TOPLUMSAL CİNNETİN EŞİĞİNDE: TURGUTLU VE TÜRKİYE

Bugün Turgutlu’da güne sadece bir “adli haberle” değil, bir toplumsal çöküşün en kanlı haliyle uyandık. Boşanma aşamasındaki bir şahsın, aralarında 13 yaşındaki bir çocuğun da bulunduğu dört canı hayattan koparması artık “aile içi mesele” denilerek geçiştirilemez.
Bu bir katliamdır ve bu katliamın kökleri, görmezden gelinen akıl sağlığı krizimizde yatmaktadır!
İlaçla Bastırılan Öfke: Sakinleşemiyoruz!
Her yıl milyonlarca kutu antidepresan ve sakinleştirici tüketiyoruz. Toplum olarak adeta kimyasal bir örtü altında öfkemizi bastırmaya çalışıyoruz. Ancak ilaç sadece semptomu susturur, yangını söndürmez.
Ekonomik baskı, gelecek kaygısı ve cezasızlık algısının yanı sıra tahammülsüzlük birleştiğinde, bastırılan öfke Turgutlu’daki gibi bir sabah ansızın patlıyor.
Günümüzde bir numaralı millî güvenlik sorunumuz, sokaktaki ve evdeki bireyin akıl sağlığıdır!
Sanatoryumlar Nerede? Altyapı Neden Çöktü?
Modern sağlık sistemimiz “hızlı tanı, hızlı reçete” üzerine kurulu. Oysa ağır psikolojik travmalar ve şiddet eğilimi, 15 dakikalık muayenelerle çözülemez.
Ne yazık ki imdat çığlıklarıyla yardım bekleyen vatandaşlarımız için bile uzun süreli tedavi imkânı yaratmaktan çok uzağız.
- Eskiden veremle savaşırken kurduğumuz sanatoryum kültürüne bugün ruh sağlığı için muhtacız.
- Şehirden uzak, doğayla iç içe, uzun süreli rehabilitasyonun mümkün olduğu “ruh sağlığı köyleri” artık bir lüks değil, hayati zorunluluktur.
- Bir cinayetten sonra faili hapse atmanın maliyeti, o faili cinayet işlemeden rehabilite etmenin maliyetinden kat kat fazladır!
Devletin “Görmezden Gelme” Lüksü Kalmamıştır!
Kâğıt üzerindeki uzaklaştırma kararları can kurtarmıyor. Acilen:
- Millî Ruh Sağlığı Yasası raflardan indirilmeli ve hayata geçirilmelidir.
- Kırmızı Alarm Takip Sistemi: Şiddet faili adayı bireyler, sadece polis tarafından değil, Sağlık Bakanlığı’nın “Psikososyal İzleme Birimleri” tarafından 7/24 takip edilmelidir.
- Altyapı hamlesi: Turgutlu gibi hızlı büyüyen riskli bölgelere acilen tam teşekküllü, yatışlı rehabilitasyon merkezleri kurulmalıdır.
Son Söz: Yusuf Can’ın Vebali Hepimizin!
13 yaşındaki bir çocuğun hayallerini bir şarjör mermiyle yok eden bu karanlık, yarın hepimizi yutabilir. Sosyal dokumuzdaki bu yırtılmayı dikmek için sadece polisiye tedbirler yetmez; akılcı, bilimsel ve kararlı bir sağlık devrimi şarttır.
Hükümet, çeyrek asırdır sağlık alanında yaptıklarıyla övünmekle yetinmeyip bu konuya öncelik vererek çözüm için zaman kaybetmeden kolları sıvamalıdır.
Yönetenleri, yerel idarecileri ve toplumu bu “sessiz pandemiye” karşı uyanmaya davet ediyorum. Yarın çok geç olmadan!
31 Mart 2026
Ahmet Orhan
