Turp, Şalgam, Bayram ve Deprem

Türkiye’de değişimin rüzgarı esmeye falan başlamadı; artık fırtına kopuyor. Ülkenin dört bir yanından yükselen “Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum” sesleri, sadece bir talepten ibaret değil. Bu, yıllardır biriken öfkenin artık patlamaya hazır olduğunun işaretidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na kurulan kumpas, artık kimseden gizlenemeyen bir gerçeği gözler önüne serdi: Yargı, siyasi iktidarın düğmesini çevirdiği bir aygıta dönüşmüş durumda. Adaletin kantarı artık sarayın terazisinde.

16 milyon insanın desteğini almış bir lidere mahkeme salonlarında zincir vurulmaya çalışılıyor. Ama halk buna razı değil. CHP’nin başlattığı tahliye kampanyası kısa sürede 15 milyondan fazla imzaya ulaştı. Bu, yalnızca bir imza kampanyası değil; bu, halkın “Artık yeter!” çığlığıdır.

CHP’nin İstanbul ilçelerinde ve illerde düzenlediği mitingler, halkın nabzını tutmakla kalmıyor; bu nabzı sandığa yönlendiren bir halk hareketine dönüşüyor. Özellikle Yozgat’ta düzenlenen ve onbinlerce yurttaşın katıldığı miting, siyasi iktidarın “kale” olarak gördüğü illerin de artık saraya yüz çevirdiğinin kanıtı oldu.

Ve işte o çiftçi… Yüreğindeki isyanı bir cümleyle özetledi:
“Turpunan, şalgamınan ülke yönetilmez. Adaletle, hukukla yönetilir.”

Bunu iyi dinleyin. Bu söz bir köylünün öfkesi değil sadece. Bu söz; alın teriyle yaşayan milyonların ortak feryadıdır. Ve bu feryada kulak tıkayan bir iktidar, artık meşruiyetini de, halkla olan bağını da kaybetmiş demektir.

Çiftçiler, anayasal haklarını kullandıkları için cezalandırılıyor. Traktörünü yola süren üreticiye ceza yazan devlet, kimin devletidir? Halkın mı, sarayın mı? O kadar şaşırdılar ki Yozgat'da traktörleri bile saymaya başladılar. Trafik tescilli traktörle mitinge gelen traktörleri kıyaslayarak komik oluyorlar. Dinozorlu parkın azledilmiş işletmecisinin, alnı terlemez oğlu da traktör sayanlardan. Sosyal medya da millet bu çocuğa gülüyor. 10 senelik akıllı telefonundan kahvenin önünde sosyal medyadaki videoları seyreden yörük dayım da şöyle diyor.. "Aynı bubası len bu kerata, eee çama çıkan keçinin, çama çıkan oğlağı olur" Ardından da diyeceğini diyor yörük dayım " Bu cıba (yörük dilinde çocuk demek) saymayı becerecek yalım, buna sandıklar açılınca oyları saydıracan saymayı iyi biliyor"

Saraçhane’de kıvılcım yandı, Yozgat’ta alev aldı. Tek Adam Rejimi artık kendi kurduğu duvarların içinde çırpınıyor. Ekonomi yerle bir, toplumda barış kalmamış, milyonlar açlıkla sınanıyor. 50 milyar dolar buhar olup uçarken, saray halkı kemer sıkmıyor.

Yozgat gibi illerde CHP’nin onbinlerle buluşması sadece muhalefet için değil, iktidarın da ezberini bozdu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 23 Nisan’da Birinci Meclis önünde verdiği mesaj nettir: Geri adım yok. Bu kararlılık, yıllardır umutsuzlukla boğuşan halka yeniden umut oldu. Şanlıurfa milletvekili ve her yere yetişen Mahmut Tanal'ın polis barikatlarını birbirine tutturan plastik kelepçeleri yanında getirdiği kerpetenle kesip, yolu açması ve milletin kurucusunun mezarına  gidebilmesi de, anayasasında yazılı demokratik ülkemiz içinde kalıcı bir bilgi olarak  hafızalara kazındı.

105 yıl önce açılmış TBMM'nin 23 Nisan özel oturumunda, milletin oyuyla seçilerek meclise gelmiş milletvekillerinin partili Cumhurbaşkanlığı sistemi içinde yasama görevinde bile sembolik bir ünvan taşıyor düşüncesi değişmedi.

Mecliste özel oturumda kabineden kimse yok. Neden? Çünkü onlar milletin oyuyla seçilerek gelenler değil..Milletin desteğiyle gelmeden millet için çalışacaklar ve sorumlu olacaklar  da millete hesap verecekler diye düşünülebilir miyiz? Asla dönemleri bitsin isimlerini bile hatırlayan olmayacak. Çünkü sandıktan çıkmadılar. Bu millet sandıktan çıkardıklarını unutmaz.. İstanbul seçimlerinde seçimi kaybetmiş, üstüne 1 milyon fark yemiş seçimin mağlubu ise milletin onu İstanbul'u yönetmesi için yetki vermemesine rağmen, koca bir ülkeyi yöneten bir bakanlığın başına bakan olarak getirilebiliyor. Millet olmaz desede, Erdoğan atayınca bakan olabiliyor. Millet bunları seyrediyor ve sandıkta vereceği kararı düşünüyor.

