Başka Kapı / Mustafa Temiz Yazdı...

İnsanlar birbirini insan olarak değil, çoğu zaman bir imkan, bir bağlantı, bir fayda alanı olarak görmeye başlıyor. Ne kadar acı değil mi?

Başka Kapı / Mustafa Temiz Yazdı...

Bilgi alınan kaynaklar ahde vefasızlığı; verilen sözden dönmek, sadakati unutmak ve güveni zedelemek olarak tanımlıyor. Güzel tanım. Keşke sadece sözlüklerde kalsaydı da hayatın içinde bu kadar sık karşımıza çıkmasaydı.

Eskiden insanlar "emanet" derdi, "hatır" derdi, "vefa" derdi. Şimdi ise ilişkiler adeta kullanım kılavuzuyla geliyor.

İşine yarıyorsanız baş tacısınız, yorulduğunuzu söylediğiniz gün ise sistem sizi otomatik olarak gereksiz dosyalar klasörüne taşıyor.

Sosyologlar modern toplumda ilişkilerin giderek araçsallaştığını anlatıyor.

İnsanlar birbirini insan olarak değil, çoğu zaman bir imkan, bir bağlantı, bir fayda alanı olarak görmeye başlıyor. Ne kadar acı değil mi?

Bir zamanlar dostlukların ölçüsü omuz vermekti, şimdi ise "Bana ne katkısı var?" sorusu.

Kara mizah burada başlıyor zaten.

Aylarca, yıllarca birilerinin derdini sırtlanırsınız. Gece telefonlarına çıkarsınız. Sorunlarını kendi sorununuz gibi çözmeye çalışırsınız. Başına bir şey geldiğinde siz üzülür, siz uykusuz kalırsınız. Sonra dönüp bakarsınız ki bütün bu çabanız, onların gözünde sağanak yağmurun içindeki görünmez bir damladan ibaretmiş.

Ama aynı insanlar, kendilerinin yaptığı küçücük bir iyiliği Niagara Şelalesi gibi anlatmayı da çok iyi bilir.

Toplumun yeni başarı kriteri bu galiba:

Az emek, bol reklam.

Az sadakat, bol gösteri.

Az samimiyet, bol paylaşım.

İşin en yorucu tarafı da bu zaten.

Çalışmak değil.

Mücadele etmek değil.

Yorucu olan; samimiyeti çıkar hesabı sananlarla aynı masada oturmak.

İyi niyeti zayıflık zannedenleri izlemek.

Verilen değeri hak edilmiş bir maaş gibi gören insanlara rastlamak.

Hayat bana şunu öğretti.

İnsanlar çoğu zaman sizin ne kadar fedakârlık yaptığınızı değil, onlara ne kadar fayda sağladığınızı hatırlıyor.

Fayda devam ettiği sürece "çok değerli insansınız." Musluk kapanınca ise yılların emeği birkaç dakikada unutuluyor.

Ne tuhaf...

Yabancının yaptığı kötülük can sıkıyor.

Değer verdiğinin yaptığı ise insanın içinden bir şeyleri söküp alıyor.

Ama zamanın güzel bir huyu var.

Kimsenin makyajını sonsuza kadar taşımıyor.

Kim hangi niyetle yanınızda durmuşsa, gün geliyor ortaya çıkıyor.

Bugün sessizsek sebebi yenilmiş olmamız değil.

Sadece yük hesabı yapıyoruz.

Kimin yük olduğunu, kimin yol arkadaşı olduğunu daha net görüyoruz.

Artık herkesi kendimiz gibi sanmıyoruz.

Herkes için savaşmıyoruz.

Herkesi sırtımızda taşımıyoruz.

Çünkü insan bir süre sonra şunu anlıyor:

Vefa göstermeyenlere fedakârlık yapmak, dibi delik bir kovaya su taşımaya benziyor.

Ve evet...

Kimseye kin beslemek gerekmiyor.

Hayatın çok güçlü bir muhasebe sistemi var.

Kimin ne yaptığını, neyi eksik bıraktığını, hangi hatayı işlediğini ve hangi vefasızlığı normalleştirdiğini eninde sonunda önüne koyuyor.

Ben vazgeçmedim.

Sadece taşıyıcılık görevinden istifa ettim.

Sırtımdaki fazlalıkları indirdim.

Çıkarlarını dostluk diye pazarlayanlar için ise yeni adres belli.

Başka kapı.
9 Haziran 2026
Mustafa Temiz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER