Orgazm yaşamayan kadınların sayısı çok fazla

Türk kadınları üzerinde yapılan araştırmalarda cinsellikle ilgili problemlerin oldukça yaygın olduğu gerçeğiyle karşılaşıldı.Kocasıyla birlikte olan 100 kadından sadece 20 'si orgazmı tatmış.Öyleki orta yaş grubuna gelmesine ve evli olmasına rağmen hiç orgazmı yaşamayan kadınların sayısı da az değil.Kadınların yaşamın stresi,geçim sıkıntısı ve günlük iş stresi içinde yatakta hiçte huzurlu olmadığı ve sağlıklı bir cinsel yaşam sürmediği de ortaya çıkmış durumda.Yapılan bu araştırmanın tüm detaylarını mutlaka ama mutlaka okumalısınız..İşte cinsel gerçekler..

Orgazm yaşamayan kadınların sayısı çok fazla

 Tüm kadınlar için geçerli olmasa da çoğu kadın ilişkilerini hayatlarının merkezine alacak şekilde yetiştiriliyor. Kadınlar en çok sahip oldukları ilişkiyi, erkekler ise güçlerini kaybetmekten korkuyor. Erkeklerin korkularının temelinde birine fazla bağlanma endişesi, kadınların korkularının temelinde ise bağlarının yeterince kuvvetli olmamasından duydukları endişe yatıyor. 

Kız çocuklarına aileleri tarafından insanlarla iyi geçinmeleri, uyumlu olmaları ve onları hoşnut tutmalarının en mühim şey olduğu öğretilince böyle olduğuna inanan kadın kendisini kıymetli ve anlamlı hissettirecek şeyin ilişkileri ve insanların kendisiyle ilgili düşünceleri olduğuna inanıyor. Evlenen kadından kendisini kocasına ve çocuklarına adaması bekleniyor. İlişkisinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda bu ilişkiyi kaybetmekten korkan kadınlar hatayı kendilerinde arayıp ilişkilerini onarım etmeye çalışıyorlar.





EVLİLİKTE BEKLENEN YAKINLIK NEDEN KURULAMIYOR?


Evlilikte beklenen yakınlığın kurulamaması çiftleri birbirinden uzaklaştıran en mühim ne sebepten. Çoğu adam eş seçerken, iyi bir yaşam arkadaşı, dert ortağı ve bir arkadaş seçmeyi hedeflemesine karşın bu beklentileri karşılayan çok az çift gerçek bir yakınlık yaşayabiliyor. 


İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Sosyal Psikiyatri Servisi ve Cinsel Yaşam Sorunları ve Tedavileri Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin, "Çiftlerin birbirlerinden karşılanmayan beklentileri olması, kendi beklentilerini eşlerinin ihtiyaçlarından daha çok önemsemeleri, olgunluktan ırak tutumları ve birbirleriyle rekabete girmeleri bu dostluğu kuramamalarının en mühim nedenleri arasında" söylüyor. Tüm bu nedenler, ilişkilerin büyük bölümüne; kırgınlık, kızgınlık ve düş kırıklıklarının egemen olmasına yol açıyor. Bunun sonucunda ise birbirlerinden uzaklaşan, dünyaları ayrı fakat hayatları ortak çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Evlilikte çiftleri birbirinden uzaklaştıran ikinci ne sebepten (bilhassa uzun süreli ilişkilerde) çoğu çiftin birbirlerini anne gibi algılamaları oluyor. Tükenmeyen eleştiriler, us vermeler, öğütler, partnerinin davranışlarını düzeltmeye çalışma gibi tutumlar ilişkiyi tüketip geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabiliyor.


Mutlu evlilik için eşinizle randevulaşın! 


KADIN EN ÇOK ERKEĞE GÜVENMEK İSTİYOR







İkili ilişkilerde farklı kadınların farklı istekleri oluyor. Kadınların ilişkiden bekledikleri şeyler sahıslık özelliklerine, sosyo kültürel farklılıklara, eğitim ve iş yaşamları ile ekonomik durumlarına göre değişim gösteriyor. Kişisel farklılıkları olsa da çan eğrisinin ortasında yer alan kadınların bazı ortak özellikleri de bulunuyor. Prof. Dr. Doğan Şahin, günümüz orta sınıf ailelerinde kadınların en önemsediği şeyin "emniyet duygusu" olduğunu diyor ve "Kadınlar eşlerinin aleni sözlü ve dürüst olmasını, mesuliyet üstlenmesini, evlerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarının karşılanması konusunda üzerlerine düşeni yapmalarını, kendilerine kıymet verildiğini ve sevildiklerini de hissetmek istiyorlar" söylüyor. 






Cinsel sorunlarla ruh sağlığı arasında da münasebet bulunuyor. Bu, ruhsal problemlerin cinsel problemlere, cinsel problemlerin da ruhsal problemlere yol açması anlamına geliyor. Kederli, depresif ve kaygılı kadınların cinsel isteği azalıyor, uyarılmaları zorlaşıyor ve orgazm problemi hayata olasılıkları artıyor. Bu vaziyet çiftin mutluluğunu da azaltıyor. Bu problemi yaşayan çiftlerin daha depresif ve kaygılı oldukları belirtiliyor. Eğitim kurumlarında cinsellik eğitiminin yetersizliği ve cinsel anatomi ile ilgili noksan bilgiler de cinsel problemlere yol açabiliyor. Bunun yanında seksin günümüzde çoğu aile için hâlâ tabu olarak görülüp konuşulmaması da mühim nedenler arasında bulunuyor. Kimi ailelerde ise cinsellik açıkça kötüleniyor ve çocuk tarafından "utanç verici" olarak algılanıyor. Bu durumda bu konu sadece aynı tür ve yaş grubundaki arkadaşlarla konuşuluyor. Bu konuşmalar sırasında öğrenilen cinsel mitler, cinsellikle ilgili abartılı ve yanlış bilgiler de cinsel problemlerin en mühim davetçileri arasında bulunuyor.


KADININ CİNSELLİKTE TECRÜBELİ OLMASI İSTENMİYOR


Prof. Dr. Doğan Şahin, kültürümüzün kadının cinsellikte daha edilgen ve daha az tecrübeli olmasını desteklediğini diyor. Erkeklerden ise sekste daha aktif olup kadının her ihtiyacını tahmin edebilen tecrübeli yan olması bekleniyor. Her iki yan da sevişmeye dair bazı taleplerini eşlerinin yanlış anlaması endişesiyle yeterince ifade edemiyor.


Türk toplumunda çiftler sevişme sırasında hoşlanmadıkları ya da istemedikleri şeyleri dile getiremediği için bu vaziyet hiddet ya da engellenmişlik duygusuna ne sebepten oluyor ve beraberinde cinsel işlev bozuklukları oluşuyor. Prof. Dr. Şahin, "Bu konuda en mühim problem, erkeklerin eşlerini cinsel açıdan yeterince tutkulu ve rahat bulmamaları" söylüyor ve devam ediyor: "Birçok erkek eşinin hiçbir vakit sevişmeyi başlatan yan olmadığını ve bunu hep kendilerinin yaptığını diyor. Ayrıca sevişirken eşinin sekse katılımı çok az olduğu için uyarılıp uyarılmadığını hatta orgazm olup olmadığını anlayamadığını söyleyen erkek sayısı da oldukça fazla. Bazı erkekler eşleriyle cinsel münasebet kurmanın şişme bebekle münasebet kurmaktan farklı olmadığını anlatıyor."


Sağlıklı bir münasebet için 10 kaide 


100 KADININ 20'Sİ HİÇ ORGAZM OLAMIYOR





Ülkemizde cinsel problemlerin başında, çoğu kadının (evlilik ya da ilişkinin başlangıcında) cinsel birleşme konusunda yaşadığı zorluklar geliyor. Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 20'si, ilk cinsel ilişkilerini ilk denemelerinden çok sonra gerçekleştiriyor. Bu problem çoğunlukla kadınların korku ve kasılmalarından kaynaklanıyor ve problemi yaşayan kadınlar uzun süre veya tedavi görmeksizin cinsel birleşme gerçekleştiremiyor. Bu kişilerde cinsel hayat cinsel münasebet başladıktan sonra bile derhal yoluna girmeyebiliyor. Birçok kadın cinsel hayatına başladıktan çok sonra orgazm olabiliyor.


