Hukuk Devleti Ve Rüşvet İddiaları / Ahmet Orhan Yazdı....

Güçler ayrılığı prensibinin tamamen uygulanmadığı yerde bir hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir. Özellikle yargının yürütmenin emrine girmesi, devleti, demokrasiyi ve insan haklarını tümden yok eder.

Hukuk Devleti Ve Rüşvet İddiaları / Ahmet Orhan Yazdı....

HUKUK DEVLETİ VE RÜŞVET İDDİALARI

Gündemdeki Gözaltılar

Haberleri televizyon ve sosyal medya hesaplarından takip edenlerin iyi bileceği, hukukçu kimliğine sahip iki kişi gözaltına alındı.
Bunlardan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kardeşinin telefonunda ByLock çıkması nedeniyle FETÖ’cü olduğu iddiasını ileri süren Burak Bekiroğlu, birkaç günlük gözaltından sonra serbest bırakıldı.
Diğeri, Rezan Epözdemir ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Serbest kalan Bekiroğlu, Epözdemir’in savcı ve yargıçlarla olan şüphe uyandıran ilişkileri hakkında yenilip yutulmayacak iddialarda bulundu. Özetle söz konusu iddialar, Av. Rezan Epözdemir’in mahkeme kararlarını etkileyecek girişimleri yönettiğini ileri sürmekteydi.

Eski AKP milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar, Bekiroğlu’nun paylaşımlarını alıntılayarak Rezan Epözdemir'in yargıdaki ilişki ağının FETÖ yapılanmasından sonra en büyük çıkar çetesi olduğunu, olayın rüşvet iddiasından çok daha fazlası olduğunu ileri sürdü.

Son günlerdeki bu olay ve sonrasında yapılan açıklamalar, zaten düşük seviyede olan kamuoyunun hukuk sistemine güvenini daha da aşağıya çekebilecek potansiyele sahiptir.
İnsan ister istemez soruyor:
Burnumuza gelen bu pis koku, tuzun koktuğunun işareti mi?


Hukuk Devleti Olmanın Gerekliliği

Oysa modern devlet, hukuk devleti olandır.
Güçler ayrılığı prensibinin tamamen uygulanmadığı yerde bir hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir. Özellikle yargının yürütmenin emrine girmesi, devleti, demokrasiyi ve insan haklarını tümden yok eder.


Adalet Mekanizmasındaki Çürüme

Son yıllarda hukuk sistemi içerisinde rüşvet iddialarının, bazı tutuklu FETÖ’cülerin bir süre sonra serbest bırakılması gibi olaylarla sıkça gündeme gelmesi; adalet mekanizmasının bağımsızlığına ve tarafsızlığına dair ciddi endişeler doğurmuştur.

Bazı davalarda hâkim, savcı veya diğer adli personelin para, mal, hizmet ya da siyasi nüfuz karşılığı karar aldığı iddiaları, toplumun yargıya duyduğu güveni derinden sarsmaktadır.

Rüşvet iddiaları sadece tek tek davaları değil, tüm hukuk düzenini çürüten bir etki yaratır. Çünkü adalet, “herkese eşit uygulanma” ilkesini kaybettiğinde, geriye sadece güçlülerin hukuku kalır. Vatandaş hak arama umudunu kaybeder; mağdurlar adaletin kapısını çalmaktan çekinirken, suçlular cezasız kalacaklarına inanır.


Yargıya Güvenin Zedelenmesi

Basına yansıyan vakalar, kimi zaman yargı mensuplarının nüfuz ticareti yaptığına, kimi zaman da kritik davalarda rüşvet karşılığı dosyaların kapatıldığına dair işaretler sunmaktadır.
Bu durum, yargı içindeki çürümeyi derinleştirmekte ve “hukuk devleti” kavramını kâğıt üzerinde bir süs olmaktan öteye taşıyamamaktadır.


Çözüm Yolları

Çözüm, yalnızca mevcut yasaların kâğıt üzerinde varlığından ibaret değildir. Rüşvet suçlarına karşı bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmesi, yargı personelinin mal varlığı beyanının düzenli olarak denetlenmesi, şeffaf soruşturma süreçlerinin uygulanması ve cezaların caydırıcı seviyeye çıkarılması zorunludur.

Bu sağlandığında, çoğunluğu şerefiyle görev yapmakta olan hukuk adamları da bu türden “acaba”lardan kurtulacak, gönül rahatlığıyla görev yapabilecektir.
Aksi hâlde, adaletin terazisi kirli menfaatlerin ağırlığı altında ezilmeye devam edecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER