Atamanın hukuka aykırı olduğu iddiası
Davacı avukatlar tarafından sunulan dilekçede, Gürlek’in bakanlığa atanmasının savcılık görevini otomatik olarak sona erdirdiği yönündeki yorumun “kabul edilemez” olduğu ifade edildi. Bu durumun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan “Hakimler ve savcılar azlolunamaz” hükmüyle çeliştiği savunuldu.
Dilekçede ayrıca atamanın, kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmiş bir işlem olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Yemin edilmesinin de hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı vurgulandı. Avukatlar, atama işleminin yapıldığı anda hem anayasa hükümlerine hem de Hakimler ve Savcılar Kanunu’na açık biçimde aykırı olduğunu ileri sürerek iptal talebinde bulundu.
Yürütmenin durdurulması talebi
Dava dilekçesinde ayrıca, Gürlek’in Adalet Bakanı ve aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla görev yürüttüğü hatırlatıldı. Bu görevler kapsamında yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesini doğrudan etkileyebilecek işlemler yapabileceği belirtilerek atama kararının yürütmesinin durdurulması talep edildi.
Danıştay’dan 4’e karşı 1 oyla karar
Danıştay 12. Dairesi, avukatların başvurusunu reddetmeyerek davanın esastan incelenmesine karar verdi.
Daire, 4’e karşı 1 oyla aldığı kararda;
Davacıların dava açma ehliyetinin bulunduğuna,
Davanın esastan incelenmesine,
Dilekçenin Cumhurbaşkanlığı’na tebliğine,
Yürütmenin durdurulması talebinin ise savunma alındıktan sonra karara bağlanmasına hükmetti.
Böylece yüksek mahkeme, atama işleminin hukuka uygun olup olmadığını esas yönünden inceleyecek.