Cumhuriyet meğer "ahlak devrimi" imiş gördünüz mü? / Mustafa Temiz Yazdı...

Cumhuriyet sayesinde, demokrasiyle, milletin iradesiyle gelip, bu değerleri yok sayanları, ilkeliliği unutup, savrulan bir siyasi geleneği  bugün bile bu Cumhuriyetin temel taşlarına tutunarak yapabiliyorlar maalesef.

Cumhuriyet meğer "ahlak devrimi" imiş gördünüz mü? / Mustafa Temiz Yazdı...

102.yılını kutladığımız Cumhuriyetimizin nasıl kurulduğunu, ne meşakkatlerle bu topraklarda yeşerdiğini günlerce anlatsak bitmez.
Ama bir gerçek var: O mücadele yalnızca bir savaş değil, bir ahlak devrimiydi.
Cumhuriyet, kulun kula değil, hukukun milletin önünde eğildiği bir düzenin adıdır.

Bugüne geldiğimizde, bu düzenin kurucuları;
ÖSYM’de torpilin, KPSS’de şaibenin, mülakatlarda kayırmanın, adliyelerde rüşvetin, ihalelerde yandaşlığın zirve yaptığı bir ülke görselerdi…
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünün, ete kemiğe büründüğü Cumhuriyet Türkiyesinde bugün, milli iradenin tecellisinden sonra bile, birilerinin kaybetme korkusuyla kayıtsız şartsız bir adli iradeye dönüştürüleceğini Cumhuriyeti ilan edenler  bilselerdi, ne derlerdi?
Belki de bir kez daha savaş açarlardı: bu kez cehalete, adaletsizliğe ve yolsuzluğa karşı!

Adaletin terazisi şaşmış, liyakat yerle bir olmuş.
Hak edenin değil, yakın olanın kazandığı bir sistemdeyiz.
Bir savcı “FETÖ borsası” diyebiliyorsa, bir yargı mensubu sessiz kalabiliyorsa,
Cumhuriyetin ruhu adalet saraylarının mermerlerinde değil, halkın vicdanında yaşıyor demektir.

Futbolda bile adalet çökmüş.
Hakemler, yönettiği maçta bahis oynuyor; futbolcunun teri, kulüplerin kaderi, taraftarın emeği bir gecede siliniyor.
Bir milletin vicdanı sadece mahkeme salonlarında değil, stadyumlarda da sınanıyor artık.

Bu milletin vicdanının sınandığı tek yer olan sandık ise bundan sonra şeklen mi, fikren mi milletin önüne konacak hiç belli değil.

Depremlerde binlerce insan ölüyor, imar barışı, imar tadilatı, imar ve mimar hatalarını görmeyen adalet..

Tatile giden insanların buz gibi karların olduğu dağdaki otelde cayır cayır yanmalarının hesabını soramayanları sadece izliyoruz.

102. yılda Cumhuriyetimizi kuran tüm zamanların tek başkomutanının kabrinde bile "ayıp" olgusunu yitirmişlerin her Anıtkabir ziyaretindeki gibi bugün de şarlatanlık yapıp, höykürmelerini dinlemek zorunda kalıyoruz.. Devleti bekleyenler seyrediyor. Anıtkabir'i bekleyenler de  ne yazık ki senelerdir bu manzarayı seyrediyorlar.. Kapılarını devlet resmi töreninden hemen sonra halka açanlar, resmi tören devam ederken bu şarlatanları daha önce kapıyı açıp nasıl içeri alırlar anlaşılır gibi değil.

Devlet partileşince, hep başımıza öyle geldi bunlar.

Cumhuriyet sayesinde, demokrasiyle, milletin iradesiyle gelip, bugün bu değerleri yok sayanlar, ilkeliliği unutup, savrulan bir siyasi geleneği  bugün bile bu Cumhuriyetin temel taşlarına tutunarak yapabiliyorlar maalesef.

Ve biz, çöplerden çıkan oyların, çalınan umutların, “pudra şekeri” bahanesiyle aklanan arsızlıkların ortasında hâlâ “Cumhuriyet” diyebiliyorsak…
Bu, o çelik iradenin, o kurucu vicdanın mirasıdır.

Rantın, yolsuzluğun, üçkâğıdın, korkunun, sessizliğin ortasında
Cumhuriyet hâlâ bir vicdan hareketidir!

Bu ülkeyi kuranlar;
korkuya değil, adalete;
suskunluğa değil, liyakat ve hakikate inandılar.

Bugün bizlere düşen de budur:
Susmamak, görmezden gelmemek, eğilmemek!

Cumhuriyetimizi kuranlara, yaşatanlara, bugün hâlâ onun ışığında yürüyenlere sonsuz minnetle...
Mekanlarınız cennet olsun, mirasınız bize emanettir!

29 Ekim 2025 (Cumhuriyetin 102.yılı anısına, gelecek nesillere başucu yazısı niteliğindedir)

Mustafa Temiz

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2025, 21:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER