2. Bölüm – Belediye Soruşturmalarında Siyasi Gölge

İBB davasına, Türkiye’de son yıllarda muhalefet belediyelerine yönelik artan soruşturmalar ve kayyum tartışmalarının gölgesi düşüyor. Bu tablo, hukukun tarafsızlığına dair kaygıları her geçen gün büyütüyor.
Özellikle büyükşehir ve kritik illerde yürütülen soruşturma süreçleri, uzun zamandır siyasetin gölgesinden kurtulamıyor. Bir tarafta türlü iddialara rağmen yerinden bile oynatılmayan isimler; diğer tarafta ise hakkında kesinleşmemiş ithamlarla manşetlere taşınan, günlerce itibarsızlaştırılan yerel yöneticiler…
Bu durum, hukukun gözlüğünün tarafsız değil, parti renklerine göre takılı olduğu yönündeki duyguyu güçlendiriyor. İBB yargılaması da tam bu çerçevede okunduğu için, verilen veya verilecek her karar siyasi tartışmayı daha da harlayan bir etkiye dönüşüyor.
Oysa belediyeler, vatandaşın günlük hayatına en yakından dokunan kurumlardır: çöp toplama, su hizmeti, ulaşım, sosyal yardım… Bu alanlarda yürütülen soruşturmalar şeffaf ve objektif olmazsa, yalnızca belediye başkanları değil, o şehirde yaşayan milyonlarca insanın devlete duyduğu güven de zedelenir.
Avrupa’nın Bakışı
Gerek Avrupa Birliği Genişleme Raporu’nda gerekse AB’nin Türkiye’ye ilişkin açıklamalarında en kritik başlıklardan biri “hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve yolsuzluklarla mücadele” olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin hedef olarak gördüğü AB çevrelerinde giderek yaygınlaşan kanaat ise hukukun kişiye, kuruma ve siyasi aidiyete göre işlediği yönünde.
Daha ağır olan iddia ise şu: Türkiye, yolsuzlukların her türüyle yeterince mücadele edilmeyen; kara paranın rahatça dolaştığı ve aklandığı bir ülke olarak anılmaya başlanıyor.
Bu, yalnızca “algı yönetimiyle” düzeltilebilecek bir mesele değil.
İBB davası da tam bu uluslararası eleştirilerin yükseldiği bir dönemde yürütülüyor. Bu nedenle verilecek karar, sadece içeride değil, dışarıda da “Türkiye’de hukuk işliyor mu, işlemiyor mu?” sorusunun merceği altında olacak. Yani konu, bir belediye başkanının şahsi dosyasını çoktan aşmış durumda.
Belediye soruşturmalarına düşen siyasi gölge ve Avrupa’dan yükselen hukuk uyarıları, İBB davasının aslında Türkiye fotoğrafının tamamını etkileyen bir sınav olduğunu gösteriyor.
Serinin son bölümünde ise yargıya güvenin çöküşünün devlet ve toplum için ne anlama geldiğini ve bu karanlık tablodan çıkış için neler yapılabileceğini ele almaya çalışacağız.
17 Kasım 20225
Ahmet Orhan