Yeşim Akbaş’ın annesi Adalet Bakanı Gürlek'e seslendi “Suçlu dışarıda geziyor. Biz de Gülistan Doku gibi yıllarca bekleyecek miyiz?"

Yeşim Akbaş’ın annesi Adalet Bakanı Gürlek'e seslendi “Suçlu dışarıda geziyor. Biz de Gülistan Doku gibi yıllarca bekleyecek miyiz?" Manisa’nın Demirci ilçesinde 14 Nisan 2023 sabahı yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran ölüm olayı, aradan geçen üç yıla rağmen hâlâ netlik kazanmadı.

Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. 5 Ocak 2020'de Tunceli'de kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. O sırada 21 yaşındaydı ve ailesi Diyarbakır'da yaşıyordu. Kayboluşu Türkiye gündeminde uzun yıllar yer tuttu; başlangıçta "kayıp" olarak ele alınan dosya, 6 yıl sonra (2026 Nisan itibarıyla) cinayet şüphesiyle derinleşti ve organize delil karartma iddialarıyla genişledi.

Manisa’nın Demirci ilçesinde 14 Nisan 2023 sabahı yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran ölüm olayı, aradan geçen üç yıla rağmen hâlâ netlik kazanmadı. Demirci'deki Polis lojmanında hayatını kaybeden Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş, Gülistan Doku olayı ile benzediğini iddia ederek kızının mezarı başından Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptığı çağrıyla adalet arayışını bir kez daha gündeme taşıdı.

Olay, 14 Nisan 2023 günü saat 08.00 sıralarında, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün üst katında bulunan polis lojmanında meydana geldi. İddiaya göre komiser yardımcısı Doğan Can Y.’nin silahından çıkan kurşunla ağır yaralanan Yeşim Akbaş, kaldırıldığı hastane yolunda ambulansta hayatını kaybetti.

Olayın hemen ardından başlatılan soruşturmada şüpheli Doğan Can Y., ilk etapta adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ancak daha sonra basında çıkan haberlerle kamuoyuna yansıyan ve eski eşinin “Bana da silah dayamıştı” şeklindeki iddiaları üzerine savcılık yeniden harekete geçti ve şüpheli tutuklandı.

Sanık hakkında “kadına karşı kasten öldürme” suçlamasıyla Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yargılama süreci boyunca taraflar arasında en büyük tartışma, olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu noktasında yoğunlaştı.

12 Temmuz 2024 tarihinde mahkeme, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararı verdi. Karara itiraz eden aile, dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise yerel mahkemenin kararının bozulması yönünde görüş bildirdi, olayın intihar değil, cinayet olduğuna dikkat çekti. Dosya halen Yargıtay incelemesinde bulunuyor.

Bilirkişi raporları: “İntihar değil” bulguları

Dosyaya giren adli tıp ve bilirkişi raporları, olayın intihar olmadığına işaret eden önemli bulgular içeriyor. Raporda; atış mesafesinin bitişik değil uzak mesafeden olduğu, olay anındaki pozisyonun intihar ihtimaliyle örtüşmediği ve barut izlerinin bulunmamasının dikkat çekici olduğu vurgulandı.

Buna karşın sanık Doğan Can Y. savunmasında, Yeşim Akbaş’ın silahı alarak intihar ettiğini ileri sürmeye devam etti.

Delil karartma iddiaları: Ayrı bir dava

Olayın ardından ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntüleri ise dosyaya yeni bir boyut kazandırdı. Akbaş ailesinin avukatının Demirci Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı  suç duyurusu ve delil olarak sunulan görüntüler üzerine iki polis memuru hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamasıyla ayrı bir dava açıldı.

İddialara göre;

Ortaya çıkan video görüntülerinde ; Olayda kullanılan silah, olay yeri incelemesi yapılmadan havluya sarılarak dışarı çıkarılıyor.
Bir polis  aracının torpido gözünün içinde taşındıktan sonra tekrar yerine bırakıldığı anlaşılıyor.
Şüphelinin ellerine kolonya dökülerek barut izlerinin silinmesine izin verildi iddiaları görüntülerle desteklenerek yargının kararı  bekleniyor.
Sanık polisler suçlamaları reddederken, delil karartma davasının son duruşması 13 Ocak 2026’da görüldü. Mahkeme, ana dosyanın Yargıtay’dan dönmesini bekleyerek duruşmayı Temmuz 2026’ya erteledi.

Annenin Feryadı: “Biz de 7 Yıl mı Bekleyeceğiz?”

Kızının mezarı başında konuşan anne Akbaş, kamuoyunda yeniden gündeme gelen Gülistan Doku dosyasına dikkat çekti. O dosyada yıllar sonra yeni gelişmeler yaşandığını hatırlatan anne, kendi kızının dosyasında da benzer şekilde delillerin karartıldığını iddia etti. "Gülistan'ın davası ile Yeşim'in davası da benzeşiyor, işin içinde Vali, oğlu, hastane başhekimi, korumalar adeta olayı kapatmak için herşeyi yapmış..Kızımın davası da öyle daha ilk gün Demirci adliyesinden bu şahıs adli kontrol şartı ile serbest kaldı. Eski eşi ortaya çıkıp "benim başıma da silah dayamıştı" diye gazetecileri aramasa ve olay haberlere yansımasa belki hiç tutuklanmayacaktı." dedi.
“Benim kızım intihar etmedi” diyen anne, adli tıp raporlarının da bunu doğruladığını vurguladı. Dosyanın üç yıldır sonuçlanmadığını belirten Akbaş, şu soruyu yöneltti:

“Suçlu dışarıda geziyor. Biz de Gülistan Doku gibi yıllarca mı bekleyeceğiz?”

Bekleyiş sürüyor

Hem ana dava hem de delil karartma iddialarına ilişkin süreç henüz tamamlanmış değil. Yargıtay’dan çıkacak nihai karar, dosyanın seyrini belirleyecek en kritik aşama olarak görülüyor.

Ancak Akbaş ailesi için geçen her gün, yalnızca hukuki bir sürecin değil, aynı zamanda cevapsız kalan soruların ve dinmeyen bir acının uzaması anlamına geliyor.


ÖZEL HABER-MUSTAFA TEMİZ

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2026, 10:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER