Kararsızlar Partisi ve Muhalefet / Ahmet Orhan Yazdı...

Kararsızlar Partisi ve Muhalefet / Ahmet Orhan Yazdı...

Türkiye siyasetinde seçmenin yön arayışı sürüyor. İktidar yıpranırken muhalefet güven üretebiliyor mu? Anketlerde büyüyen kararsızlar kitlesi ne anlatıyor?

Dünya demokrasilerinde siyasi partilerin iktidara gelişinde çoğu zaman bir nöbetleşme düzeni göze çarpar. Yirmi yılın üzerinde kesintisiz iktidar, istisnai örnekler dışında nadirdir. Seçmen, hükümet performansını yetersiz bulduğunda yönünü değiştirir; muhafazakâr bir iktidarın ardından sosyal demokratlar ya da farklı siyasi çizgiler şans bulabilir.

Türkiye’de ise çok partili hayata geçildiğinden bu yana merkez solun uzun süreli ve istikrarlı bir iktidar pratiği sınırlı kalmıştır. Bu durum üzerinde, özellikle merkez solun ana taşıyıcısı olduğunu iddia eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşünmesi gerekir.

1980 sonrasında CHP’nin geçirdiği siyasal dönüşüm, parti kimliğinde belirgin değişiklikler doğurmuştur. Parti her ne kadar kurucu ilkelerine bağlılığını vurgulasa da, altı okun bazı ilkelerinin yorumlanışında, en hafif ifadeyle bir esneme olduğu yönünde yaygın bir kanaat oluşmuştur. Özellikle milliyetçilik anlayışının dönüşümü, parti tabanında ve seçmen nezdinde tartışmalı bir alan hâline gelmiştir.

CHP’nin Kürt meselesine yaklaşımı; eşit yurttaşlık ve ana dilde eğitim gibi başlıklarda geliştirdiği söylem, bir kesim tarafından demokratikleşme adımı olarak görülürken, bir başka kesim tarafından ise sınırları belirsiz tavizler olarak değerlendirilmektedir. Bu ikili algı, partinin net bir kimlik sunmasını zorlaştırmış, geniş bir seçmen tabanında şüphe doğurmuştur.

Türk seçmeni geçmişte de yerel yönetimleri bir tür “iktidar ehliyeti sınavı” olarak kullanmıştır. Nitekim Erbakan’ın liderliğindeki siyasi hareketin yerel seçimlerde elde ettiği belediyeler, sonraki genel seçimlerde iktidar yolunun kapısını aralamış; seçmen, yerelde gördüğü performansı genelde ödüllendirmiştir.

Bugün ise benzer bir fırsat CHP’nin eline geçmiş olmasına rağmen, bazı belediyelerde ortaya çıkan yönetim sorunları ve adli soruşturmalar, partinin iktidar alternatifi olma iddiasını zayıflatmaktadır.

Gelinen noktada, anketlerde CHP’nin zaman zaman birinci parti görünmesine rağmen, iktidarla arasında belirleyici bir fark oluşturamadığı görülmektedir. Bu tablo, seçmenin yalnızca iktidardan uzaklaşmakla kalmadığını, aynı zamanda muhalefette de güçlü bir alternatif göremediğini düşündürmektedir.

Nitekim kamuoyu araştırmalarında en geniş kümenin “kararsızlar” olması tesadüf değildir. Türkiye’de belki de fiilen birinci parti, kararsız seçmenlerdir. Bu kitle, mevcut iktidara mesafeli olduğu kadar muhalefete de temkinlidir.

Muhalefet partileri henüz bu seçmene güçlü bir yön duygusu verebilmiş değildir. Bu belirsizlik ortamı ise iktidar blokunun siyasi manevra alanını genişletmektedir.

Sonuç olarak mesele yalnızca iktidarın gücü değil, muhalefetin ikna kapasitesidir. Belediyelerdeki performans, kadro kalitesi ve tutarlı bir siyasal dil, muhalefetin güven üretme kapasitesini doğrudan etkilemektedir.

Türkiye’nin önündeki asıl soru şudur:
Seçmen yeni bir yön mü arıyor, yoksa güvenilir bir adres mi?

10 Şubat 2026 

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2026, 20:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER