Manisa Son Haber

Bir Suikastın Anatomisi / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Türkiye 30 Aralık 2022 tarihinden bu yana solcusuyla, sağcısıyla, dindarı laikçisiyle bir suikastı konuşuyor.

Türkiye 30 Aralık 2022 tarihinden bu yana solcusuyla, sağcısıyla, dindarı laikçisiyle bir suikastı konuşuyor.

Ülkü Ocakları Genel Başkanı(eski) Doç.Dr. Sinan Ateş’in acımasızca, en adisinden uyuşturucu satıcısı torbacılar tarafından acımadan katledilişini derin bir üzüntü ve endişe içinde konuşuyor.

Üzülüyorlar; Geride yetim bıraktığı iki kız çocuğunun tabuta sarılıp o yürekleri sızlatan “baba bizi bırakma” deyişlerini duyunca gözü yaşlanmayan, üzülmeyen insan olur mu?

Endişeliler; Ankara’nın göbeğinde güpegündüz, sokakların en yoğun olduğu Cuma namazı çıkışı silahla taranarak koruma altındaki bir gençlik liderinin öldürülmüş olması karşısında kim kaygı duymaz?

Türkiye seçime endeksli yaşanan onca farklı gelişmeye rağmen bir haftadan beri azalacağına daha fazla artan bir yoğunlukta bu cinayeti konuşmaya devam ediyor.

Öyle anlaşılıyor ki üzerindeki sis perdesi kalkmadıkça Türk Milleti bu işin peşini bırakmayacak.

Kesinlikle rahmetlinin ailesi ve ülkücü dostları sussa bile millet susmayacak!

Kimler kıydı, nasıl planladı, ne için canına kast edildi ve hepsinden önemlisi pis ellerde şehit olmasına neden olan ellere tetiği çektiren irade kim veya kimlerin, soruları cevabını bulmadan vicdanlar susmayacak adalet, adalet diye haykıracaktır!

Konuya ilişkin bilgileri, değerlendirmeleri içeren videolar başta ülkücüler olmak üzere milyonlar tarafından izlenmekte olması bile Sinan Ateş suikastının halkımızı ne kadar etkisine aldığını göstermeye yeter.

Şundan hiç şüphem yoktur ki ülkücülerin bu cinayetin ne amaçla işlendiğine dair isabetli değerlendirmesi vardır.

Bu değerlendirme Ocak eğitiminden geçmiş her ülkücünün ortak kanaatidir.

Onların anlamakta zorluk çektikleri şey cinayetin işlenmesinden itibaren yaşananların anlamsızlığıdır.

-Merhumun hastaneye kaldırılmasından itibaren bir evladın yapabileceği hizmetin ötesinde bir anlayışla danışmanlığını yaptığı MHP Genel Sekreteri İsmet Büyük Ataman niye yanında yoktu?

-Ateş’in cansız bedenini toprağa koyma görevi İsmet Büyükataman’dan daha fazla kime düşer?

-Olayın duyulmasından itibaren ilk açıklamaların MHP ve Ülkü Ocakları tarafından yapılmasından daha doğal ne olabilir?

-Her ne kadar görevinden istifa etmiş olsa bile onun MHP’li ve Ülkü Ocaklı olduğu gerçeğini kim değiştirebilir?

-Olur, olmaz her konuda kimseye fırsat vermeden açıklama yapmasıyla meşhur Sayın Cumhurbaşkanımız niye sadece telefonla dul eşine taziyelerini iletmekle yetinmiştir?

-Ya İç İşleri Bakanının olaydan birkaç gün sonra birkaç cümle açıklamayla geçiştirmesine ne demeli?

-İstiklal caddesi bombacısının bile aynı günde yakalama becerisini gösteren Emniyet yetkililerimizin halen katili yakalayamamış olmalarını nasıl normal görelim?

-Bölücüsünden, mafya babalarına kadar herkesin sağlığından kaygı duyan, gerekirse özgürlük şartlarında tedavisine hükümet nezdinde tavassut eden liderin sessizliğini nasıl üzüntüsüne verebiliriz?

Sorular, sorular....

4 Nisan 1997’den bu yana “bunu da mı görecektik” dedirtecek cinsten “bu bizde olmaz” diyebileceğimiz olaylar cereyan etti.

Devlet Bahçeli'nin MHP Genel Başkanlığına geldiği andan itibaren birçok siyasi ve adli olay yaşanmıştır.

Bunlar içindeki önemli olayları sıralayacak olursak;

1999 seçimlerinde liderliğinde girilen seçim başarısı,

2002 erken seçim hezimeti

2007’de tekrar TBMM’ye dönüş,

2011 kaset skandalı sonrası başkanlık divanının tamamen değişmesi,

15 Temmuz 2016 FETÖ kalkışması sonrası muhalefetten iktidar müttefikliğine geçiş,

30 Aralık 2022 Sinan Ateş suikastı olarak başlıklar belirlenmiş olacaktır.

Listedeki sadece siyasi sonuçları olan krıminal olaylar üzerinde duracak olursak bu türden iki başlığın olduğu görülecektir.

Bunlardan ilki 2011 seçimleri öncesi MHP’ye kurulan tuzak, insanların mahremiyetine girerek elde edilen görüntüleri içeren videoların internet üzerinden servis edilmesidir.

Görüntülerin yayılmasına, içeriden bazı kişilerin de adının karıştığı olay sonrasında başta başkanlık divanının tamamı ve milletvekili kadrosunun büyük kısmı değişmiştir.

Bugün itibariyle Genel Sekreter İsmet Büyükataman ve TBMM Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Mustafa Kalaycı’dan başka hiçbir vekil, TBMM’de MHP milletvekili olarak görev yapmamaktadır.

Bu liderin tercihi midir, yoksa zorunluk muydu orası çok su götürecek bir konudur.

Gelelim son olaya;

Bir Ülkü Ocakları genel başkanı Ankara’nın göbeğinde üç beş torbacı tarafından katlediliyor.

Sessizlik ve duyarsızlığa öfke dillendirilirken çok daha kötüsü ile irkiliyor ülkücüler.

Suçluların genel merkez ve meclis koridorlarında olabileceğinin ihtimali bile ülkücüler için kıyamettir.

Kaset skandalında, alelacele istifalar alınmış geçici milletvekilliği listeleri değiştirilmek suretiyle bir kısmı bugün liderin yakın çevresinde bir kısmı ise ne yazık ki vefat etmiş durumda olanlar, kamuoyuna verilen “cezalandırdık “ mesajına muhatap olmuşlardır.

Bu kadar büyük kamuoyu beklentisine rağmen niye aynı yol takip edilmiyor?

Hiçbir şeye cevap içermeyen E.Semih Yalçın imzalı açıklama hariç Balgat’a sessizli hâkim,

Ülkücülerin çığlıkları niye duyulmuyor, yoksa canhıraş bağırışlar kulakları sağır, vicdanları taş mı yaptı?

Tüm bu sorulara ve işaretlere rağmen benim tanıyabildiğim kadarıyla Sayın Bahçeli’nin tüm olanlara bir cevabı mutlaka olacaktır.

Doğrusunu isterseniz belki de duygusal olarak halen ona olan güvenimi korumak istiyorum.

O’nun “keçeyi suya koyalım, bekleyelim arka plandaki hareketlenmeyi görelim” stratejisine inanmak istiyorum.

Görelim Mevla’m neyler...

08 Ocak 2023

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.