Sahte Gündemlerle Türkiye

İkinci partiyle beşinci partinin masa başında yazacağı senaryolarla, sokakta bu halkı kandırabileceklerini sanıyorlarsa çok fazla yanılıyorlar.

Sahte Gündemlerle Türkiye

Diyorlar ki, Devlet Bahçeli, gündem belirliyormuş…
Evet, belirliyor! Ama memleketin hayrına mı? Bu konuda kararlılıkla "evet" diyene henüz rastlamadım.

Sebep?

Sebep şu! Güven yok.

"Yarın da kalkar başka bir şey der", o hiçbir resmi sorumluluğu olmayan, imzası olmayan iktidar sahibi" diyenler bile var.
Siyasi çizgisi, istikrardan çok zikzaklarla dolu bir karanlıkta ilerliyor. Dün “vatan haini” dediğine bugün “meclis arkadaşım” diyebilen, bir sabah DEM’e lanet yağdırıp, "kapatılsın" diyen,  ertesi sabah DEM'lilerle tebessüm fotoğrafları veren bir siyasetçinin ne güvenilirliği olabilir, ne de tutarlılığı. Diyenler de sokakta çok fazla.

"Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Kılıçdaroğlu ve altılı masaya "DEM ile demleniyorlar" diye saldıran kimdi?

Elbette Bahçeli!
Peki bugün ne yapıyor? Aynı masanın altından kendisi DEM’le ve İmralı'daki bebek katiliyle paslaşıyor." Diyen eski MHP'liler de çok fazla..
Bu ne? Siyasi hafıza kaybı mı, yoksa kirli bir senaryonun yeni perdesi mi?
Bahçeli’nin milletin aklıyla alay eden bu manevraları artık bir tahammül sınavına dönüştü.

MHP tabanını önce AKP’nin kuyruk siyasetine sürükleyip, yıllardır söylediklerini yalayıp yutan bir kitleye dönüştürdü. Bozkurt işaretiyle "şehitler ölmez,vatan bölünmez narası atanlar", bugün DEM’le kol kola giren Bahçeli’nin arkasında sıraya dizilmiş durumdalar. Grupta konuşurken, o günkü mevzu için "beyaz" dediğinde de, aradan geçen günlerin ardından aynı mevzu için, aynı kürsüden, aynı mikrofondan, aynı promterdan "kara" dediğinde de alkışlayanlar hep aynı insanlar.

Bahçeli artık sadece MHP’nin değil, Saray iktidarının rotacısı konumunda. Ama bu rota, Türkiye’yi kaosa, istikrarsızlığa, kutuplaşmaya ve yeni bir karanlığa sürüklüyor. Seyir defterini ne Erdoğan, ne Bahçeli yazıyor. Seyir defterini alıp tarihe not düşen Türk halkı.
"Daha birkaç ay önce “terörle mücadele” diye ortalığı inletirken, şimdi bebek katili Öcalan’ın meclise çağrılmasını, “barış adına” tartışmaya açıyor.
Bu sadece tutarsızlık değil; bu bir siyasi cinnet, bu bir devlet krizidir!" Diyen akademisyenler TV'lerde konuşuyor.

PKK silah bırakacakmış... Nerede, nasıl, ne zaman? Açıklayan yok.
Çünkü amaç, barış değil. Amaç, seçime yatırım!
Mesele milletin huzuru değil, Saray’ın ömrünü uzatma derdi!

Ve işte şimdi “terörsüz Türkiye” diye komisyon öneriyor.
Yine Bahçeli...
Ama kim inanır? AKP bu işe yanaşır mı? Asla!
Çünkü o komisyon maskeleri düşürür.

Kirli ilişkileri, gizli anlaşmaları, kiralanmış rollerle oynanan siyaset tiyatrosunu deşifre eder.
Bu iktidarın çıkarı, halk değil; yalnızca koltuk, yalnızca ikbal!

Tüm bu hengâme aslında yeni bir mühendisliğin habercisi.
Yeniden anayasa değişikliği, Erdoğan için sıfırlanacak bir başkanlık süreci, DEM üzerinden Kürt seçmene zeytin dalı...
Hepsi seçim odaklı. Hepsi Saray odaklı.
Peki halk bu tiyatroyu bir kez daha yutar mı?
Bu sorunun cevabı sokakta, pazarda, kahvede, işsiz gençte, aç çocukta gizli.
Bu sessizlik, fırtınanın habercisi. Bu gündemin getirdiği yorgunluk ve şaşkınlıkla geçecek yaz, yaklaşan hesaplaşmanın habercisi gibi görünüyor.

Ve DEM…
Memlekete huzur, refah, birlik getireceğini sananlar ya dünyadan bihaber ya da gözleri bağlı.
Bölücülüğün vitrin partisi hâline gelmeye namzet DEM şimdi de, hâlâ ağaların, şeyhlerin, feodal düzenin hizmetinde. Yakında yargı paketine yerleştirilecek şirin maddelerle dağdan inenleri de mecliste ceylan derisi koltuklara oturttular mı?  Alın size Türkiye partisi öyle mi? Peki DEM'in gerçekten Türkiye Partisi olması için muhalif bir kesim, demokrasiyle yıkanmış ve içine sindirmiş kurmayları var mı? Zamanında bunlar Kandil'e pikniğe değil, eyleme gidenler.
Mücadele eden var mı? Hayır! Çünkü onlar da düzenin ortağı.
Masada başka, meydanda başka konuşsalar da çıkar, rant ve iktidar tutkusu aynı kalpte atıyor.

Bu ülkenin gerçek düşmanları yalnızca dağda silahla gezenler değil, aynı zamanda Saray sevdası uğruna milletin birliğini satanlardır. 
Dün hain deyip bugün kahraman ilan edenlerle ve  edilenlerle bu memleketin geleceği kurulamaz.

Adalet yok, hukuk yok, sosyal barış yok. Geriye ne kaldı?
Koltuk için yapılan bir enkaz siyaset!

Bu gidişin adı beka değil, çöküştür!

İkinci partiyle beşinci partinin masa başında yazacağı senaryolarla, sokakta bu halkı kandırabileceklerini sanıyorlarsa çok fazla yanılıyorlar.
Henüz seçim takvimi ortada yokken, iktidar mühendisliği şimdiden başladı. Bu mühendisliği halkta karşılıkları kalmayan, yerel seçim sonuçlarına göre sıralanan partilerden 2. ile 5. partiler ve kurmayları yapamaz.

Halk uyandı.

Yozgat, İzmir, Konya halkın ne tepki verdiğini gösteriyor.

"Seçim gelir, o zamana bir pembe tablo, sıcak para, bir de doğal gaz çıktı deriz inandırırız" diyorlarsa bilemem.
Ama bu halk bu sefer kandırılamayacak!
Çünkü artık açlığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yolsuzluğa tahammülü kalmadı!

Çare mi?
Acil, derhal, hemen SEÇİM!

Mustafa Temiz
21 Mayıs 2025

Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2025, 22:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER