İmralı Konuşulurken Suskun Kalanlar: AK Parti ve CHP / Ahmet Orhan Yazdı...

Yıllarca terörle sınanmış bir ülke, aynı dosyanın yeniden açılması ihtimaliyle karşı karşıya. Böyle kritik bir dönemeçte ortaya çıkan tablo ise gerçekten dikkat çekici.

İmralı Konuşulurken Suskun Kalanlar: AK Parti ve CHP / Ahmet Orhan Yazdı...

İmralı Konuşulurken Suskun Kalanlar: AK Parti ve CHP

İmralı yeniden siyasetin merkezine doğru çekilirken en yüksek sesi MHP ve DEM Parti çıkarıyor. Bugünü yöneten AK Parti ile yarına talip CHP’nin derin suskunluğu ise Türkiye’nin önündeki asıl büyük soru işaretini oluşturuyor.

Türkiye yeniden İmralı tartışmalarının içine girdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, partisinin grup toplantısında büyük bir heyecanla dile getirdiği:

“Ben üç arkadaşımla İmralı’ya gider, Abdullah Öcalan’la görüşürüm.”

sözleri, zaten gergin olan siyaseti daha da ısıttı. Ardından Meclis’te kurulan komisyonun, Cuma günü İmralı’ya gidilmesi konusunu oylamaya hazırlandığı açıklandı.

Yıllarca terörle sınanmış bir ülke, aynı dosyanın yeniden açılması ihtimaliyle karşı karşıya. Böyle kritik bir dönemeçte ortaya çıkan tablo ise gerçekten dikkat çekici.

Bu konuda en yüksek perdeden konuşanlar MHP ve DEM Parti. Ama en az konuşanlar, bugünü yöneten iktidarın büyük ortağı AK Parti ile yarın Türkiye’yi yönetmeye talip ana muhalefet CHP.
Bu, başlı başına üzerinde durulması gereken bir çelişki değil mi?

En Az Konuşanlar: Bugünün İktidarı, Yarının Adayı

İmralı ve terör tartışmalarına baktığımızda:

  • MHP kendi açısından açık konuşuyor,

  • DEM Parti süreci sahipleniyor,

  • Diğer partiler bile pozisyon almaya çalışıyor.

Fakat Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı AK Parti ile geleceğin en güçlü iktidar adayı CHP, dikkat çekici bir suskunluk içinde.

AK Parti, atılacak her adımın siyasi ve tarihi sorumluluğunu taşıyan iktidar partisi. CHP ise yarın hükümet kurmaya en yakın alternatiflerden biri.
Tam da bu yüzden şu soruyu sormak gerekiyor:

Türkiye’nin kaderini yakından ilgilendiren bir konuda, bugünü yönetenlerle yarına talip olanlar bu kadar sessiz kalabilir mi?

Erdoğan’ın basma kalıp cümleleriyle kamuoyunun tepkisinden kurtulup sorumluluk başkalarına yüklenebilir mi?
Ya da gün içinde Özgür Özel’in “şark kurnazlığı” kokan cümleleriyle geçiştirilebilir mi?

İktidarın sessizliği, atılacak adımların siyasi faturasının hesabıyla açıklanabilir belki. Ama ana muhalefetin, özellikle de CHP ve Özgür Özel’in bu konuya neredeyse hiç dokunmaması, Türkiye’yi yönetmeye talip bir partiye yakışmayan bir görüntü oluşturuyor.

CHP Bu Dosyaya Yabancı Değil; Ama Bugün Suskun

Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin en köklü siyasi partisi. Üstelik terör, Kürt meselesi ve demokratikleşme başlıklarına hiç yabancı değil.

Geçmişte bu alanlarda kapsamlı raporlar hazırlamış, çözüm önerileri geliştirmiş bir parti CHP. Yani elinde ciddi bir birikim var.
Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız:

CHP, komisyona neredeyse zorla dahil edilmiş olmasına rağmen, İmralı sürecine ilişkin görüşlerini açık, net ve güçlü bir dille ifade etmekten ısrarla kaçınıyor.

