ve güven duygusunu artırdığını ifade etti. “Kalp atışları yavaşlar, nefes derinleşir, kas gerginliği azalır. Sarılma, bedeni biyolojik olarak alarm modundan çıkarır” dedi.

Sinir Sistemi Dinlenme Moduna Geçiyor

Sarılmanın, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenme ve onarım sürecine girmesine yardımcı olduğunu vurgulayan Erol, günlük yaşamda sürekli tetikte olan sinir sisteminin sarılma yoluyla kısa süreli de olsa gevşeme fırsatı bulduğunu söyledi. Bu nedenle birçok kişinin sarıldıktan sonra kendini daha iyi hissettiğini dile getirdi.

Yalnızlık Beyinde Tehdit Algısı Oluşturuyor

Yalnızlığın yalnızca duygusal değil, aynı zamanda nörobiyolojik bir tehdit algısı yarattığını belirten Erol, sarılmanın beynin sosyal güvenlik sinyallerini yeniden aktive ettiğini ve özellikle duygusal zorlanma dönemlerinde sözel destekten bile daha hızlı yatıştırıcı etki gösterebildiğini kaydetti.

Çocuklar İçin Kritik Öneme Sahip

Klinik Psikolog İpek Erol, çocuklarda güvenli ve tutarlı fiziksel temasın sinir sistemi gelişimi açısından hayati olduğunu belirterek, “Sarılma, çocuk beyninde duygu düzenleme yollarının gelişmesini destekler. Ancak istenmeyen ya da sınır ihlali içeren temas, tam tersine stres sistemini aktive eder” uyarısında bulundu.

Sağlıklı Sarılmanın Altın Kuralları

Sağlıklı bir sarılmanın temelinde rıza, zamanlama ve güven ilişkisi olduğunu vurgulayan Erol, şu önerilerde bulundu:

“Sarılabilir miyim?” gibi basit bir soru, çocuklara bedenine saygıyı öğretir.

Sarılmak istemeyen çocuklar için el tutma, yanına oturma veya göz teması gibi alternatifler sunulabilir.

Sarılma her bireyde aynı etkiyi yaratmaz; yatıştırıcı olabilmesi için kişinin kendini güvende hissetmesi gerekir.

Erol, rızaya dayalı ve güven veren her sarılmanın, hem çocuklar hem de yetişkinler için güçlü bir iyilik hali kaynağı olduğunun altını çizdi.

Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2026, 00:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER