
Kim Suçlu, Kim Sadece İçinden Geçti?
FETÖ tartışması yeniden alevlenirken mesele yalnızca bir “af” meselesi değildir. Türkiye’nin çözmeye çalıştığı konu, güvenlik ile adalet arasında sıkışmış derin bir toplumsal ve siyasal krizdir.
Türkiye, son günlerde yeniden tanıdık; ancak hiçbir zaman tam anlamıyla kapanmamış bir tartışmanın içine girdi.
Ahmet Davutoğlu’nun, KHK’lılar ve FETÖ iltisakı gerekçesiyle kamu görevinden uzaklaştırılanlara yönelik yaptığı “toplumsal barış ve af” çağrısı, hassas zemini yeniden hareketlendirdi.
Ancak tartışmayı asıl büyüten, Bülent Arınç’ın sözleri oldu. Arınç, yaklaşık üç milyonluk bir kitleden söz ederek, “Bu kadar insan bir terör örgütü mensubu olamaz” dedi. PKK yerine önceliğin bu insanların durumunun yeniden ele alınması olması gerektiğini vurguladı. PKK sürecine yaptığı göndermeler ise tartışmanın kapsamını daha da genişletti.
Bu sözler, yalnızca bir görüş olmanın ötesine geçti; doğrudan siyasi bir fay hattını tetikledi.
Semih Yalçın’ın sert tepkisi, meselenin Milliyetçi Hareket Partisi açısından nasıl okunduğunu açık biçimde ortaya koydu. Bu çizginin arkasında ise Devlet Bahçeli’nin uzun süredir koruduğu, güvenlik eksenli ve Abdullah Öcalan’ın muhatap alındığı yaklaşım bulunuyor.
İki Gerçek Aynı Anda Var
Bu tartışmayı tek taraflı okumak mümkün değil. Çünkü ortada aynı anda var olan iki ayrı gerçek bulunuyor.
Birincisi; Türkiye, devleti hedef alan, kurumlara sızan ve 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi ağır bir kırılmaya yol açan bir yapıyla mücadele etti ve hâlâ ettiğini düşünüyor.
İkincisi ise; bu yapıyla doğrudan örgütsel bağı olmayan, ancak sosyal temaslar nedeniyle sürecin içine sürüklenmiş geniş bir kitlenin varlığıdır.
Devlet Neden Geri Adım Atmıyor?
Çünkü devletin zihnindeki temel soru hâlâ değişmiş değil:
“Tehdit gerçekten sona erdi mi, yoksa sadece biçim mi değiştirdi?”
FETÖ ile ilgili süren operasyonlar, üniversite yapılanmalarına dair iddialar ve sosyal medyada gözlenen örgütsel refleksler, bu sorunun henüz kapanmadığını düşündürüyor.
Ama Başka Bir Sorun Büyüyor
Güvenlik refleksi uzadıkça, bireysel ayrım yapma kapasitesi zayıflıyor.
Bugün tartışmanın merkezinde şu soru yer alıyor:
“Gerçek suçlular ile sadece bir dönemin içinden geçmiş insanlar ne kadar ayrıştırılabildi?”
PKK Kıyası Neden Gündemde?
PKK ile ilgili süreçlerde doğruluğu tartışmalı “fesih”, “silah bırakma” ve “pişmanlık” gibi kavramların gündeme gelmesi, kıyasları artırıyor.
Ancak belirleyici fark şu:
FETÖ dosyasında henüz açık bir çözülme ya da kolektif bir pişmanlık tablosu bulunmuyor.
Asıl Tartışma Nerede?
Devlet, güvenliği sağlarken adaleti ne ölçüde bireyselleştirebilir?
Bu yazı, bir hüküm vermek için değil; ertelenmiş bir soruyu yeniden görünür kılmak için kaleme alındı.
Kim gerçekten suçlu, kim sadece o dönemin içinden geçti?
12 Mayıs 2026
Ahmet Orhan
Gercek suclular dışarıda makam ve mevkideler içerde olanlar gariban takımı