Manisa Son Haber

Biz Halkız, Hukuksuzluğa Teslim Olmayacağız / Mustafa Temiz Yazdı....

MUSTAFA TEMİZ HABERLERİ

İstanbul'un başkanı olarak halk desteğini almış ve seçilmiş, başkanın durumuna dikkat! Partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak müracaatını yapan o başkan...Partisince  ön seçim yapılacağı gün, ismi sandığa girecekken, cismi cezaevine giriyor.

Bir ülkede halk, sandığa gider. Oy verir. Seçer. Temsilcisini belirler. Demokrasinin özü budur. Fakat bu ülkede, bu kadar açık bir gerçeği bile ters yüz eden bir sistem kuruldu.

Yapılan bir anayasa değişikliği ile başımıza bunlar geldi.. Halk olarak anlamadan, dinlemeden oy verdik. Bakın başımıza neler neler gelmeye başladı. "Partili Cmhurbaşkanlığı sistemi" ile bu değişiklikten sonra yargıda dengeler, ülkede teraziler şaştı.. Etiket basma makinaları çıldırdı..

Bir ülke düşünün... Seçilmiş bir belediye başkanı var. Üstelik öyle sıradan bir farkla değil; 4 milyonluk destekle kazanmış, halkın gönlünde taht kurmuş bir isim. 

Kazandığı ilk seçim iptal ediliyor, yenileniyor. Ne oluyor? Aynı isim bu kez 1 milyon oy farkla yeniden kazanıyor. Bu defa daha güçlü, daha kararlı. Yurttaşın sevgisini kazandığı artık tartışma götürmez bir gerçek.

Bu isim, yıllar içinde halkla kurduğu bağ, adalet ve eşitlik söylemleriyle büyüyor. Partisi onu cumhurbaşkanlığına aday gösteriyor. Üstelik 15 milyon insanın katılımıyla gerçekleşen bir önseçimle. Evet, 15 milyon insan… Sandığa gidiyor, iradesini ortaya koyuyor ve diyor ki: "Adayımız budur." Bu, sıradan bir destek değildir; halkın yürekten bağlı olduğu bir demokratik talebin haykırışıdır.

İşte o son yapılan belediye seçiminde 1 milyon farkla kaybeden aday, halkın tercih etmediği, oy verip başkan yapmadığı kişi ise… Kabineye Bakan olarak atanıyor... Hem de direk belediyeleri etkileyen etkin bir bakanlıkta bakan oluveriyor...

Sonra kabinede ve alt kademelerinde Adalet Bakanlığı'nda da değişiklik oluyor. Adalet bakan yardımcılarından biri müsteşar oluyor.. Diğeri de İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanıveriyor.. Bu işler partili Cumhurbaşkanlığı sisteminde bir gece yarısı çıkan Resmi Gazete'deki Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yapılabilen en kolay işler.

Evet, esas mesele İstanbul'da 1 milyon farkla kaybeden halkın seçmediği, sandıkta açık bir şekilde reddettiği bir isim, yürütmenin en güçlü koluna yerleştirilir. Bir bakan yardımcısı tekrar cübbesini giyerek nereye İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanır. Bu bir yönetim tercihidir denebilir belki, ama halk nezdinde büyük bir çelişkidir. Seçimde halktan yeterli desteği göremeyen seçilemeyen bir isim, bakanlık gibi kritik bir göreve getiriliyorsa, bir diğeri adalet bakan yardımcısı olarak görev yapıp daha alt bir göreve başsavcı olarak atanıyorsa o ülkenin demokratik değerleri sorgulanmaya başlanır. İşte biz bugün tam olarak bunu yaşıyoruz.

Ama ne oluyor?

İstanbul'un başkanı olarak halk desteğini almış ve seçilmiş, başkanın durumuna dikkat!

Partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak müracaatını yapan o başkan...Partisince ön seçim yapılacağı gün, ismi sandığa girecekken, cismi cezaevine giriyor.

Bu bir tesadüf mü? 
Bu bir hukuki gereklilik mi, yoksa siyasi mühendislik mi? Cevap, sokaktaki yurttaşın dilinde: Bu bir hukuk skandalıdır! Bu bir demokrasi ayıbıdır! Bu, halkın iradesine kelepçe vurmaktır!

