
Siyasetin çürümüş damarlarını kanatan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bugün Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, yanında 9 kişiyle birlikte tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hukuk, en azından kağıt üzerinde görevini yaptı. Ama mesele sadece bir tutuklama değil; mesele, yıllardır biriken kirin artık saklanamaz hale gelmesi.
Ve tam bu noktada, Özgür Özel’in kurduğu o cümle çarpıyor yüzümüze: “Utanıyorum.”
Bu ülkede siyasetçinin ağzından en son ne zaman “utanmak” kelimesini duyduk?
Yıllardır bu ülkenin hafızasında neler yok ki…
FETÖ ile ilintili olduğu konuşulan belediye başkanları… İstifaları istendi, peki sonra ne oldu? Hukuk yakalarına yapıştı mı? Hayır.
Rüşvet skandalları… Kol saatleri…
Ayakkabı kutularından çıkan paralar…
Bir bakanın, eşinin şirketinden kendi bakanlığına piyasa değerinin kat kat üstünde dezenfektan alması…
Bunların hangisinde birileri çıkıp “Ben utanıyorum” dedi? Bu dezenfektancı bakan istifa edince üstüne de hizmetlerinden dolayı teşekkür edildi... Yazmakla tükenmeyecek o kadar vicdanları kanatan işler oldu ki, hiçbirinde bir Allah'ın kulu çıkıp utandığını ifade etmedi.. Deprem bölgesinde çadır satan, sattıran, onu oraya getirip makam verenlerden bile bu utanma kelimesini işitmedik... O dönem de Kahramanmaraş, Adıyaman ve diğer yerlerde sadece kader utandı... Siz duydunuzda ben duymadım mı yoksa? Nerde, hangi işte utandılar? Cevabını ben vereyim..
Hiçbirinde.
Gazetecinin sorusundan kaçanları gördük.
Mikrofon uzatılınca arkasını dönüp gidenleri gördük.
Halkın gözünün içine baka baka susanları gördük.
Ama utananı görmedik.
İşte bu yüzden Özgür Özel’in o cümlesi, siyasetin çürümüşlüğü içinde nadir bir refleks olarak kayda geçti. Bu bir erdem midir, yoksa olması gerekenin gecikmiş hali mi? Ona da siz karar verin.
Özel’i yakından takip eden bir gazeteci olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Bu adam, “Partimi birinci parti yapamazsam bırakırım” diyen biriydi. Partisini birinci parti yaptı mı yaptı... İBB ve diplomayla başlayan süreçte de gereken hamleleri yaptı mı ? Yaptı, mücadeleyi diri tuttu mu tuttu...Ve bir yıl boyunca, neredeyse nefes almadan, yaklaşık 100 miting yaptı.
Soruyorum: Türk siyasetinde böyle bir tempo koyan kaç lider gördünüz?
Ama mesele şu ki…
Bir lider ne kadar mücadele ederse etsin, yanında yürüyenlerin karakteri zayıfsa, o mücadele bir yerden sonra çamura saplanır.
Konu net: Uşak Belediye Başkanı.
Yolsuzluk yapmıştır, yapmamıştır…
Mahkeme kararını verir, cezasını çeker. Bu ayrı bir konu.
Ama mesele sadece hukuk değil.
Mesele ahlak.
Bir belediye başkanının, bir otel odasında…
Kapıyı polislere yarı çıplak şekilde, avret yerini havluyla kapatarak açması…
Ve aynı odada, otele gizli yollarla girdiği iddia edilen 21 yaşındaki bir kadın belediye çalışanıyla bulunması…
Şimdi burada duralım.
İsterseniz içeride “çay içiyorlardı” deyin.
İsterseniz “özel hayat” deyin.
Ama siyaset dediğiniz şey, sadece hukuka değil, toplumsal ahlaka da hesap vermek zorundadır.
Bu görüntü, bu tablo, bu zafiyet…
Zaten “kumpas”, “iftira”, “operasyon” diyerek savunulan bir siyasi sürecin üzerine adeta cila çekmedi mi?
Rakiplerine fırsat vermedi mi? Verdi.. Yıllardır insanların gülmeyen yüzlerini güldüren bir lider çıktı, inandı arkasında durdu ama bu mücadele trenindeki çürük bir vagon raydan çıktı, trenin hızını kesmedi mi? Kesti.
Bu yapılan, sadece bireysel bir hata değil.
Bu, bir partinin mücadelesine vurulmuş bir darbedir.
Özgür Özel bir yıldır miting meydanlarında ne anlatıyor?
Ne için mücadele ediyor?
Ve sen, kendi şahsi zaaflarınla o mücadelenin altını oyuyorsun.
Bunun adı sadece hata değil.
Bunun adı ihanete varan bir sorumsuzluktur.
Bugün yaşananlar bir anda olmadı.
Günler öncesinde Uşaklı bir yerel gazeteci neler yazmış, adam uyarmış, ama başkan bunu sallamamış, başka şeyini sallamaya kalkmış.
İşte kötü örnek budur siyasette.. Eline, beline, diline sahip çık diye boşa dememişlerdir büyüklerimiz.
Aha böyle şöhret budalası olursan bir yerde ayağın takılır.
Siyaset, hizmet olmaktan çıkar, ticarete dönüşür.
Uşaklı yerel gazeteci süreci yakından biliyor bakın ne diyor...
"2024 yerel seçimlerinde halk bir mesaj verdi.
AK Parti’ye tepki olarak CHP’ye yetki verdi.
Ama ne oldu?
“Tek adam” eleştirisinden kaçan Uşaklı, bu kez belediyede yerel bir “tek adam” pratiğiyle karşılaştı.
Kendi partilileriyle kavga eden…
Örgütü hiçe sayan…
Ben yaptım oldu anlayışıyla hareket eden bir yönetim…
Ve bugün geldiğimiz nokta: Tutuklama.
Tesadüf mü?
Hayır. Bu, bir sürecin doğal sonucudur."
Burada kritik bir eşikteyiz.
CHP, Türkiye genelinde birinci parti oldu.
Ama yerelde yaşanan bu çürüme, o başarıyı kemiriyor.
Bugün o başkanın parti üyeliği askıya alındı.
Yarın ihraç edilir mi? Büyük ihtimalle evet.
Ama asıl soru şu:
Bu bir istisna mı, yoksa sistematik bir sorun mu?
Eğer istisnaysa, çözümü basit.
Temizle, yoluna devam et.
Ama eğer bu zihniyet yaygınsa…
O zaman sorun kişilerde değil, yapının kendisindedir.
Ama ben şuna inanıyorum, azmışlar, azınlıktadır..
Özgür Özel için de asıl sınav şimdi başlıyor.
“Utanıyorum” demek bir başlangıçtır.
Ama yetmez.
O utancı temizleyecek iradeyi göstermek gerekir.
Şimdi mücadele gücünü yitirmeden, partinin içinde, belediyelerde, partiyle ilintili nerede bu işler varsa, kulağına ne gelirse fısıltı dahi varsa temizlik zamanı... Temizlik imandandır, kolay gelsin Özgür başkan...
Sen bir daha utanma, utanmazlara karşı ver mücadeleni, bu halk seni yine bağrına basmaya devam edecektir.
Her şerde bir hayır vardır.
Bu şer olay olmasa nasıl haberimiz olacaktı...
Sen bu milletin gözlerine bakarak bu görüntülerden utandığını ifade ettin ya...Gönüllere girdin.. Utanan insan adamdır.
Öyleyse bu utançlardan kurtulmak lazım, öyleyse temizlik başlasın...
30 Mart 2026
Mustafa Temiz
