Milliyetçilerin Sonu

Milliyetçilerin Sonu

Bu yazımda da 31 Mart 2024 seçim sonuçlarını yorumlamaya devam edeceğim.

31 Mart’ın kaybedenlerin içinde en çok dikkat çekenin AKP olduğu görünse de esasen birinci sırada Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden partilerin olduğu su götürmez bir gerçektir.

2023 Milletvekilliği seçim sonuçları itibariyle toplam oy oranları yüzde yirmi beşe(%25) ulaşan milliyetçi partilerin oyları yerel seçimde ancak yüzde on bir(%11) olarak gerçekleşebilmiştir.

Bu sonucun ortaya çıkmasında halkımızın parti tercihi yerine seçilebilecek adaya oy verme eğiliminin etkisi ihmal edilemeyecek kadar büyüktür.

Ne var ki 2019 yerel seçim sonuçlarıyla 2024’ü karşılaştırdığımızda bile çok yüksek oranda milliyetçi partilere verilen oylarda düşüşün olduğu görülecektir.

Bu tespiti yaptıktan sonra gelelim konunun özüne, argo tabirle zurnanın zırt dediği yere..

-Ne oldu da çok büyük bir seçmen kitlesi MHP’ye yarım asırdır, İYİP’e 6-7 yıldır, BBP, ZP yıllardır verdiği oyu vermekten vazgeçmiştir?

-Özellikle verdiği oyu kutsal bilen milliyetçiler kendi partilerine değil de belki hayatında hiç oy vermediği bir başka partiye neden oy vermiştir?

-Bir başka partiye oy vermeyi içine sindiremeyip sandığa gitmeyenleri buna mecbur eden sebepler neler olabilir?

Yukarıda sıraladığıma benzer daha birçok soruyu elbette sizler de sıralayabilirsiniz.

Kayda geçirdiğim soruların birinci dereceden muhatabı olarak cevabını kendilerini nasıl tanımlarsa tanımlasınlar oylarının tamamını Türk Milliyetçilerinden alan partilerin lider ve seçim stratejisini belirleyen kadroların vermesi gerekmektedir.

Onlar bu sonuçlardan memnun mudur, yoksa onlar için de kötü bir sürpriz midir bilmem ama perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gerçek anlamda Türk siyasetinde kırılmalara neden olmuştur.

Malum olduğu üzere demokrasimizin temsil makamı TBMM olmaktan çıkmış, yürütme ve yasama erkinin yegâne odağı beş yıl süreyle Cumhurbaşkanının şahsındaki hükümetin olmuştur.

Bu durumun dünyada eşi benzeri olmadığından yeni sistemimizin adı da Türk tipi başkanlık sistemi yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olmuştur.

Diğer bir önemli sonuç da %50+1 partiler arası ittifakı zorunlu hale gelmesidir.

Yeni sistemde yürütmede TBMM’nin yasama yetkisi önemini kaybetmekle kalmamış denetim yeteneği de neredeyse fiilen ortadan kalkmıştır.

Tüm bu gerçekler siyasi partileri büyük oranda yürütmeyi belirleme dışında önemsiz hale getirmiştir.

Cumhurbaşkanı adayını içinden çıkaramayan partiler halkın nazarında yeni sistem döneminde henüz dördüncü seçimi geride bırakmamıza rağmen ilgisini kaybetmeye başlamıştır.

Böyle giderse başta milliyetçi partiler olmak üzere ülkeyi yönetme iddiası olmayan, başka partilerin önderliğini yaptığı ittifaklara eklemlenen partilerin kapanması veya bir dernek hüviyetine bürünmesi mukadderdir.

MHP liderinin Cumhur İttifakına “pazara kadar değil mezara kadar” söylemiyle atfettiği değer,

Anayasa gereği normal şartlarda yeniden aday olamayacak olan Erdoğan’a bizi bırakamaz, Cumhurbaşkanlığından vaz geçemezsin mealindeki açıklamaları,

MHP’nin Türkiye’yi yönetme iddiasından vaz geçtiğinin en yüksek seviyede açıklanmasından başka bir şey değildir.

Doğru bir tespitle Meral Akşener’in İttifakları anlamsız kılacak “Hür ve Müstakil” seçime katılma kararı ise İYİP tabanının CHP’ye oy vermeyi alışkanlığa dönüştürmesi ve parti içindeki skandal iddialarının yaygınlığı orada da 2019 yerel seçimlerine göre yarı yarıya bir kaybın ortaya çıkmasında başlıca neden olmuştur.

Sonuç olarak 31 Marttan gereken dersler çıkarılmaz ve milliyetçiler kendilerine çeki düzen vermezse partiler çöplüğünde ilk yer alacak olanlar Milliyetçi partiler olacaktır.

Buradan kurtulmanın yolu ise Türk Milliyetçilerinin ister tek parti çatısı altında, isterse Türk Milliyetçisi bir ittifakla yönetime gerçek anlamda talip olmasıdır.

11 Mayıs 2024

Ahmet Orhan

YORUM EKLE