Çiftçilerimizin Halleri / Ahmet Orhan Yazdı...

Sağlık güvencesi ve sağlık hizmetlerine erişim her Türk vatandaşının en doğal hakkıdır.

Çiftçilerimizin Halleri / Ahmet Orhan Yazdı...

Sağlık güvencesi ve sağlık hizmetlerine erişim her Türk vatandaşının en doğal hakkıdır.

Emeklilik içinde aynı şeyler geçerlidir.

İnsan hayatı için önemli her iki hususta da çiftçilerimiz en sıkıntılı meslek grubudur.

Ne yazık ki el emeği alın teriyle geçinen çiftçilerimizin mağduriyetleri olanca yoğunluğuyla devam etmektedir.

Tüm samimiyetimle ifade edeyim ki bu güne kadar primlerini düzenli bir şekilde ödeyip de emekli olabilme mutluluğuna ulaşmış bir çiftçi dahi görmedim.

Emekli yaşına gelmiş ya da yaklaşmış çiftçilerimizin, çoğu kez 15-20 yıl öncesine ait müstahsil makbuzu veya fatura aramakta olduğuna neredeyse tümümüz şahit olmuşuzdur.

Geçmiş yıllarda sattığı mahsulün dönemine ait satış belgesi olarak değerlendirilen evrakları bulabilenler kendilerini şanslı görürler.

Ya o çok ünlü(!) belgeleri bulamayanlar?

Maalesef onlar çiftçi olarak geçirdikleri koca bir ömrü güvencesiz olarak tamamlamak durumundadırlar.

Bilgisayar çağında insanlara fatura aratanlar utansın!

Yaptıkları iş nedeniyle sosyal devletten en az faydalanan bu insanlar için empati yapılsa, başka yollarla da olsa meslek erbabı ve ne kadar zamandır mesleklerini icra ettikleri açıklığa kavuşturulamaz mı?

“İki şahitle adam asılan” bir ülkede elbette çok kolay hallolacak bir meseledir.

Yeter ki istensin.

Çiftçilerimiz on binlerce olduğu bilinen sahtekârlar gibi bir gün bile pirim ödemeden emekli olmak, sosyal güvenceye kavuşmak peşinde değildir.

En zor şartlarda, küçük karlarla elde ettikleriyle sosyal güvenceye kavuşmak her meslek grubu insanımızdan önce onların hakkıdır.

Onlar üretmediğinde nelerin olabileceğini tüm şiddetiyle gördüğümüz bu günde onlara bu hakkı vermek akıl ve vicdan sahiplerine en yakışan davranış olur.

Oysa her dönem işlenen faturaları e-devlet’e kaydetseler herkes ne zaman ne kadar mahsul sattığını ve Bağkur’a ne kadar prim kesildiğini oradan görse çok mu zor.

Düzenli pirim ödeyememiş hatta meslek kaydı bile yapılamadan üretmek zorunda kalmış küçük çiftçilerimiz için geçmişe dönük uygulama ise şöyle; en eskisi19994 olmak üzere tarımsal ürün satış belgesi bulunup SGK ya götürülüp sisteme işletilir…

Bir aylık pirim tutarının 2000 lira seviyesinde olduğunu göz önüne aldığınız da küçük çiftçi için olmayan(!) birikimlerle ödenemeyen borç çıkarılır…

Çiftçimiz şanslıysa borç almak için bankalara ipotek edilmeyen tarlası, evi varsa Allah bilir ya kalan kısa ömrü için emeklilik olabilmek için devasa borcu ödemek üzere satılır veya çok daha şanslıysa ipotek edilerek bankadan kredi çekilir.

Eğer o yıl yapılandırma ve faiz affı çıktıysa ne ala…

Aksi takdir de yoksa borcun tamamı ne yapıp edilip çiftçi tarafından eksiksiz SGK’ya ödenmek zorundadır.

Çiftçimizin büyük çoğunluğunun sağlık hizmetlerine ve emekliliğe ne kadar zor ve pahalıya ulaşabildiğini görüyorsunuz değil mi?

Art arda gelen sorularınızı duyar gibiyim:

-Neden eksik primlerini düzenli ödemiyorlar?

-Fatura bulamayanlar ne oluyor?

Şimdi bu soruları cevaplamaya çalışacağım…

-Elde ettiği cüzi karlarla yetinmek durumunda olan, ailesine müreffeh bir hayat sunması neredeyse imkânsız olan bir kişinin senede bir kez ürün satarak her ay düzenli olarak prim ödemesi kolay değildir.

-Ürün sattığı tüccar, işletme veya fabrikanın muhasebecisi tenezzül edip, eski dosyalara bakıp faturayı bulmaktan kaçındıysa, satış belgesi ibraz edemeyenler ne yazık ki hiçbir sosyal güvencesi olmadan hayatına devam etmektedir.

Yeterince fakir olmak da bazen şans olabiliyor…

Eğer öyleyse kimisi sosyal güvenceye sahip çalışan çocukları üzerinden, kimisi de GSS ( genel sağlık sigortası) ile sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilmektedirler.

Olayın bir başka yönü de emekli olabilme bahtiyarlığına ulaşan çiftçi de o yıla kadar sağlık hizmetlerinden faydalanamamış, sisteme yük getirmemiştir.

Görüyorsunuz değil mi?

Sistemin umursamadığı kanayan bir yaramıza değindik bugün.

Keşke insanlarımız sırf tedavi olabilmek için utana sıkıla ACİL SERVİS ten giriş yapmak zorunda kalmasa.

İster sosyal güvencesi olsun, isterse olmasın her Türk vatandaşı en azından Suriyeli sığınmacılar kadar sağlık hizmetlerinden göğsünü gere gere, kendisine parası olmadan da en iyi şekilde bakılacağını bilerek o kapılardan girebilse. 

Emekli maaşı bir taraf ama her Türk vatandaşı atalarının kanları pahasına elde edilmiş bu kutsal topraklarda sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelidir.

29 Kasım 2022

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER