Sivas’ın Karaağaç köyünden çıkıp müzik dünyasında kendi yolunu açan Gülperi Öztürk, yeni teklisi “Bülbül” ile yeniden sahnede… Ama bu sahne artık sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın sahnesi. Yetenek, azim ve sanat aşkı birleşince ortaya çıkan bu eser, Gülperi Öztürk’ün yıllardır ilmek ilmek ördüğü müzik mirasına bir halka daha ekliyor.

Sanat yolculuğuna Nevşehir’in Hacıbektaş kasabasında başlayan Öztürk, kendine has yorumu, derinlikli sözleri ve içten besteleriyle dinleyicisinin kalbine dokunmayı sürdürüyor. Yeni şarkısı “Bülbül”, Haluk Özkan Projects etiketiyle 13 Haziran'da dijital platformlarda yayınlandı. Eserin sözleri ve yorumu Gülperi Öztürk’e aitken, bestesi Hali Yalçıner’e, düzenlemeleri ise Türk müziğinin önemli aranjörlerinden Mete Artun’a ait.
“Sanatçının en değerli mirası eserleridir” diyerek üretkenliğini ve paylaşımcılığını özetleyen Öztürk, bugüne kadar sadece kendi yorumladığı değil, başka sanatçıların da ses verdiği şarkılarla dikkat çekti. Bu yönüyle sadece icracı değil, aynı zamanda güçlü bir söz yazarı ve besteci kimliğiyle de öne çıkıyor.

“Sanat paylaşıldıkça çoğalır” diyen Öztürk, “Bülbül” ile yine paylaşıyor… Bu kez biraz daha derinden, biraz daha içten… Şarkı, adeta bir dert ortağı, bir sırdaş gibi. Dinleyenin iç dünyasında sessizce gezinen bir melodi, bir zaman yolcusu gibi…
Gelenekten beslenen ama günümüzün duygularına da dokunmayı bilen bir anlayışla hazırlanan “Bülbül”, Gülperi Öztürk’ün müzikal evreninde çok özel bir yer tutuyor. Onun şarkıları yalnızca dinlenmiyor; hissediliyor, yaşanıyor, hatta bazen gözyaşına karışıyor.
Kimi zaman bir köy evinde yankılanan türkü tadında, kimi zaman şehir ışıkları altında bir iç döküş gibi… “Bülbül”, hem sanatsal bir başarı hem de ruhu besleyen bir anı olarak müzikseverlerle buluşuyor.
Ve biz bir kez daha görüyoruz ki: Gülperi Öztürk, sadece bir şarkıcı değil… Bir anlatıcı, bir hissedar, bir gönül işçisi…
Yeni teklisi “Bülbül”, tıpkı adı gibi: Hassas, kırılgan ama bir o kadar güçlü bir ses.