Tatlıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Merkez Bankası dövizlerindeki erimenin Türkiye’nin gündeminde hem yerine koruduğunu hem de hacminin büyüdüğünü belirterek, Hazine ve Maliye Bakanı’nın konuya ilişkin açıklamasını değerlendirdi.
Döviz işlemlerinin hazine ile yapılan protokol üzerinden yapılmasının istisnai bir yöntem olduğunu ve neden böyle bir yönteme başvurulduğuna ilişkin bir açıklama olmadığını dile getiren Tatlıoğlu, “2017 yılında yapılan sıradışı bir protokole dayalı Merkez Bankasının bu paraları kamu bankalarının yurt dışı muhabir hesaplarına çıkardığı ve buradan bu dövizi sattığı anlaşılmaktadır. Burada soru hiçbir şekilde farklı yere çekilmeden ağırlığını aynen korumaktadır. Neden böyle bir yöntem kullandınız, hangi amaca hizmet etmek için ve hangi tarihlerde bu dövizleri kaça sattınız?” diye sordu.
Bu yola sapma nedeni Varlık Fonu’nun denetimden yoksun olması mı?
Tatlıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim Sayın Erdoğan’dan ve Merkez Bankası’ndan istediğimiz şey, bu listenin Nisan 2021’e getirilmesidir ve bilgilerin kamuoyu ile paylaşımıdır. Bizim siyaset yapanlar olarak Merkez Bankasının rezervlerini, Türkiye’nin kaynaklarını takip etmekten daha önemli bir görevimizin olmadığı düşüncesindeyiz. Merkez Bankasının hazine hesabında görülmeyen bu döviz işlemlerinin acilen açıklanmasında fayda var. Merkez Bankasının bu tür bir yan yola sapmasının nedeni acaba Türkiye Varlık Fonunun denetimden yoksun olması mıdır? Dünyadaki denetlenemeyen tek kurumdur. Bu dövizleri denetlenemeyen bir alana çıkarıp orada satış işlemleri gerçekleştiği görülmektedir.”
Altın rezervleri de eritiliyor iddiası
Tatlıoğlu, 9 Nisan itibari ile Merkez Bankasının eksi 60.4 milyar dolar döviz rezervinin, 40 milyar dolar civarında da altın rezervinin olduğunu, bu altın rezervlerinin de eritilmeye başladığı şeklinde duyumlar olduğunu hatırlatarak, “Merkez Bankasına, Sayın Erdoğan’a ve Sayın Erdoğan’ın ekonomi yönetime çağrı yapıyorum; bunları şeffaf yapın. Altın rezervlerinde erime söz konusuysa bunu paylaşın. Türkiye’de şeffaf giden bir kamu olması gerekir. Güvenilirlik birinci derecede kamuya lazım” dedi.
Tatlıoğlu, kamu kurumları üzerinden vatandaşlarının yurtdışına kaçtığı bir Türkiye görüntüsünün “Sahipsiz bir Türkiye fotoğrafını” güçlendiren bir konu olduğunu ve bu fotoğrafın Yeltsin dönemi Sovyetlerinde gördüklerini dile getirerek bu görüntüden hızla uzaklaşılmasını istedi.
Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2021, 20:17