Manisa Son Haber

Gündem Kimin Gündemi? / Ahmet Orhan Yazdı...

GÜNDEM

Türkiye’de siyasal gündem ile toplumsal gündem arasındaki makas giderek açılıyor. Ankara’da siyasi transferler, parti içi hesaplaşmalar, kabine değişiklikleri, siyasi üslup ve algı tartışmaları öne çıkarken; vatandaşın gündeminde geçim sıkıntısı, gıda fiyatları ve alım gücü var.

Mutfağın Gerçeği mi, Siyasetin Gölgesi mi?

Siyasi tartışmaların hızla değiştiği bir ortamda vatandaşın gündemi değişmiyor: hayat pahalılığı ve gıda fiyatları. Rakamlarla söylem arasındaki mesafe açıldıkça, mutfaktaki gerçek siyasal gündemin önüne geçiyor.

Türkiye’de siyasal gündem ile toplumsal gündem arasındaki makas giderek açılıyor. Ankara’da siyasi transferler, parti içi hesaplaşmalar, kabine değişiklikleri, siyasi üslup ve algı tartışmaları öne çıkarken; vatandaşın gündeminde geçim sıkıntısı, gıda fiyatları ve alım gücü var.

Ocak 2026 ekonomik verileri, gizleme çabalarına rağmen bu gerçeği ortaya koyuyor. Özellikle gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde seyretmesi, meseleyi istatistiksel bir veri olmaktan çıkarıp her gün hissedilen bir gerçekliğe dönüştürüyor.

Market raflarında etiketler sessizce ama sık aralıklarla değişiyor. Vatandaş için enflasyon, açıklanan oranlardan ziyade kasada ödediği tutarla ölçülüyor.

Öte yandan ekonomik tartışmaların zaman zaman tekil örnekler üzerinden yürütülmesi de dikkat çekiyor. Bazı medya yayınlarında ekonomik tablo neredeyse tek bir ürün fiyatına indirgenerek sunulabiliyor. Oysa hane halkının deneyimi, temel gıda kalemlerinde süregelen bir artış eğilimine işaret ediyor. Bu durum, resmi söylem ile sahadaki algı arasındaki mesafenin açılmasına yol açıyor.

Yıllık enflasyonu düşük göstermek uğruna bazı dönemlerde fiyat artışlarının ötelenmesi yönündeki tartışmalar da kamuoyunda yer buluyor. Ancak gelinen noktada, ertelenen artışların daha sonra fiyatlara yansıması enflasyon baskısını ortadan kaldırmıyor; sadece zamanını değiştiriyor. Ekonomik gerçeklik, takvim ayarlamalarıyla kalıcı biçimde gizlenemiyor.

Ekonomik Gerçeklik

Ekonomik tartışmaları soyut değerlendirmelerden çıkarıp somut verilerle ele almak gerekiyor. TÜİK verileri, tüketici enflasyonunun yüksek seyrini koruduğunu gösteriyor. Yıllık TÜFE yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde seyrederken, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki artışın bu oranın da kayda değer biçimde üzerine çıkması dikkat çekiyor. Bu tablo, ortalama enflasyon gerilese bile vatandaşın günlük hayatında hissedilen maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koyuyor.

Harcama grupları incelendiğinde, dar ve sabit gelirli kesimlerin bütçesinde en büyük paya sahip kalemlerde artışın daha belirgin olduğu görülüyor. Konut, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış birleştiğinde, hane halkı bütçesi üzerindeki baskı katlanıyor. Bu nedenle enflasyon yalnızca makro bir gösterge değil; doğrudan yaşam standardını etkileyen bir mesele hâline geliyor.

Gıda meselesinde çözümü yalnızca dış ticaret tedbirlerinde aramak da yeterli görünmüyor. Tavuk ihracatının sürmesi ya da kısıtlanması tek başına Türkiye’nin protein ihtiyacını çözmüyor. Çünkü sorun yalnızca arz miktarı değil; üretim maliyetleri, yem fiyatları, lojistik giderleri ve en önemlisi vatandaşın alım gücü. Proteine erişim, istatistiksel yeterlilikten çok ekonomik ulaşılabilirlikle ilgili.

Siyaset kurumunun gündem çeşitlendirme ya da yönlendirme çabaları her dönemde görülebilir. Ancak ekonomik baskının yoğunlaştığı zamanlarda seçmen davranışını belirleyen temel unsur çoğu zaman mutfak oluyor. Türkiye’nin yakın siyasi tarihi, ekonomik şartların seçmen tercihleri üzerindeki güçlü etkisini defalarca gösterdi.

Son tahlilde seçmen için en ikna edici siyasi söylem, cebine ve sofrasına dokunan somut iyileşmedir. Gündemi belirleyen siyaset olabilir; fakat gündemin kalıcı olup olmadığını belirleyen, vatandaşın yaşadığı hayattır.

11 Şubat 2026

Ahmet Orhan

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.