
Büyük felaketin ilk gününden bu yana televizyondan deprem bölgesinde olan biteni izliyoruz.
Acaba bir kişi daha canlı kurtarılabilir mi diye dualarla ve umutla ekranlara kilitlendik.
Araya giren can sıkıcı haberleri görmezden geliyor, enkaz altından kurtarma çalışmalarına odaklandık...
Mucize kurtuluşlara seviniyor ve kendimizi avutuyorduk.
O görmezden geldiğimiz can sıkıcı haberleri konuşmanın zamanı geldi!
Aslında onları kimi zaman öfke, kimi zaman da tam bir şaşkınlık ile izledik.
İlk dikkatimi çeken, beni “böyle bir kanunsuzluk Türkiye de olamaz” diye ayağa fırlatan haber, bölgeye gönderilen yardım tırlarının silahlı kişilerce gasp edilmesinin görüntüleriydi!
Eşkıyalığın, haramiliğin bile bir seviyesi olur ama bu aşağılık kanunsuzluğun haramilikten başka bir tarifi olamaz!
Sonra marketlerin yağmalandığı haberi verildi ekranlardan...
O şartlar altında bebek maması yiyecek-içecek, temel gıdalar ve soğuktan korunmak için giysileri anlayabiliyorum.
Bunlar her insanın yapabileceği türden şeyler...
Ancak 150 ekran televizyon, çamaşır makinesi ve ütü gibi dayanıklı tüketim malzemelerinin yağmalanması kesinlikle kabul edilemez.
Bu ahlaksızlıktır!
Yine başka bir haber...
Deprem bölgesine giden yol üzerinde, bir petrol istasyonunda satılan çorba fiyatının 8-10 kat arttırıldığı için devlet yüksek bir ceza kesmiş.
Bu haberi duyunca yüreğim bir nebze olsun serinledi, iyi olmuş dedim.
Ne var ki haberlerin ardı ardına geliyordu...
Diğer illerde kira fiyatları bir kaç arttırılmış.
Bölgeden taşınmak isteyenlere nakliye fiyatları 3-5 katına çıkmış...
Daha da kötüsü enkazlardan gelen yardım çığlıklarına rağmen altın arayanlar olduğu haberleri yayınlandı...
Bu nasıl bir vicdan?
Nasıl bir insanlık?
Her şeylerini, evlerini, ailelerini yitirmiş o insanların enkaz altında kalmış ziynet eşyalarını hangi zihniyet fırsat olarak görebilir?
Meğer durum çok ciddi boyutlardaymış!
E-ticaret sitelerinde altın detektörlerinin satışında patlama yaşanıyormuş!
Hatta bazı ticaret siteleri sosyal sorumluluk içinde metal dedektörü satışını durdurmuş.
Depremzedelere yardım topluyoruz diye yapılan dolandırıcılık haberlerini yazmaya bile gerek görmüyorum.
Maalesef bütün bu haberler bir İslam ülkesi olan Türkiye’den.
Cömertliği ve ahlakıyla hep övündüğümüz milletimize neler olmuş!
Meğer çürük olan sadece yıkılan binalar değilmiş, toplumsal ahlakımızda enkaz haline gelmiş!
Bu acı gerçeği büyük bir üzüntüyle öğrendik.
Konuyu sadece Suriyeli sığınmacılara yıkarak kolayına kaçmak doğru olmaz!
Ortada oldukça ciddi toplumsal bir problem olduğu kesin. Utanç verici acı gerçek, olduğu gibi kabul edilmeli...
Ülkemizin yetkilileri, aydınları ve kanaat önderleri bu toplumsal bozulmayı bir an önce tedavi yönüne gitmeliler!
Bir çoklarımıza hayal kırıklığı yaşatan, şaşkınlığa uğratan şok edici gerçekler ülkemizin gerçek beka sorunudur.
Hatta en önceliklisidir!
24 Şubat 2023
Ahmet Orhan
Çok önemli bir konu bu, elinize yüreğinize sağlık
Sayın Durmaz şahsıma gösterdiğiniz güven ve fikirlerine verdiğiniz destek için teşekkür ederim.