Oysa mesele özü itibarıyla şu soruda düğümleniyor:

Terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan yeniden “muhatap” haline getirilecek mi, getirilmeyecek mi?

Bu kadar hayati bir konuda ana muhalefetin suskun kalması, sadece bugünün siyaseti açısından değil, yarının tarihi açısından da sorgulanacak bir tercih olacaktır.

DEM Parti’yi İncitmeyelim Derken CHP Seçmeni İncinmiyor mu?

CHP yönetiminin bu tavrının arkasında, son seçimlerde DEM Parti ile kurulan ve “kent uzlaşısı” adı verilen zımni işbirliğinin ciddi bir etkisi olduğu anlaşılıyor. CHP’nin, bu hattı geleceğe taşımak için DEM Parti’yi rahatsız edecek her net cümleden özellikle kaçındığı hissediliyor.

İmralı’ya gidiş, Öcalan’la görüşme, terörle mücadelede muhataplık tartışmaları gündeme geldiğinde, sanki şu kaygı öne çıkıyor:

“Çok sert konuşursak DEM Parti’yi incitiriz, olası ittifak zedelenir.”

Peki ama:
DEM Parti’yi incitmemek uğruna CHP seçmeninin vicdanını incitmeyi göze almak nasıl bir siyaset tarzıdır?

Bugün CHP’ye oy veren milyonların büyük çoğunluğu; üniter devletten yana, milli devletten yana, terörle arasına net mesafe koymuş bir seçmen kitlesi.

Demokrasi isterler, hukuk isterler, eşit yurttaşlık isterler; ama bütün bunların Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü içinde gerçekleşmesini savunurlar.

Bu insanlar haklı olarak soruyor:

  • Partim İmralı’ya gidilmesi konusunda ne düşünüyor?

  • Terör örgütü liderinin yeniden siyasi aktör haline getirilmesine rıza gösteriyor mu?

  • Terörle mücadelede ilkesel çizgimiz nedir?

Bu sorulara net cevap veremeyen bir ana muhalefet, iktidara talip olsa da güven veren bir merkez olamaz.

Suskun Ana Muhalefet, Güçlü İktidar Alternatifi Üretemez

Ana muhalefet partisi olmanın bir ağırlığı vardır.
Bu ağırlık; sadece İmamoğlu yargılamalarıyla, ekonomi eleştirisiyle, belediye hizmetleriyle ya da sosyal medya gündemiyle taşınamaz.

Terör, güvenlik, milli birlik ve üniter devlet gibi konularda ana muhalefetin görevi:
Açık konuşmak, ilkesel bir çizgi koymak, topluma güven vermektir.

Bugün İmralı’ya gidilmesi, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeniden siyasetin merkezine çekilmesi tartışılırken:
MHP yüksek perdeden konuşuyor, DEM Parti kendi açısından savunuyor, diğer aktörler sahneye çıkıyor.

Peki AK Parti ne diyor, CHP ne diyor?
Daha önemlisi: Ne söylemekten kaçınıyorlar?

İktidarın suskunluğu siyasi hesabın ürünü olabilir.
Ama CHP’nin suskunluğu, ana muhalefet olma sorumluluğuyla bağdaşmamaktadır.

Bugün Türkiye, ekonomik krizleri, dış politika gerilimlerini, adalet tartışmalarını konuşuyor.
Ama bütün bunların üzerinde daha temel bir soru duruyor:

Terör örgütünün liderini yeniden siyasetin merkezine taşıyan bir Türkiye mi, yoksa terörle arasına net mesafe koymuş bir demokratik hukuk devleti mi?

Bu soruya en net cevabı vermesi gerekenler, bugünü yöneten AK Parti ile yarına talip CHP’dir.

İmralı bu kadar çok konuşulurken, onların bu kadar az konuşması; Türkiye’nin kaderini etkileyecek yeni bir döneme girerken gözden kaçırılmaması gereken en büyük çelişkidir.

20 Kasım 2025

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER