Avrupa’nın Yeni Genişleme Raporu ve Türkiye Gerçeği: Kapılar Kapanırken Aynaya Bakmak / Ahmet Orhan Yazdı...

Bugün Türkiye’nin hedefi illa ki AB üyeliği olmayabilir; ancak modern demokrasiyi yeniden özümsemek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek ve özgürlükleri korumak, çağdaş bir devlet olmanın değişmez şartıdır.

Avrupa’nın Yeni Genişleme Raporu ve Türkiye Gerçeği: Kapılar Kapanırken Aynaya Bakmak / Ahmet Orhan Yazdı...

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, “2025 Güncel Durum ve Genişleme Stratejisi” başlıklı raporunu yayımladı. Cumhuriyetimizin 102. yılını kutladığımız bu dönemde açıklanan rapor, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde yaşadığı duraklamayı yeniden gündeme taşıdı. Rapor, yalnızca Avrupa’nın Türkiye’ye karşı sergilediği çifte standardı değil, Türkiye’nin de kendi demokratik ekseninde yaşadığı kaymaları görünür kılıyor.

Belgede Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Ukrayna ve Türkiye “aday ülkeler” arasında sıralansa da, Türkiye ile müzakerelerin tamamen durdurulması ifadesi dikkat çekici bir biçimde yer aldı. Böylece Türkiye, adaylığı fiilen askıya alınan tek ülke konumuna düşmüş oldu.

Raporun satır aralarına bakıldığında, Avrupa siyasetinin geleceğine dair yeni bir yönelim seziliyor. AB artık klasik anlamda bir “birlik genişlemesi”nden çok, güvenlik ve enerji eksenli bir jeopolitik genişleme stratejisi izliyor. Bu çerçevede Ukrayna, Gürcistan ve Balkan ülkeleri öncelikli halkalar olarak öne çıkarken, Türkiye “stratejik ortak” olarak tutulmak istenen ama “eşit ortak” olarak görülmeyen bir ülke konumuna indirgeniyor.

Elbette bu mesafeli tutumda Avrupa’nın tarihsel ve kültürel önyargılarının payı yadsınamaz. Aday ülkelerin neredeyse tamamı Hristiyan dünyasının bir parçası. Türkiye ise farklı bir medeniyet dairesinden geliyor. Ancak bu fark, gelinen noktayı tek başına açıklamaya yetmiyor. Avrupa Birliği’nin istediği şey yalnızca “kültürel uyum” değil, **“değer uyumu”**dur.

Tam da burada Türkiye’nin kendi iç muhasebesi başlıyor. Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, basın hürriyeti ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlarda yaşanan gerileme, sadece Avrupa’nın değil, vicdanı hür Türk aydınlarının da ortak tespitidir. Dolayısıyla bu eleştiriler, dış müdahale olarak değil, birer uyarı sinyali olarak değerlendirilmelidir.

Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma” hedefi, yalnızca bir dış politika vizyonu değil, aynı zamanda bir demokratik kimlik hedefidir. Bugün Türkiye’nin hedefi illa ki AB üyeliği olmayabilir; ancak modern demokrasiyi yeniden özümsemek, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek ve özgürlükleri korumak, çağdaş bir devlet olmanın değişmez şartıdır.

Sonuçta mesele, “Avrupa bizi neden almıyor?” sorusundan ziyade, “Biz gerçekten hangi değerlere sahip çıkmak istiyoruz?” sorusuna yanıt verebilmektir.

Çünkü “Avrupa kapıyı yüzümüze kapatsa da, Türkiye kendi iç çağdaşlık kapılarını açabildiği sürece güçlü kalacaktır.

Ahmet Orhan

30 Ekim 2025

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER