
Dün sövdüğüne bugün hayran olanlar, sözünden dönenler ve ilkesizliğin siyasetteki yükselişi…
Canlılar dünyasında omurgasızlar, tür çeşitliliği ve sayıları bakımından son derece geniş bir grubu oluşturur. İnsan ise omurgalı canlılar arasındadır. Ancak günlük dilimizde “omurgasız” sözcüğünün bir de biyolojinin ötesine geçen anlamı vardır. Sözünden dönen, sürekli yön değiştiren, dün savunduğunu bugün inkâr eden, çıkarları uğruna her kalıba girebilen insanlar için de bu tanımlama kullanılır.
Ne zaman böyle insanlarla karşılaşsam, yıllar önce siyah beyaz televizyon günlerinde izlediğimiz bir çizgi karakter gelir aklıma.
Tonton!
En belirgin özelliği, “Hop hop, değiş Tonton!” komutuyla istediği şekle bürünebilmesiydi.
Ne zaman dün söylediğinin bugün tam tersini savunan bir siyasetçi görsem, ne zaman dün ağır hakaretlerle suçladığı insanlara bugün hayranlık duyanlara rastlasam, ne zaman kendisini var eden insanlara sırtını dönüp başkalarına hizmet etmeye soyunanlarla karşılaşsam, o eski çizgi film yeniden gözümün önünde canlanır.
Hop hop, değiş Tonton!
Aradan yıllar geçti. Televizyonlar renklendi, dünya değişti, siyaset yeni biçimler aldı. Ama Tonton'un marifetini hatırlatan insanlarla karşılaşmaya devam ediyoruz. Üstelik artık bu değişimlerin en sık görüldüğü alanlardan biri siyaset!
Dün kara dediğine bugün ak diyenler
Siyasette fikir değiştirmek elbette bir kusur değildir. İnsan yanılabilir, öğrenebilir, düşüncelerini yenileyebilir. Demokratik hayatın gelişmesi de çoğu zaman böyle mümkün olur.
Ancak fikir değiştirmekle ilkesizce yön değiştirmek aynı şey değildir.
Dün bir siyasi lideri, bir partiyi veya bir politikayı en ağır sözlerle suçlayacaksınız. Rakibinizi itibarsızlaştırmak için elinizden geleni yapacaksınız. Sonra şartlar değişince dün söylediklerinizi unutup aynı kişilerin savunuculuğuna, hatta hayranlığına soyunacaksınız.
Ne değişti? Düşünceniz mi, siyasi gerçekler mi, yoksa kişisel çıkarınız mı?
Elbette herkesin düşüncesini değiştirme hakkı vardır. Ancak değişimin gerekçesini açıklamak da siyasi ahlakın gereğidir.
Aksi hâlde insan ister istemez soruyor: Bu kadar kısa sürede değişen fikirler midir, yoksa o fikirleri savunduğunu söyleyenlerin durduğu yer mi?
Omurga başka, siyasi omurga başka!
Günlük dilde “omurgasız” dediğimizde kimsenin aklına biyolojik bir sınıflandırma gelmez. Sözünün arkasında durmayan, çıkarına göre yön değiştiren, dün sövdüğüne bugün övgüler düzen insanı tarif ederiz.
Bu mecazi tanımlama özellikle siyasette karşılığını bulur.
Çünkü siyaset, insanın yalnızca ne söylediğinin değil, söylediği sözün arkasında hangi koşullarda durduğunun da sınandığı bir alandır.
Dün bir kişiyi ülkeye zarar vermekle suçlayıp bugün onu ülkenin kurtarıcısı gibi göstermek, aradaki değişimi açıklamadan geçiştirmek, kamuoyunun sorgulama hakkını ortadan kaldırmaz.
İşte “omurgasızlık” benzetmesinin siyasetteki ironisi burada başlar: Fiziksel omurga insanın bedenini ayakta tutar; siyasi omurga ise insanın sözüne ve duruşuna güven duyulmasını sağlar.
Rakibini deterjanla temizlemeye çalışanlar
Daha da ilginç olanı, dün rakiplerini en ağır hakaretlerle suçlayanların bugün aynı insanlara hayranlıklarını ifade edebilecek noktaya gelmeleridir.
Dün birbirini itibarsızlaştırmak için yarışanlar bugün aynı masada buluşabiliyor. Dün birbirine güvenilemeyeceğini söyleyenler, bugün güven ve sadakat üzerine nutuklar atabiliyor.
Uzlaşmak başka, geçmişteki sözlerini hiç söylenmemiş saymak başkadır.
Bir zamanlar rakibini temizlemek için tonlarca deterjan harcayanların bir gün aynı rakibin hayranı kesilmesi, ister istemez insanı düşündürüyor. Acaba temizlenmesi gereken rakip miydi, yoksa siyasetin kendi dili ve ahlakı mı?
Milletin hafızası Tonton'un kalıbı değildir
Demokratik siyaset, ilkelerine bağlı ama değişime açık insanlara ihtiyaç duyar.
Her siyasi rüzgârda yön değiştiren, dün söylediğini bugün inkâr eden, kişisel hesabını toplumsal sorumluluğunun önüne koyan anlayış, siyasete duyulan güveni aşındırır.
Baştaki benzetmeye dönelim.
Biyolojik dünyada omurgasızlık doğal bir varoluş biçimidir. İnsanlar dünyasında ise aynı sözcük, çoğu zaman ilkesizliğe ve güvenilmezliğe yönelik bir eleştiridir.
Siyasette herkes fikrini değiştirebilir, yönünü yeniden belirleyebilir. Ancak bunu yaparken dün söylediklerini açıklamak, seçmene karşı sorumluluğunu yerine getirmek zorundadır.
“Hop hop, değiş Tonton!” diyerek şekil değiştirmek kolaydır. Zor olan, değişirken ilkesini, sözünü ve insanın güvenini koruyabilmektir.
Milletin hafızası ise hiçbir çizgi filmin sihirli komutuyla silinmez.
12 Ekim 2026
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 12 Ekim 2026, 08:00