Yaşadığımız Dünya ve İki Farklı Dünya

Siyasal İslamcılar, yeni yıl kutlamalarını çoğunlukla Batı’nın kültürel empoze etmesi olarak değerlendiriyor. Onlar için, bu kutlamaların İslam’ın özüne aykırı olduğu düşüncesi hâkim.

Yılbaşı gecesi yapılan eğlencelerin, dini değerlere zarar verdiği yolundaki inançları, toplumsal normlarla birleşince, bir dizi sert tepkiye dönüşüyor. 

Bu durumu, bir nehrin akışı gibi düşünebiliriz: Dışarıdan gelen bir güç, o nehrin akışını değiştirmeye çalıştığında, doğal denge altüst olur.

Siyasal İslamcıların kutlamalara karşı tepkileri, sadece dine bağlılıklarıyla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda, toplumsal değişim korkularını da yansıtıyor. 

Yılbaşı kutlamalarının benimsenmesi, geleneksel değerlerin kaybolacağı endişesini doğuruyor. Bu dertler, birçok insanın üzerinde düşündüğü bir fikir olarak belirmekte.Bir kitapta okumuştum sanırım şöyle yazıyordu, “Bir ağaç ne kadar sağlamsa, rüzgarlara karşı o kadar dayanıklıdır.” Fakat, değişim rüzgarı ne kadar güçlü olursa olsun, köklere bağlı kalmanın önemi unutulmamalı.

Bu durumda, siyasal İslamcıların tutumları, bir nevi inanç ve kimlik mücadelesinin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Yılbaşı etkinlikleri, onların gözünde sadece bir kutlama değil; aynı zamanda bir kültürel erozyonun sembolü haline geliyor. 

Hâl böyle olunca, bu tepkiler, sadece bireysel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda toplumsal bir direnişi temsil ediyor. Sanki bir gemi, açık denizde fırtınayla karşılaşmış gibi, kimliklerini korumak adına mücadele ediyorlar.

Bu bağlamda, yeni yıla dair kutlamalar, siyasal İslamcıların gündeminde büyük bir yer kaplıyor. Onların değerlerine saygı göstererek, kutlamaların getirdiği şu dünyada nasıl bir denge kuracağız, işte bu da sorulması gereken bir soru.

Endişeleri yok aslında, sadece kendilerine benzemedikleri için yılbaşı kültürünü yaşamayı benimseyenleri sevemiyorlar. Her 10 Kasım'da mutlaka Atatürk'ü andığımız günde bir meczup haberi okuyoruz ya, yılbaşı için yapılan daha geçtiğimiz gün Eskişehir'deki belediye standlarına saldıran kafa yapısının halini gördük haberlerde değil mi?

Yılbaşı günü Mekke'nin Fethi'ni kutlayanlar da, yılbaşını yeni bir yılı karşılamak için toplananlarda insanların bir araya geldiği birer ayrı organizasyonlar değil mi?

Dini inancıyla, imanıyla insanlar Mekke'nin fethini, bu fetihten sonra islamiyetin gelişmesini şükrederek, dua ile zikir ile kutlayabilir.. Çünkü inanç özgürlüğü...

Yılbaşı gecesi meydanlarda eğlence mekanlarında veya evinde ailesiyle yılbaşı sofrasında kutlayanlarda yine aile, dost, toplantılarında bir araya gelmiyorlar mı? Yıllarca siyah beyaz televizyon dönemlerinde evlerinde Yılbaşı geçiren aile kültürü de bizimdi, dergahlarda veya salonlarda Mekke'nin fethini kutlayanlarda bizim insanlarımızdı.

Siyasal islamcı yapının, adalete, özgürlüklere, kılık kıyafete müdahaleleri her gün gördüğümüz okuduğumuz haberler arasında yer alıyor..

Mezhep çatışmaları hala dünyanın sorunu değil mi? Suriye'den gelenler niye ülkemizi çok sevdiler sizce... Onlar özgürlüğü soludular, müslüman olmanın ayrıcalığını bizim ülkemizde yaşadılar da ondan...

Kısaca şunu demek istiyorum.. İnsanlar hoşgörüyü yaşamalı.. Bırakın kimisi dualarla zikir çeksin, bırakın birileri de türkülerle halay çeksin... Kimse kimseye yaşam biçimini dayatmasın...

Mekke'nin fethini kutlayanlarda, Yılbaşı kutlayanlar da bizim insanımız... Dini bayramlarda bile bayram günleri karışıyor islam aleminde, sanırım bu Mekke'nin fethi işi de karışık...Hangi takvime göre hesaplandığı tartışması ve Mekke'nin fetih gününün günü ile ilgili çok sayıda kaynakta farklı bilgilerin oluşu bile inanın benim için çelişki değil..
Zira benim için esas olan insanların bir araya gelmesi, bir arada olabilmesi..

Düşünün ki, kimi zaman yılbaşı gecesi sadece bir takvim değişimi değil, aynı zamanda insanların geçmişine, kültürel kimliğine dönüş yapma arzusudur. Bu dönüşüm, bireylerin kendilerine ve topluma nasıl bir şekil vereceği konusunda da etkili olabiliyor. 

Mekke’nin Fethi’nin ilan ettiği yeni bir dönem, bu tür kutlamaların ve geleneklerin yeniden şekillenmesine de kapı aralamış olabilir. Şimdi, toplumu dönüştüren bu unsurları düşünmek ve anlamak, kültürel mirasımızı daha iyi kavrayabilmemize yardımcı olacaktır.

Hoşgörü ve uzlaşı kültüründen ve toplumsal otokontrolden uzaklaşıyoruz... Sadece üzüldüğüm bu..

Aslında, birçok insan yılbaşı gecesinde eğlenmek ve sevdikleriyle bir araya gelmek için sabırsızlanıyor. Ancak siyasal İslamcıların bu kutlamalara bakış açısı oldukça farklı. Onlara göre, yılbaşı gibi etkinlikler, dinî ve ahlaki değerlere aykırı. Eğlence ve dini değerler arasında bir çatışma olduğu düşüncesi, bu protestoların temelini oluşturuyor.

Mekke'nin fethi de, yeni gelen 2025 yılı da insanlık için sağlık, barış ve mutluluklara vesile olsun.
Dilerim savaşsız, kan dökülmeyen yıl ve yıllar olur...
Kan coğrafyası da müslüman toplumların yaşadığı yerlerde oluştu...
Dua edilmesi gereken konu da  bu kanın dinmesi içindir...
 Bu duaya amin demeyecek yok yaşadığımız bu dünyada , çünkü yaşadığımız bu dünyada, hayata bakışları farklı, ayrı dünyaların insanları da olsalar, aynı atmosferden nefes alarak yaşıyorlar. 

Uzlaşı içinde dua da olur.. Hoşgörü şemsiyesinin altında da birlikte yürünebilinir değil mi?


30 Aralık 2024

Mustafa Temiz


 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ihsan temel
Ihsan temel - 2 yıl Önce

Baksana Sarhoş yılbaşına karşı çıkıyor ama, kafayı da çekmiş. Adamlar önceden kendileri değişmiş zaten.
Mekke'nin fethine gelince; iki kabinleden diğerine geçen mekke, fetholdu da noldu? Osmanlıya karşı Arap cihadı yaptıran ingiliz eline geçti, şimdi de vahabîlerin. Bizden koparılmış mekke fethinin nesini kutluyoruz....