BAHÇELİ’NİN İTİRAFI VE İYİ PARTİ’NİN UYARISI
“Terörsüz Türkiye” Süreci Nereye Gidiyor?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu haftaki grup konuşması, KKTC seçimleri, Gazze ve “Terörsüz Türkiye” olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştı.
“Terörsüz Türkiye” sürecine dair yaptığı değerlendirmeler, sadece bir siyasi beyan değil, Türkiye’nin güvenlik ve birlik politikalarında yaşanan kırılmanın açık bir göstergesiydi.
Bahçeli, konuşmasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerinde “terörsüz Türkiye süreci” adını verdiği yeni yaklaşımı anlatırken, bu süreci akamete uğratabilecek tehlikeleri madde madde sıraladı.
Ancak bu uyarıların tonunda, sürecin artık kontrol dışına çıkmaya başladığı yönünde bir itiraf havası seziliyordu.
Bahçeli’nin sözleri, son haftalarda DEM Parti’nin grup toplantısı ve Diyarbakır’da düzenlediği mitingde yaşanan olaylarla doğrudan bağlantılıydı. Abdullah Öcalan’ın posterinin surlara asılmak istenmesiyle başlayan ve polisin müdahalesiyle büyüyen gerilim, Bahçeli’nin işaret ettiği tehlikelerin somut bir yansıması haline geldi.
DEM Parti’nin barış ve demokrasi söylemleriyle süslediği bu politik çizgi, aslında Türkiye’nin millî birliğini tehdit eden örtülü bir meydan okumaya dönüşmüş durumda.
Bu noktada, İYİ Parti’nin başından beri dile getirdiği çekinceler çok anlamlı hale geliyor.
Müsavat Dervişoğlu ve İYİ Parti kadroları, “terörsüz Türkiye süreci” adı verilen bu girişimin, terörle mücadeledeki kararlılığı zayıflatacağını, güvenlik siyasetini “uzlaşma” adı altında gevşeteceğini defalarca dile getirdiler.
İYİ Parti’nin bu uyarıları o gün “sertlik politikası” olarak yorumlanmıştı; ancak bugün Bahçeli’nin grup konuşmasındaki itiraflar, bu kaygıların ne kadar haklı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Bahçeli’nin konuşmasında sıraladığı maddelerden biri, terörün sadece dağda değil, siyasetin içinde de meşruiyet aradığı tespitiydi. Bu, aslında İYİ Parti’nin uzun süredir “terörle arasına net çizgi çekmeyen” siyasi oluşumlara karşı yaptığı uyarıların da özeti gibidir.
Milliyetçi ve devletçi reflekslerle hareket eden bir muhalefet çizgisi, bu süreçte ülkenin güvenlik dokusunun gevşetilmemesi için adeta sigorta görevi görmektedir.
Bugün ortaya çıkan tablo, bir yönüyle Bahçeli’nin partisinin ve Cumhur İttifakı içinde yaşanan çelişkiyi de yansıtıyor. Çünkü Cumhur İttifakı, bir yandan “güvenlik devleti” söylemini sürdürürken, diğer yandan terörle arasına mesafe koymayan gruplarla “yeni sayfa” mesajları vermektedir.
Bu ikili duruş, Türk milletini kuşkulandırmış ve sürece halk desteğini büyük oranda kaybettirmiştir.
Ayrıca DEM’in neden olduğu tablo, İYİ Parti’nin hassasiyet gösterdiği millî çizgiyle çelişmektedir.
Diyarbakır’daki mitingde yaşananlar, terörle mücadelede gevşemenin nelere yol açabileceğini gösterdi. Bahçeli’nin çıkışı bu nedenle önemlidir; fakat bu çıkış aynı zamanda, İYİ Parti’nin baştan beri haklı çıktığı bir tabloyu da teyit etmektedir.
“Terörsüz Türkiye” hedefi elbette kutsaldır; ancak bu hedefin yolu tavizlerle değil, kararlı devlet duruşuyla mümkündür.
Türkiye’nin artık sloganlara değil, tutarlılığa ihtiyacı var. Çünkü terör, sadece dağda değil; siyasetin gölgesinde de hâlâ pusudadır.
22 Ekim 2025
Ahmet Orhan