Sevgi Vermediyseniz, Baba Diye Anılmayı Beklemeyin

Bugün yine "Babalar Günü" kutlamalarıyla dolu sosyal medya paylaşımları, süslü sözler ve mutlu aile fotoğrafları ekranları kapladı. Ancak herkes için aynı anlamı taşımıyor bu gün.

Çünkü bazı çocuklar için "baba" denildiğinde akla güven değil korku geliyor.

Bir çocuğun hafızasında babasının sesi sevgiyle değil, bağırışlarla yankılanıyorsa; eve giren ayak sesleri huzur değil tedirginlik getiriyorsa; sarılması gereken eller şiddetle kalkıyorsa, o çocuk için Babalar Günü'nün ne anlamı olabilir?

Tohum sizden diye...

Dünyaya gelmesine vesile oldunuz diye...

Size "baba" denilmesi gerçekten yeterli mi?

Bir çocuğun sizden istediği şey hiçbir zaman lüks oyuncaklar, pahalı hediyeler ya da gösterişli hayatlar olmadı. Onlar sadece insan gibi sevilmek istedi. Bir kez takdir edilmeyi, bir kez gururla başlarının okşanmasını, bir kez "Seninle gurur duyuyorum" sözünü duymayı bekledi.

Ama bazı babalar çocuklarının kalbine sevgi yerine korku ekti.

Her hatada bağırdı.

Her başarısızlıkta aşağıladı.

Her itirazda kırdı.

Ve sonra yıllar geçti...

O çocuklar büyüdü.

Ama içlerindeki eksiklik hiç büyümedi.

Çünkü çocuklukta alınamayan sevgi, yetişkinlikte kapanmayan bir yaraya dönüşür.

Diğer tarafta ise başka babalar var.

Çocuğunu sımsıkı sarıp sarmalayan...

Kızının bir gün sevgiyi yanlış insanlarda aramaması için ona sevgiyi önce kendisi öğreten...

Oğluna güçlü olmayı değil, vicdanlı olmayı anlatan...

Başarılarında alkışlayan, düştüğünde elinden tutan...

Çiçek alan, sürpriz yapan, yanında olduğunu hissettiren...

Sadece baba olan değil, gerçekten babalık yapan adamlar...

İşte bu yüzden aynı kelime herkes için aynı anlamı taşımıyor.

Çünkü baba olmak biyolojik bir gerçekliktir.

Ama babalık, emek isteyen bir karakter meselesidir.

Bir çocuk yıllarca babasının soyadını taşır.

Ama kalbinde yer vereceği kişiyi davranışlar belirler.

Bugün kendine şu soruyu sorması gereken çok insan var:

Çocuğum beni sevdiği için mi arıyor, yoksa mecbur olduğu için mi?

Ben onun sığındığı liman mıyım, yoksa kaçmak istediği fırtına mı?

Çünkü günün sonunda çocuklar büyür.

Yıllar geçer.

Fotoğraflar sararır.

Ama bir babanın evladına hissettirdiği sevgi ya da bıraktığı acı asla unutulmaz.

Bu yüzden mesele baba olmak değil...

Mesele, bir çocuğun hayatında güvenle anacağı bir baba olarak kalabilmektir.

Ya gerçekten baba olacaksın...

Ya da bir gün, kendi evladının hatıralarında bile yok sayılacaksın. 

21 Haziran 2026

Bahar Çelik

YORUM EKLE