“Getir parayı, unut suçu” düzeni: Asrın fon vurgununda sıra masalları!
Memlekette her güne yeni bir “asrın soygunu” uyanışıyla başlıyoruz. Öyle sıradan bir hırsızlıktan, üç beş kuruşluk vurgundan bahsetmiyoruz; milyar dolarların havada uçuştuğu, bürokratların, eski siyasilerin, holding patronlarının ve portföy sihirbazlarının bir araya gelip küçük yatırımcının kemiklerini sıyırdığı devasa bir çarktan söz ediyoruz.
Ey ahali! Enflasyonda eriyen üç beş kuruşunu korumak için borsaya, fona koşan dar gelirli vatandaşın dişinden tırnağından artırdığı paralar kimlerin cebine aktı sanıyorsunuz?
Köşeyi Dönenler Şimdi “İade Kuyruğunda”!Bakınız, günlerdir gözümüzün içine baka baka bir sahne oynanıyor. Fon adı altında saadet zinciri kuranlar, borsada manipülasyonla yüzde kırk binlere varan akıl almaz, suni getiriler yazıp milleti tokatlayanlar şimdi ne yapıyor, biliyor musunuz? Güya kazandıklarını iade etmek için kuyruğa girmişler!
Gözlerinde bir damla pişmanlık yaşı, ellerinde ise milyar dolarlık çekler… Sanki tapuda arsa alım satımı yapıyorlar! Hıncahınç dolan bu “iade kuyruğu” bize tek bir şey söylüyor: “Nasıl olsa suçu işledik, köşeyi döndük; birazını geri verirsek kâr kalanı bize yeter, hapse de girmeyiz.”
Uyanın dostlar! Bu bir pişmanlık kuyruğu değil; suçüstü yakalananların “ucuz yırtma” pazarlığıdır.
Parayı İade Etmek Suçu Temizler mi?Hukuk dediğiniz şey bakkal defteri mi? “Al abiciğim, paranı, helalleşelim, kapatalım bu defteri.” diyerek milyarlarca dolarlık borsa vurgununun üstü örtülebilir mi?
Eğer adalet terazisi kantarın topuzunu tamamen yitirdiyse, evet, örtülür! Ama dünyanın halka mal olmuş, sermaye piyasasının kurallarıyla çalışan hiçbir yerinde bu “ver parayı, al beraatı” lüksü yoktur. Gidin Amerikan borsalarına; orada haksız kazancı iade etmek sadece borcunuzun ödenmesidir. Hapis cezaları, milyar dolarlık cezalar ve ömür boyu piyasadan men cezaları, o iade makbuzunun arkasından balyoz gibi iner.
Bizde ise sistem şöyle işliyor gibi: “Vurgunu vur, köşeyi dön, işler sarpa sardığında bir kısmını iade et, kalanla keyfine bak.” E, hani nerede bu işin caydırıcılığı? Hani nerede milyarlarca doları buharlaştırıp on binlerce insanı felç edenlerin cezası?
Bürokrasi Kimin Arkasında Saklanıyor?İşin en acı, en mide bulandırıcı tarafı ne biliyor musunuz? Bu çarkın sadece üçkâğıtçı borsacılardan ibaret olmaması. Masanın öbür tarafında oturanlar, denetlemesi gerekenler, o onay imzasını atan eski ve yeni bürokratlar, bakanlık koridorlarında koşturan zevat nerede?
Fon vurgununun maliyeti 100 milyar dolarları aşmış, halkın inancı sıfırlanmış, küçük yatırımcı ekran başında felç geçirmiş; hâlâ “Sistemik risk yok, üçkâğıtçıları topluyoruz.” masalları dinliyoruz. O bürokratların kimin kollarında büyüdüğünü, hangi imzaların karşılığında bu saadet zincirlerine göz yumulduğunu sağır sultan bile duydu.
Son Söz: Bu Hesap Böyle Kapanmaz!Küçük yatırımcının parasını gasp edip sonra da “Alın paranızı, davanızı geri çekin!” naraları atmak, bu ülkeye yapılacak en büyük ihanettir. Parayı iade etmek hırsızı masum yapmaz; sadece ve sadece suçun delilini ve itirafını tescil eder.
Eğer bu ülkede adalet gerçekten bir kez olsun piyonlar için değil, asıl patronlar ve onlara yol veren dokunulmaz bürokratlar için çalışmayacaksa o kuyruklarda bekleyenlerin tek yaptığı şey, gelecek büyük fırtınanın sadece zekâtını ödemektir.
Ama unutmasınlar: Tarih bu vurgunu da o kuyrukta sırıtanları da buna göz yumanları da kaydetti. Halka borcunuz sadece o çalınan paralar değil; bu ülkenin geleceğine sıkılan kurşunun bedelidir!
25 Ekim 2026
Ahmet Orhan