Bir yanda halkın ezici desteğini almış, demokratik meşruiyeti tartışmasız bir figür cezaevindeyken… 
Diğer yanda halkın sandıkta veto ettiği bir isim devletin en kritik kademelerinden birinde bakan olarak görev yapıyor. O başkanın seçildiği kentin adliyesine de bir bakan yardımcısı başsavcı olabiliyor..İşte bu çarpıklığı gören halk, artık sadece iktidarın ortak liderlerine değil, sisteme olan güvenini de yitiriyor.

Bugün adliyelerde verilen yargı kararları sadece hukukçuların değil, manavın, kasabın, öğrencinin, yaşlı ninenin, kahvehanede çayını yudumlayan emeklinin bile gündemindedir. 

Çünkü insanlar "vicdanları kanatan kararlar alınıyor. Çünkü hukuk terazisi artık tartmıyor." diyor.. Duyuyor musunuz? 

Mahalle arasında en sade bir vatandaş düşünün, ki böyle binlerce vatandaşımız var. Akıllı telefonu olmayan, sosyal medyadan bi haber, gazeteyi ekmek yerken önüne seren, haberleri günlük sadece radyodan dinleyen vatandaş bile "Bu kadarı fazla!" diyor. Haberiniz var mı?

Anayasada yazan temel hak ve özgürlükler, iktidarın işine geldiği kadar hatırlanıyor. 

Protesto hakkını kullanarak bu anayasal hakları hatırlatmaya çalışan öğrenciler, kadınlar, işçiler ise copla, biber gazıyla,kışın dondurucu soğuğunda üstüne tazyikli su sıkılarak ve gözaltılarla susturulmaya çalışılıyor. 

Soru basit: Anayasa rafa mı kalktı?

Ülke bilinmez bir karanlık dehlizde ilerliyor. Ne adalet var, ne güven, ne umut… Halk mutlu değil! Hayal kırıklığı yaşıyor. Döneminde iktidara oy verenler bile kızgın ve üzgün.. Aynı kulvarda siyaset yapan bugünlerde kenarda kalan eski siyasetçiler bile son süreçte dava arkadaşlarını açık açık eleştirir hale geldi. İçlerinde eski meclis başkanları, eski bakanlar bile var...

Ekonomi desen; çökmüş. Halk pazara gidiyor, filesi boş. Tarlada üreten çiftçi kazanamıyor, markette tüketen vatandaş alamıyor. Alım gücü yerlerde. Cebinde parası olmayan insanlar artık ihtiyaçlarını değil, temel yaşam hakkını karşılayamaz hâle geldi. Sokakta yürüyenlerin yüzü gülmüyor, gözleri umutsuzlukla dolu.

Bu gidişat sürdürülemez. Çünkü milletle inatlaşılmaz. İktidar milletin kendisine verdiği yetkiyi, milleti hizaya getirmek için kullanamaz. Çünkü halk, egemenliğini temsil etmesi için seçtiklerinin devletin kurumlarını, kendisine karşı bir baskı aygıtı olarak kullandığını yaşamak ve görmek zorunda bırakılmamalıdır.

Bugün Türkiye’de yargı, yürütmenin gölgesinde karar veriyor. Mahkeme salonlarında adalet arayanlar, politik hesaplarla şekillenmiş cümlelerle karşılaşıyor. 

Hukuk, artık bir üstünlük aracı değil; bir sopa hâline geldi. Bunu görmek için hukukçu olmaya gerek yok. Adalet arayan milyonlar, artık tek bir ağızdan haykırıyor: "Yargı bağımsız değildir!", "Hak, hukuk, adalet"

Avrupa Konseyi bile ülkemizde kısa sürede yaşanan bu tabloya sessiz kalamadı. Seçilmiş bir başkanın, halkın önünde yükselen bir cumhurbaşkanı adayının cezaevine atılmasını, hukuki değil siyasi bir süreç olarak süreci "Siyasi Saiklerle yapılan uygulamalar" diye tanımladı. 

Bu karar, sadece o kişiye yönelik değil; Türkiye’nin itibarına, halkın iradesine yönelmiş bir karardır. Uluslararası itibarımız yerle bir edilmiştir.

Peki, " bu gidişatın sorumlusu kimdir? " diye sokakta soruyoruz? 

Büyük bir çoğunluğun cevabı : " Tüm anketlerde kaybettiğini gören, halk desteğini hızla yitiren, yönetemeyen ama gitmemek için, en güçlü rakibi olarak gördüğü ve girdiği her seçimi kendisine karşı kazanan başkan için her türlü hukuksuzluğa sarılan bir iktidar."

