Tıbbi Değil, İdeolojik Gerekçeyle Mi?
Süper Lig’in 31. haftasında futbolcuların “Doğal olan normal doğum” yazılı pankartlarla sahaya çıkmasıyla başlatılan kampanya, şimdi yasal zemine taşındı. Mesaj açık: “Devlet, kadınların doğum şeklini belirlemeye kararlı.”
Sezaryen Yasaklandı: Kadının Karar Hakkı Yok Sayılıyor
Özel tıp merkezlerinde planlı sezaryen artık yapılamayacak. Kararın gerekçesi “tıbbi zorunluluk yoksa yapılmamalı” olarak sunulsa da, arka planda sezaryen doğuma karşı uzun süredir yürütülen sistematik bir karşıtlık var. Kadınların kendi bedenleri üzerinde karar verme hakkı, “sağlık politikası” maskesiyle geri plana itiliyor.
Tıp Merkezlerine Yeni Dayatmalar
Yeni yönetmelikle tıp merkezlerine doğum ünitesi kurma şartı getirildi. Ancak bu ünitenin kurulabilmesi için merkezde ameliyathane olması gerekiyor. Yani, hem idari hem de mali yük getirilerek küçük ve orta ölçekli sağlık kuruluşları sistem dışına itiliyor.
Doğum salonlarının metrekaresinden yerleşim planına kadar her detay devletin kontrolüne bırakılıyor. Özgürlük mü? Seçim hakkı mı? Görünürde yok.
Tüm Kayıtlar Devlete Açık: Dijital Göz Her Yerde
Doğumlara dair tüm veriler dijital ortama aktarılacak, merkezi sistemlere bildirilecek. Kadınların doğum biçimleri, tercihleri, süreçleri artık sadece doktorla arasında kalmayacak. Devletin dijital belleğinde saklanacak.
Bu, yalnızca bir tıbbi kayıt değil, aynı zamanda bir gözetim mekanizmasıdır.
Cerrahi Müdahale İçin "Uzman" Koşulu: Amaç Hizmeti Zorlaştırmak
Yönetmelik, cerrahi müdahale biriminin ancak 10’dan fazla uzman doktor bulunan merkezlerde kurulabileceğini söylüyor. Bu da doğrudan, çoğu merkezin cerrahi destek sağlayamayacağı anlamına geliyor. Kimi koruyorsunuz, kimi cezalandırıyorsunuz?
Siyasi Bir Gölge: Pankarttan Yönetmeliğe
“Doğal olan normal doğum” pankartları, yalnızca estetik bir mesaj değildi. Bu pankartların hemen ardından gelen bu düzenleme, kararın ideolojik temeller üzerine inşa edildiğini gösteriyor. Toplum mühendisliğinin yeni yüzü: Kadın bedeni üzerinden şekillenen bir doğum politikası.
Sözde Sağlık, Özde Müdahale
“Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” başlığı altında sunulan bu değişiklikler, gerçekte kadınların doğum hakkını sınırlandırıyor. Kimin ne zaman, nasıl doğuracağına dair kararın kadının elinden alınması, özgürlüğe vurulmuş bir darbedir.
Devletin görevi, seçenek sunmaktır; dayatma değil. Tıp politikaları, kişisel tercihlerin önüne geçirilemez.