Hürriyetine ve özgürlüğüyle milli iradesine dokunulunca Türk Milleti her zaman olduğu gibi yine aynı refleksi gösteriyor.

23 Nisan kutlamalarında coşku, halkın duygularını ifade etmesi için bir festivale dönüştü. Yurdun her yanında bugüne kadar kutlamalara gitme fırsatı bile olmayanların eline bayrak alıp. sırtına üstünde Atatürk resmi olan tişörtü  giyip  meydanlara koştuğunu bütün görüntülerde gördük. Halk artık geçim derdinden, adaletsizlikten şikayet ediyor ve erken seçimi istediğini ifade ederken, aslında demokrasiye olan inancını da ortaya koyuyor.

Ve Erdoğan… Artık gündemi belirleyemiyor. CHP lideri Özel'in ifadesiyle 19 Mart Darbesi’ne kadar toplumu yönlendiren lider imajı, yerini sinirli, panik halinde bir yöneticiye bıraktı. Çünkü meydanlar dolup taşıyor, sloganlar yükseliyor: Sesler artık yüksek çıkıyor,  “Erdoğan istifa!”

CHP’nin sahaya inmesi, siyasi iktidarın psikolojisini darmadağın etti. Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul konusundaki açıklamaları, iktidarın korkulu rüyası haline geldi. Çünkü bu halk, artık geri adım atanlardan değil, üzerine yürüyenlerden yana. Dün 6,2 şiddetinde Silivri açıklarında meydana gelen deprem milleti bu kez yerküre sallanmasıyla sarstı. Tamamen kendine getirdi.

İstanbul’un seçilmiş kadroları tutsak. Deprem olmuş ama saray sessiz. Kanal İstanbul yeniden ortaya sürülürken ve etrafında konutların yapılmaya başlanması son süreçte gündemde... İstanbul halkının sandıkta oy vermeyerek seçmediği adam  Erdoğan atamalı bakan da fakir gurabaya konut yapacaklarını söylüyor... Oysa o evlerin yapıldığı bölgenin reklam spotları da Arap ülkelerindeki televizyonlarda dönüyor.. Bu iktidarın en büyük hamlesi vitrini iyi yapması, ikna etmeyi de bilmesiydi. Arka tarafta işi başka türlü yapsa da ön tarafta vitrini değişik verip sözle de ikna edebiliyordu. Ancak laf aramızda amiyane tabirle halk artık bu tarzı da fark etti ve bunları şimdilerde yemiyor. Yemediğini de korkmadan, çekinmeden artık ifade ediyor ve hatta bağırıp meydanlarda haykırıyor.

Halk sokakta, meydanlarda. Rejim ise köşeye sıkışmış durumda. Ekonomi son süreçte bu gelişmelerden etkilendi aylardır biriktirilen döviz de yakıldı. Bu açık nerden çıkacak halktan.. Gelsin zamlar.. Halkın artık sabrı kalmadı birileri seçimler  vaktinde yapılacak dese de... Ülkemizin seçim tarihi belirleyicisi ve hatta geçmişte oy pusulasının şeklini bile TV' de katıldığı canlı yayın programında eline kağıt kalem alarak çizip belirleyen parti başkanı elindeki tek büyükşehir belediyesini kaybetmesinden bile bu defa artık sözünün geçmeyeceğini anlamış değil... Geçen yazımda Vatan cephesi açıklamasını yazmıştım. Vatan Cephesi de Manisa'da yapılmış açıklama idi. Bahçeli'ye mesajda Manisa'dan gitti aslında, kendisi bunun bile farkında değil.

Ve artık erken seçim, halkın ortak talebi haline geldi. Çünkü bu halk; adalet istiyor, iş istiyor, onuruyla yaşamak istiyor.

Bunca acıya, yokluğa, haksızlığa artık yeter. Bu ülke, turpla, şalgamla değil; hukukla, adaletle, halk iradesiyle yönetilmeyi hak ediyor. Diyor.

Ve unutulmasın…Tarih bu örneklerle dolu...
Halkın önüne sandık koymaktan kaçan, sonunu sandıkta bulur.

24 Nisan 2025

Mustafa Temiz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Veli Karayiğit
Veli Karayiğit - 1 yıl Önce

Cesur yürek, kalemine ve yüreğine sağlık. Kurtuluş yok tek başına, ya hepberaber, ya hiçbirimiz. Selamlar.