Yeşil Sahadan Tarihin Derinliklerine: Bir Dünya Şampiyonluğunun İronisi

Yeşil Sahadan Tarihin Derinliklerine: Bir Dünya Şampiyonluğunun İronisi

İspanya, yeşil sahada sergilediği göze hoş gelen, akıl dolu ve hak edilmiş futboluyla Dünya Kupası'nı müzesine götürdü. Futbol dünyası günlerdir Matadorlar'ın pas oyununu, taktiksel zekâsını ve haklı zaferini konuşuyor. Ancak bu şampiyonluk, madalyaların ve konfetilerin ötesinde; sosyal medyanın ve jeopolitiğin aynasında çok daha ilginç, hatta tarihin sınırlarını zorlayan ironik bir tabloyu da gözler önüne seriyor.

Biraz da tribünlerin ve ekranların arkasındaki görünmeyen pas trafiğine bakalım.

Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman, İspanya'nın şampiyonluğunu yalnızca estetik bir futbol başarısı olarak değil, adeta kendi takımının zaferi gibi coşkuyla kutluyor. Sosyal medyada İspanya bayrakları dolaşıyor, İspanya Başbakanı'nın adalet vurgusu yapan açıklamaları övgüyle paylaşılıyor. Diğer tarafta ise turnuva boyunca Arjantin'i büyük bir tutkuyla destekleyen, Buenos Aires'teki sevince Tel Aviv'den ortak olan farklı bir tablo dikkat çekiyor.

Tam da bu noktada tarih sessizce devreye giriyor.

Çünkü bugünün bu sıcak görüntüsü, geçmişin sert gerçekleriyle keskin bir tezat oluşturuyor.

Tarih meraklılarının yakından bildiği gibi, bugün sempatiyle yaklaşılan İspanya'nın tarihsel mirasçıları, 15. ve 16. yüzyıllarda İber Yarımadası'ndaki büyük Endülüs medeniyetini tarihten silen siyasi iradenin temsilcileriydi. Dahası, 1492 yılında yayımlanan Elhamra Kararnamesi ile yüz binlerce Yahudi de aynı topraklardan sürgün edildi.

O dönemde hem Endülüs'ten ayrılmak zorunda kalan Müslümanlara hem de Sefarad Yahudilerine kapılarını açan devlet ise Osmanlı İmparatorluğu oldu. Osmanlı, bu topluluklara yalnızca sığınacak bir liman değil, yüzyıllar boyunca yaşayabilecekleri güvenli bir yurt da sundu.

Bugün ise tarih adeta farklı bir senaryo yazıyor.

Geçmişte Müslümanları ve Yahudileri topraklarından uzaklaştıran İspanya, bugün Orta Doğu'daki gelişmeler karşısında mazlumlardan yana açıklamalar yaparak İslam dünyasında olumlu bir algı oluşturuyor. Buna karşılık, İspanya'nın tarihsel baskılarından kaçanların torunlarının önemli bir bölümü ise Güney Amerika'da, özellikle Arjantin'de güçlü kültürel ve siyasi bağlar kurmuş durumda.

Ancak asıl düşündürücü olan, madalyonun diğer yüzü.

Bugün İsrail'in güvenlik ve strateji değerlendirmelerinde bölgedeki önemli risklerden biri olarak hangi ülke gösteriliyor?

Beş asır önce kapılarını açan, gemiler göndererek binlerce Sefarad Yahudisini kurtaran Osmanlı Devleti'nin mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti.

İşte tarihin en çarpıcı ironilerinden biri de burada karşımıza çıkıyor.

Sultan II. Bayezid döneminde Avrupa'nın birçok yerinde yaşama hakkı tanınmayan Sefarad Yahudileri Osmanlı topraklarına kabul edildi. Yüzyıllar boyunca dinlerini, dillerini ve kültürlerini koruyarak bu coğrafyada yaşadılar; ticarette, bilimde ve devlet yönetiminde önemli roller üstlendiler.

Bugün ise tarihsel sığınak konumundaki Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler oldukça farklı bir zeminde ilerlerken, geçmişte ağır baskılar uygulayan devletlerin bugünkü mirasçılarıyla yeni diplomatik köprülerin kurulması dikkat çekiyor.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Tarihî hafıza gerçekten bu kadar hızlı mı değişiyor, yoksa uluslararası siyasetin doğası, geçmişte yaşananları zamanla geri planda mı bırakıyor?

George Orwell'a atfedilen meşhur bir söz vardır: "Tarihi kazananlar yazar." Belki de bugün futbol ve diplomasi, tarihin yeni yorumlarını birlikte şekillendiriyor. Sahadaki paslar yalnızca golleri hazırlamıyor; yüzyıllardır süregelen algıları, dostlukları ve düşmanlıkları da yeniden biçimlendiriyor.

Uluslararası ilişkilerin değişmeyen gerçeği bir kez daha karşımıza çıkıyor:

Kalıcı dostlar ya da kalıcı düşmanlar değil; değişen şartlar, çıkarlar ve zamanın ruhu belirleyici oluyor.

İspanya kupayı kazandı.

Kupa havaya kalktı, milyonlar sevindi.

Ancak bu turnuvanın geride bıraktığı en önemli mesaj belki de futbolun ötesindeydi. Çünkü tarih, bazen dünyanın en büyük futbol yıldızlarından bile daha beklenmedik çalımlar atabiliyor.

Tebrikler İspanya...

Bize yalnızca güzel futbol izletmediğin; tarihin ironisini yeniden hatırlattığın için de...

20 Temmuz 2026

Ahmet Orhan

YORUM EKLE