Kadınları orgazma ulaştıran 6 formül 


Cinsel hayatı uzun seneler korku, suç ve ayıp duyguları ile örtüştüren kadının, evlendiği ilk an bu hislerini kaldırıp atamadığı için sağlıklı bir cinsel hayata kavuşması kimi olası olmuyor. Batı ülkelerinde yaşamları boyunca hiç orgazm olmayan kadınların oranı yaklaşık yüzde 5-10 iken bizim toplumumuzdaki oranın bunun en az iki sert olduğu belirtiliyor. Doğan Şahin, ülkemizde kadınların yüzde 20'sinin hiç orgazm olamadığını, bu orandan daha fazlasının ise nadiren orgazm olduğunu diyor. (Türkiye'de bu konuda yapılmış bir alan araştırması olmamakla beraber klinik gözlemler kadınların yaklaşık yüzde 40'ının çok az veya nadiren orgazm olduklarını gösteriyor.)


İSTEK VE UYARILMA SORUNU YAŞAYAN KADIN ORANI YÜZDE 30





Toplumumuzda vasat sevişme süresinin 5 dakika civarında olduğunu söyleyen Doğan Şahin, "Bu süre içinde bir kadının yeterli düzeyde uyarılması ve orgazma ulaşması çok zordur, kadın bir süre sonra bu keyifsiz ve doyumsuz cinsel hayattan sıkıldığı için cinsel isteksizlik geliştirir" söylüyor. Batı'da kadınların yüzde 20-30'unda cinsel dilek azalması görüldüğünü söyleyen Şahin, Türkiye'de dilek ve uyarılma problemleri yaşayan kadın oranının yüzde 30'un üzerinde olduğuna dikkat çekiyor.


Şahin'e göre keyifli ve doyumlu bir cinsel hayat, kişilerin bir ve beraber daha mesut olmalarını sağlıyor. Tatminkâr münasebet yaşayan çiftlerin birbirlerine duydukları sevgi, tutku ve aşk gibi duygular hem daha yoğun oluyor hem de tükenmiyor. Orgazm sırasında salgılanan hormonlar çiftin birbirine bağlanmasını ve tutku hissi sağlarken yaşanan beraberlikten sevinç duyulmasına da yol açıyor. Cinsel problemleri olan çiftlerde ise hem keyifsizlik hem de ruhsal ve bedensel birçok hastalık (bilhassa de psikosomatik olanlar) görülüyor. 


Aşk olmadan seks olur mu? 


Hiç orgazm olamayan kadın oranı yüzde 20.


Türkiye'de kadınların yaklaşık yüzde 20'si, ilk cinsel ilişkilerini ilk denemelerinden çok sonra gerçekleştiriyor.


Nadiren orgazm olan kadın oranı yüzde 40.


Cinsel şiddete uğradığını söyleyenlerin yüzde 67'si aynı zamanda fiziksel şiddete de maruz kaldığını ifade ediyor. 


3 kadından biri şiddet görüyor.


Yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında şiddete maruz kalanların oranı yüzde 12.


Kadınların yüzde 14'ü en az bir defa, istemediği zamanlarda cinsel ilişkiye zorlanıyor.


EN ÇOK KİMLER DÖVÜYOR?





Kadına yönelik şiddet uygulayanların sanıldığı gibi ruhsal hastalığı olan, cemiyet içinde psikopati olarak bilinen antisosyal sahıslık özellikleri olanlar ya da alkol-madde bağımlısı olan erkekler olmadığı belirtiliyor. Her eğitim seviyesinden, her meslekten, her sosyokültürel yapıdan ve her gelir düzeyinden erkek, kız çocuklarına ve eşlerine şiddet uygulayabiliyor. Kendi çocukluk döneminde aile içi şiddete tanıklık eden (babası annesini döven) erkeklerin ise daha sık şiddet uyguladıkları belirtiliyor.


Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2015, 17:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER