Paranın kaynağının sorgulanmadığı, değerin kazançtan çok miktarla ölçüldüğü bir çağda, Edirne’nin Keşan ilçesinde yaşanan bir olay yürekleri ısıttı, insanlık adına umut verdi.
İstanbul’dan Ankara’ya seyahat eden isimsiz bir vatandaş, yol üzerinde durduğu bir köyde sahibinin olmadığı bir tarladan izinsiz bir karpuz aldı. Bu davranışının farkında olarak içi rahat etmeyen yolcu, karpuzun altına bir not ve 100 TL bıraktı:
“İstanbul’dan Ankara’ya giderken karpuzunu aldık. Hakkını helal et.”
Bu notla birlikte, sadece bir karpuz değil, bir vicdan öyküsü de geride kaldı.
Olayı, karpuz almak üzere tarlaya gelen Keşanlı marketçi Alaeddin Uzun fark etti. Duygulanan Uzun, sosyal medya hesabından bu anlamlı davranışı paylaştı ve şu notu düştü:
“Böyle güzel insanlar da var. Kim aldı bilmiyoruz ama teşekkür ederim.”
Bu küçük not ve 100 TL, bir meyveden çok daha fazlasını temsil ediyor:
Vicdanı. Helal lokma hassasiyetini. Kimse görmese bile Allah’ın gördüğünü unutmayan bir kalbi.
Günümüzde, haram-helal kavramlarının yalnızca dillerde dolandığı, dindar olduğunu söyleyenlerin bile zaman zaman tutarsız davranışlar sergilediği bir ortamda, bu isimsiz yolcunun karpuzla birlikte gösterdiği özveri, birçok kişiye ahlaki bir ders niteliği taşıyor.
Kimi zaman milyonlarca lira haksız kazanç, kimi zaman bir göz yumma ile büyüyen adaletsizlikler arasında; izinsiz alınan bir karpuzu helale çevirmek için gösterilen bu incelik, insanlık adına hâlâ umut olduğunu gösteriyor.
Bu olay, yalnızca bir “karpuz meselesi” değil. Bu, emeğe saygı, hakka riayet ve vicdanlı insan olmanın sade ama etkili bir yansıması.
Ve belki de bize düşen, böyle insanların ismini bilmesek de davranışlarını çoğaltmak.