İstanbul’daki Sel Felaketinin Nedeni Ne? Uzmandan İklim Değişikliği ve Betonlaşma Uyarısı

İstanbul’da 14 Ekim’de başlayan şiddetli yağışların yol açtığı su baskınları, iklim değişikliği ve plansız kentleşme tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Beykoz’da metrekareye 242 kilogram yağış düşerken uzmanlar, betonlaşmanın ve yetersiz altyapının sel riskini büyüttüğüne dikkat çekti.

İstanbul’daki Sel Felaketinin Nedeni Ne? Uzmandan İklim Değişikliği ve Betonlaşma Uyarısı

 İstanbul’da etkili olan şiddetli yağışlar, kentlerdeki altyapının aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılığını bir kez daha tartışmaya açtı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi verilerine göre, Beykoz’da metrekareye 242 kilogram yağış düştü. Son yılların en yüksek yağış değerleri arasında gösterilen bu miktar, iklim değişikliğinin kent yaşamı üzerindeki etkilerini de gündeme getirdi.

Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, aşırı yağışların nedenlerini, betonlaşmanın sel felaketlerindeki etkisini ve İstanbul’un altyapısının yeterliliğini değerlendirdi. Adiller, selin doğal bir olay olduğunu ancak yanlış kentleşme politikalarının bu olayları afete dönüştürebildiğini vurguladı.

İklim değişikliği aşırı yağışları tetikliyor

Küresel sıcaklıkların yükselmesiyle atmosferin taşıyabileceği nem miktarının arttığını belirten Dr. Adiller, uygun meteorolojik koşullar oluştuğunda bu durumun daha şiddetli yağışlara yol açabildiğini ifade etti.

İstanbul’da yaşanan yağışların iklim değişikliğinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Adiller, “Dün yaşadığımız hava olayları iklim değişikliğinin hazırladığı zeminde meydana gelen aşırı hava olaylarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Aşırı yağışların yalnızca İstanbul’la sınırlı olmadığını hatırlatan Adiller, Akdeniz Havzası’nda da benzer olayların yaşandığını kaydetti. Antalya’da 2018 yılında kaydedilen 490,8 kilogram yağış ile Eylül 2023’te Yunanistan’da yaşanan ve 760 kilogram olarak aktarılan yağış miktarlarını örnek gösterdi.

Betonlaşma sel riskini artırıyor

İstanbul’daki su baskınlarının yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamayacağını belirten Adiller, kentleşme biçiminin afetlerin etkisi üzerinde belirleyici olduğunu söyledi.

Betonlaşmanın artması ve yeşil alanların azalmasıyla yağmur suyunun toprağa sızmasının zorlaştığını ifade eden Adiller, yüzeyde biriken suyun taşkın riskini artırdığına dikkat çekti.

“Sel doğal bir olaydır ancak selin afete dönüşmesinde kentleşme biçimi önemli rol oynamaktadır” diyen Adiller, İstanbul’un mevcut altyapısının aşırı yağışlara karşı yeterliliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Altyapı sistemleri yeni iklim koşullarına göre yenilenmeli

Aşırı yağışların etkilerini azaltmak için drenaj sistemlerinin değişen iklim koşulları dikkate alınarak gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Adiller, taşkın riski yüksek bölgelerin önceden tespit edilmesinin ve dere yataklarının korunmasının önemine işaret etti.

Uzmanlara göre, kentlerde yalnızca mevcut su tahliye sistemlerine güvenmek yeterli değil. Yağmur suyunun kontrollü biçimde yönetilmesi, suyun toprakla buluşabileceği alanların korunması ve şehir planlamasının iklim risklerine göre yapılması gerekiyor.

Çözüm doğayla uyumlu kentleşmede

İstanbul’un aşırı yağışlara karşı daha dirençli hale getirilmesi için doğa temelli uygulamaların yaygınlaştırılmasını öneren Adiller, su geçirgen zeminlerin, yeşil çatıların ve yağmur suyu depolama sistemlerinin önemini vurguladı.

Adiller, yağmur suyunun yalnızca kent dışına yönlendirilmesi yerine mümkün olduğunca düştüğü yerde tutulması ve kontrollü şekilde yönetilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbul’da bir yandan kuraklık yaşanırken diğer yandan rekor düzeyde yağışların görülmesinin çelişki olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de kaydeden Adiller, iklim değişikliğinin yağış rejimini değiştirebildiğini ifade etti. Kuraklık ve selin aynı bölgede, farklı zamanlarda yaşanabileceğine dikkat çekti.

Sel suları halk sağlığını da tehdit ediyor

Sel felaketlerinin yalnızca maddi hasara ve altyapı sorunlarına yol açmadığını belirten Adiller, çevre ve halk sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını söyledi.

Sel sularının çeşitli kirleticileri taşıyarak su kaynaklarını kirletebileceğini ifade eden Adiller, taşkınların ardından içme suyu şebekesinin güvenliğinin kontrol edilmesi ve su kalitesi analizlerinin yapılması gerektiğini vurguladı.

İklim değişikliğiyle mücadele ertelenmemeli

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapacağını hatırlatan Adiller, iklim değişikliğiyle mücadele ve değişen koşullara uyum çalışmalarının geciktirilmemesi gerektiğini belirtti.

Adiller, iklim değişikliğinin etkilerinin kabul edilerek gerekli adımların atılması çağrısında bulundu.

İstanbul’da yaşanan son yağışlar, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin yanı sıra kentlerin nasıl planlandığı sorusunu da öne çıkardı. Uzmanların değerlendirmelerine göre, sel riskini azaltmak için güçlü altyapının yanında yeşil alanların korunması, dere yataklarının yapılaşmaya açılmaması ve yağmur suyunun doğru yönetilmesi büyük önem taşıyor.

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2026, 14:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER