Turp ve biber gazı bir araya gelince

Türkçenin ilgi çekici mecazi deyimlerinden biri olan "Turpun büyüğü heybede", günlük dilde sıkça yer bulmaya başladı. Bu ifade, asıl önemli gelişmelerin henüz ortaya çıkmadığı durumlarda kullanılır. Derlerse de, bana hiçte öyle gelmiyor..

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE NEYİ İŞARET EDER?

"Turpun büyüğü heybede" ifadesi, asıl önemli olayların henüz gün yüzüne çıkmadığını ve ilerleyen zamanda daha büyük olayların yaşanabileceğini belirtmek için kullanılan bir mecazdır; bu genelde başlangıçta küçük ya da önemsiz görülen durumların aslında daha büyük bir olayın habercisi olabileceğini anlatır. Deyim, esas büyük mesele veya olayın henüz gerçekleşmediğini ve ileride ortaya çıkacağını işaret eder.

Son günlerde bu "turp" mecazi deyimini daha sık duymamızın ardından,  yargı merkezli, kalabalık polislerle şafak operasyonları ve cezaeviyle sonuçlanan, başlatılan bir operasyonlar zinciri olduğunu gözlemliyoruz.

Dolayısıyla, bu mecazi deyimi son süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ağzından duyduğumuzda, zannedildiği gibi bilinemeyen ihtimaller üzerine değil, aksine önceden haberdar olunan, planlanan ve bir hedefe yönelik yapılacak ya da kurumlarca uygulanacak işleri ifade ettiği anlaşılıyor.

Yaşadığımız ülkede "turp" eğer bir soruşturmanın işareti ise, şimdiye kadar meydanlara serilmiş olan turpları da unutmamak gerekir.

Liste kalabalık ve benim için zülfiyare dokunan dezenfektan satışı mesela... Satan eniştem, alan bizim evin kızıydı... Mesela Demirci ilçesinde orman arazisine yapılan kaçak kongre merkezi, mesela şehrin ortasında milletin yeşil alanının yok edildiği kamusal alanı ticari alan yapma, betonu yığma,  mesela hazine arazisi üzerinde imar planında yol olan, heyelanlı bölgeye yapılan kaçak balık pazarı... Bizim Demirci'nin turpları da büyüktü.. Devlet devreye girsin dedik, adliyeler, bakanlıklar turpları kuruttu... Dosyaların üstü iki parmak kalınlığında tozlandı... Angaralı bir türkücü kızımıza 200 kişilik düğün salonundaki konser için 900 bin TL verilmesi de bize göre büyük turptu... Hesap soracağım diye gelen Angaralı da bu işi çözmedi.. Hesap sormadı turp güneş görmüş gibi buruşuverdi.

Bu bağlamda, turpla ilgili bilgileri de paylaşmak isterim. Turp tüketildiğinde gaz yapabilir. Bunun nedeni, turpun içeriğinde bulunan rafinoz adlı kompleks bir karbonhidrattır. Rafinoz, ince bağırsaklarda sindirilemez ve bakteriler tarafından fermantasyon sürecinde ayrıştırılırken hidrojen, metan ve karbondioksit gibi gazlar açığa çıkar ve şişkinlik hissine sebep olabilir.

Şu anda, bu turp gazı salınımından sonra peş peşe operasyonlar görüyoruz.

Adliyelerde ve dışarıda kalabalıklar arasında hukukçuların ağzından çıkan "burada yapılan işler hukuksuz" kelimeleri yankılanıyor.

Daha sonra kamu vicdanını rahatsız eden ve tepki çeken yargı kararlarıyla insanlar bu heybeden çıkan turplar yüzünden protesto haklarını kullanmaya yöneliyor.

Turp ifadesi mikrofonların karşısında dile getirildikten sonra gelişen olaylar, avukatların deyimiyle "hukuksuz işler" adliyeden çıkan kararlarla hayata geçince, vatandaşlar turptan sonraki süreçten gaza gelip, etkilenip sokaklara çıkıyorlar.

Ülkenin dört bir yanında protestolar devam ediyor.

Turp gazının etkisi öyle büyük ki, polisin müdahalesi için biber gazına başvurulmak zorunda kalınıyor.

Orantısız güç kullanılması ve yetkililerce yasaklanan gösteriler, halkın öfkesini dindirmiyor, halkı da sindirmiyor.

Şu anda Türkiye'nin sağduyulu yaklaşımlara ihtiyacı var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki ayrı rolüyle hareket ediyor: Biri Cumhurbaşkanı, diğeri ise partinin genel başkanı olarak...
Bu iki şapkayı giyiyor ama nerede hangi şapkayı giydiğini millet henüz anlayamadı.

Bu süreçte devlet adamı şapkasını giymeli ve Cumhurbaşkanı olarak mikrofonlar karşısında daha durgun ve yapıcı mesajlar vererek ülkenin gerginliğini hafifletmeye odaklanmalıdır.

Televizyonları RTÜK marifetiyle, siyasal rakipleri ise yargı aracılığıyla sindirme veya etkisiz hale getirme yollarından vazgeçilmelidir.

Adalet aradığı dönemlerde onun şiir okuduğu kasetini dinliyor o zamanda biz millet olarak gaza geliyor, bağırıyor çağırıyor adalet talep ediyorduk.

15 Temmuz darbe girişiminde de "başka Türkiye yok" diyerek, aynı doğrultuda adım atarak yine millet olarak devletimizin varlığını ve bütünlüğünü koruma çabası içerisindeydik.

Halk olarak kendisine yani seçilmiş Cumhurbaşkanına sahip çıkıyor Demokrasi nöbetleri içinde yine millet olarak sokaklarda yürüyor ve bağırıyorduk... Yalan mı?

Yapılması gereken yalnızca bir tweet atmak... Veya mikrofona çıkıp, tıpkı "Ne istediler de vermedik, milletim affetsin misali bir konuşma yapmak.

"Anayasa hepimizi bağlar. Ben de görev süremin sonuna dek milletime hizmet edeceğim. Seçimler adil ve tarafsız bir biçimde gerçekleşecek, her türlü önlem alınacaktır. Ben de adil bir seçimle görevi yine anayasaya göre aday olamadığımdan dolayı yeni seçilecek olan  Cumhurbaşkanına bırakacağım..."

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra, Erdoğan'ı henüz görmediğimiz,  siyasetçi mi Cumhurbaşkanı mı diye sorguladığımız haliyle değil bu kez milletini ve devletini düşünen devlet adamı rolüyle vakur bir şekilde davranmasını ümit ediyorum.

Şefkatle, bebek misali, kucaklayarak sırtını sıvazlayarak gaz çıkarıp bebeği rahatlatmak gibi...

Ben bir vatandaşım Sayın Cumhurbaşkanı... Bu asil Türk milletinin bir ferdiyim.. Sorup sorguluyorum, izliyorum, görüyorum, okuyorum, boş çuval gibi yerlerde değilim, dolu çuval misali dimdik bu yaşananları yaşıyorum...Etrafınızda olup bitenleri  yakınlarınız planlıyor diyorlar, çevreniz diyorlar tüm bu gelişmeler için...

Bunların doğruluğuna da inanmıyorum. Eğer doğruysa lütfen harekete geçin ve bizi de ikna edin...

Bu ülkede artık huzuru solumak istiyoruz. Ayrıştırıcı dili bırakın.. Sizin ifadelerinizle ve yaşattıklarınızla sizin yanınızda olamıyoruz. Çünkü biz adalet istiyoruz. Siz ne ifade ederseniz edin sorguluyoruz, içimize sinmeyen şeyler var. Sizin yanınızda olamıyoruz.  Karşı mahalle insanı olmaktan da bıktık usandık... .Bu ülkede ikinci sınıf vatandaş gibi olmaktan artık gına geldi...

Adalet solumak istiyoruz, turp gazı sürecini ya da biber gazını değil...

Bu milleti kucaklamaz ve gazını da şimdi almazsanız, bu turp gazı nedeniyle şişkinlik sürecek.

Toplum gerilmeye devam edecek, haksız gördüğü, sizin siyasi hırslarınızdan dolayı dediği bu süre uzarsa, adaleti sokakta  bağırıp aramaya, size tepki vererek ve öyle veya böyle önüne gelecek olan seçim sandıklarını patlatarak finali yapacak.

Bu turp gazı patlaması da sizi bitirecek... Demedi demeyin.. Lütfen gereğini yapınız...

Sizin bu saatten sonra  heybeden çıkaracağınız en büyük turp, aslında millet ve memleket için anayasaya uymak ve demokrasiye inanarak, demokrasimizi bu gergin süreçten geliştirerek çıkarmak ve tarihe geçmektir...

28 Mart 2025

Mustafa Temiz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüseyin Karadağ
Hüseyin Karadağ - 1 yıl Önce

Kalemine sağlık üstadım doğru tespitler