Bir kişi iradesi ve adaylığı üzerine yoğunlaşılan süreçte, anayasanın müsaade etmediği tekrardan adaylık konusu ve bakan değiştirerek, Merkez Bankası başkanı değiştirerek bile hakkından gelemedikleri ekonomik durumlar...Aldıkları ekonomik kararlarla işi yoluna sokamamaları kötü gidişatın sürmesi ve iyileşmeye gideceğine dair halkın desteğinin kalmaması.
Ekonomiyi düzelteceklerin "gözlerime bakın" sözleri artık bu halkı avutacak söz niteliğinde de değil. Çünkü bu halkın güven duvarı yıkıldı. İtimatı da tükendi..

Halkın son süreçteki iradesine hukuk yoluyla yapılan engellemeye karşı tepkisi ve tepkilerin, mitinglerin sayılarının artması hesaplarını bozdu. 

Deyim yerinde ise biz vatandaşlar olarak akıl tutulması yaşıyoruz.. İktidar ve ortaklarını ise kaybetme korkusu sardı ve maalesef bu kaybetme hissiyatı gözlerini döndürdü..

"Kötülük organizasyonu bir ekip halinde hareket ediyor" diyen yılların anayasa hukukçusu bir akademisyen.. Aslında son sürecin özeti de bu...

Yargı kararlarıyla muhalifleri susturmak… Sokağa çıkan öğrenciye, kadına, işçiye şiddet uygulamak… Seçilmişleri görevden almak… Yandaş medyada kara propagandayla gerçeği çarpıttırmak… Bunlar bir hükümetin çaresizliğinin göstergesidir. Ailelere kadar uzanan vicdansız, merhametsiz kötülük niteliğindeki devlet kurumlarıyla sürdürülen insanlara uygulanan "itibar suikastı" sokaktaki adamın, elinde değneğiyle zor yürüyen yaşlı teyzelerin bile kanına dokunuyor artık.

Bir ülkenin yönetimi, halktan, tepkilerinden çekinmeye başlamışsa, eleştirilere tahammül gösteremez hale geldilerse, yaşattıkları çelişkilerin sayısı artıyorsa veya korkmaya başlamışsa orada demokrasi ve adalet bitmiş demektir.

Ama biz yılmayacağız. Hukuktan vazgeçmeyeceğiz. Hukuka olan inancımızı kaybetmeyeceğiz. Sağlıkta şiddet gören doktorlar, sınıfta dayak yiyen öğretmenler, sokakta öldürülen kadınlar için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. 

Failleri koruyan, cezasızlıkla ödüllendiren bir düzenin değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir ülke hayalimizden vazgeçmeyeceğiz.

Biz halkız. 
Bu ülkenin gerçek sahipleriyiz. 
Bizim irademiz iktidarları belirler. 

Adliyeler, halkın iradesini gasp eden kararlarla değil; hak ve özgürlükleri güvence altına alan hükümlerle var olmalıdır. Adalet korkulan bir otorite değil; başvurulan bir sığınılacak liman olmalıdır.

İktidarlar, halkı susturarak, korkutarak, bastırarak ayakta kalamaz. Tarih bunu defalarca yazdı. Ve bugün Türkiye, aynı tarihi yeniden yazmak üzere.

Biz susmayacağız. Biz geri adım atmayacağız. Biz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz halkız. Ve halkın iradesi en büyük iktidardır.

Halk bugün geçim derdinde aç ama sokakta " ekmek istiyorum" demiyor.. "Adalet" diye haykırıyor..

İnsan susuz kalınca ne olur dudakları çatlar, ülke insanınında su gibi, ekmek gibi adalet isteği var.

Bunu görmezden gelemezsiniz.. Görmezden gelerek, duymayarak, susarak, bu işin içinden çıkamazsınız.. Sizin inadınız iktidarımız sürsün ise halkın inadı ise adalet, refah ve özgürlük...

Halkla inatlaşmayın yeter..Sandıkla demokratik kurallarla bu halk tercihini yapar...Sandıkların başını da bekler, sakın unutmayın... 

Öyle atı alanın Üsküdar'ı geçtiği günler çok geride kaldı.. Atın ayağı bu kez tökezleyecek haberiniz olsun... Çünkü sokaklar bundan sonra hiç sessiz kalmayacak...
Sessiz çoğunluğun sesi çıktığı gün, avazı çıkarcasına haykırdığı gün bunu o zaman görecek ve anlayacaksınız...

11 Nisan 2025

Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.