Başevirgen, özellikle dar gelirli vatandaşların uygulamalardan orantısız şekilde etkilendiğini savunarak, ekonomik krizin yükünün vatandaşa yansıtıldığını ifade etti.
Son aylarda araç sahiplerine kesilen cezaların belirgin biçimde arttığını dile getiren Başevirgen, mütevazı araçlara sahip vatandaşların küçük aksesuar ve değişiklikler nedeniyle yüksek tutarlı cezalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. Türkiye’de ağırlaşan ekonomik koşullara işaret eden Başevirgen, otomobilin birçok kişi için yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda sınırlı bir sosyal alan haline geldiğini vurguladı.
“Dar Gelirlinin Tek Nefes Alanı da Kısıtlanıyor”
Dar gelirli vatandaşların pahalı tatil ya da sosyal aktivitelere bütçe ayıramadığını belirten Başevirgen, araçlara yapılan küçük dokunuşların dahi ağır yaptırımlarla karşılık bulduğunu ifade etti. Başevirgen, “Vatandaşın aracına yaptığı küçük değişiklikler neredeyse araç bedeline yaklaşan cezalarla sonuçlanıyor. Bu durum, dar gelirli için mütevazı bir araca sahip olmayı bile zorlaştırıyor” dedi.
“Ölçüsüz ve Keyfi Uygulamalar Tepki Çekiyor”
Modifiye, APP plaka, cam filmi ve ses sistemi gibi gerekçelerle kesilen cezaların toplumda rahatsızlık yarattığını belirten Başevirgen, trafik güvenliğini tehdit eden unsurlara yönelik yaptırımların gerekli olduğunu ancak mevcut uygulamaların ölçüsüz hale geldiğini savundu.
Toplumda tehlikeli sürüşe karşı cezaların uygulanmasına genel bir destek olduğunu kaydeden Başevirgen, “Ancak araç üzerindeki kozmetik değişikliklere yüksek cezalar kesilmesi, adalet duygusunu zedeliyor” ifadelerini kullandı.
“Ceza Ekonomisine Dönüştü”
Bazı cezaların araç değerine yaklaşan seviyelere ulaştığını öne süren Başevirgen, “200 bin liralık bir araca yalnızca plaka gerekçesiyle 140 bin liraya varan cezalar kesildiğine dair örnekler var. Bu durum vatandaşın sinir uçlarıyla oynuyor. Trafik cezaları, güvenliği sağlamaktan uzaklaşıp adeta bir ‘ceza ekonomisine’ dönüşmüş durumda” dedi.
“Denetimler Gerçek Tehlikeye Odaklanmalı”
Açıklamasında çözüm önerilerine de yer veren Başevirgen, denetimlerin daha adil ve hedef odaklı yapılması gerektiğini vurguladı. Gürültü kirliliği oluşturan araçlar, tehlikeli sürüş ve çevreyi rahatsız eden uygulamalara yönelik cezaların yerinde olduğunu belirten Başevirgen, “Trafik güvenliği elbette sağlanmalı. Ancak bu, orantılı, şeffaf ve gerçekten tehlike oluşturan davranışları hedef alan bir anlayışla yürütülmelidir” çağrısında bulundu.
Başevirgen’in açıklamaları, kamuoyunda son dönemde sıkça tartışılan trafik cezaları ve denetim uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.